1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. Mumcu Suikastı'nın perde arkasıyla yüzleşmeye cesaretiniz var mı?
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Mumcu Suikastı'nın perde arkasıyla yüzleşmeye cesaretiniz var mı?

A+A-

Dün Uğur Mumcu'nun katledilişinin on altıncı yıldönümüydü. Cumhuriyet gazetesi, tetiği çektirenlerin hala kayıp olduğuna dikkat çekiyordu.

Uğur Mumcu Cinayeti, başından beri defalarca “İslamcılar”ın üzerine yıkılmış; bu süreçte tam sekiz defa “katiller bulunmuş”tu!

Bir başka deyişle, suikastın perde arkası sekiz defa “aydınlatılmak” suretiyle karartılmıştı.

Cinayetin “dinciler”in üzerine yıkılarak “izah” edilmesi gözbağcılığına Cumhuriyet de iştirak etmişti.

24 Ocak 1993'teki Mumcu Cinayeti, Statüko ve destekçileri tarafından ısrarlı bir biçimde “dinci örgütlere” veya “İran bağlantısı”na dayandırılmıştı.

Mumcu'nun cenaze töreni de “muhafazakar kesim aleyhine” devasa bir gösteriye dönüştürülmüştü.

*

Bugün gelinen nokta çok farklıdır:

Statükocuların/laikçi-ulusalcı cephenin Mumcu Suikastı'nın arka planı hakkındaki yıllanmış tezleri çoktan çöpe gitmiş durumdadır.

Tam bu noktada sorulması gereken kritik soru şudur:

Cumhuriyet gazetesinin Mumcu Suikastı'nın perde arkası ile yüzleşmeye cesareti var mı?

İlhan Selçuk'un gazetesi, Ergenekon örgütünün sıkı destekçisidir.

Ergenekon'un üzerine gidilmesinden müthiş rahatsızlık duyuyorlar.

Mumcu Suikastı'nın aydınlatılmasına yarayabilecek bazı ciddi bilgiler ve gelişmelerin Ergenekon Soruşturması kapsamında gün ışığına çıkmaya başladığını hatırlayalım.

Ergenekon iddianamesindeki bir belgede şöyle deniliyor:

“Uğur Mumcu Kuzey Irak'a yollanan seri numaraları silinmiş 100 bin silahın izini sürerken suikasta uğradı…”

O belgede, dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in K.Irak'a gönderilen silahlar konusunun takipçisi olduğuna dair bilgilere de yer veriliyor ve Bitlis'in Mumcu'nun öldürülmesinden yirmi beş gün sonra şehit düştüğüne dikkat çekiliyor.

Ayrıca…

Ergenekon tutuklusu Ümit Oğuztan'ın polisteki sorgusunda (2001) “Ergenekon örgütünün Kuzey Irak'taki Kürt yönetimine ve PKK'ya silah sevk ettiği, Mumcu'nun bundan haberdar olduğu ve bu yüzden öldürüldüğü” iddiaları yer alıyor.

*

Ergenekon Davası her geçen gün boyutlanıyor.

Giderek yakın geçmişte Türkiye'yi sarsan kimi suikastların –Mumcu Cinayeti dahil- aydınlatılmasına yarayacak yeni gelişmelerin ortaya çıkabileceğini ve bu suikast dosyalarının davaya eklenebileceğini öngörmek zor değil.

Ergenekon'un medyadaki avukatlarından Cumhuriyet gazetesi Mumcu Suikastı'nın arka planında Ergenekon örgütünün olduğu ispatlandığı vakit ne yapacak, doğrusu çok merak ediyorum.

Cumhuriyet yönetimi, gazetelerinin bombalanması olayının üzerine gitmemeye özen göstermiş ve Danıştay-Ergenekon bağlantısının netleşmesinden de memnun kalmamıştı.

(Danıştay Saldırganı'nın da ısrarla “dinci katil” diye sunulduğunu ancak tetikçinin Ulusalcı/Ergenekoncu olduğunun ortaya çıktığını unutmayalım.)

*

Danıştay Cinayeti ile Mumcu Suikastı'nın akrabalığı daha doğrusu her iki provokasyonun da “aynı gizli mekanizmanın işi” olduğu gerçeği “er ya da geç” ortaya çıkacaktır.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT