1. HABERLER

  2. HABER

  3. DÜNYA

  4. Mumbai Batıyor, Herkesin Gündeminde Houston Var!
Mumbai Batıyor, Herkesin Gündeminde Houston Var!

Mumbai Batıyor, Herkesin Gündeminde Houston Var!

ABD’deki sel felaketi ile Hindistan, Nepal ve Bangladeş’teki sel felaketi Avrupa’daki medya organları için aynı oranda haber değeri taşımıyor.

A+A-

Avrupa merkezli medya organları, ABD’nin Teksas ve Louisiana eyaletlerindeki sel felaketine dair haberlerle dolup taşıyor. Ancak haziran ayından bu yana Hindistan, Nepal ve Bangladeş’te bin 500 kişinin ölümüne neden olan Güney Asya’daki sel felaketine ise aynı medya organlarında yeteri kadar yer verilmiyor.

Avrupa basınından yorumlar sunan Euro Topics sitesine göre, köşe yazarları, yaptıkları medya eleştirisinde bunun Avrupa’nın değerleri hakkında ne ifade ettiğini sorguluyor.

“Biraz Daha Fazla Denge Fena Olmaz”

Almanya merkezli Süddeutsche Zeitung, Batı medyasının denge gözetmez haberciliğinden rahatsız:

“Avrupalılar belki de hala post-sömürgeciliğin kibrinden kurtulabilmiş değil. Belki de, kendilerine bile itiraf edemedikleri ırkçı düşüncelere sahipler. Kötümser bir karşılaştırma yapacak olursak, Batı’daki bir insanın hayatını kaybetmesinin yarattığı infiale ulaşmak için Banglaşteş’te yüzlerce çiftçinin boğularak ölmesi gerekiyor. ... Dünyadaki bütün kurbanların aynı şekilde infial yaratması mümkün değil kuşkusuz. Ama birazcık denge fena olmazdı ve bu zengin Batı dünyasının, insan onurunun evrensel ve vazgeçilmez olarak gördüğünü gösterirdi.”

“Normalin Çok Uzağındayız”

Finlandiya merkezli Helsingin Sanomat da Batı dünyasındaki haberciliğin diğerlerine kıyasla tamamen yanlış bir tablo yansıttığını düşünüyor:

“Hindistan’da yaşanan, kasırga değil, yıllık muson rüzgârlarıdır. Bu yıl onlarca yılın en güçlü muson yağmurları yaşandı. ... Hindistan’daki su taşkınlarından söz etmemek, yaşanan acıların ve sellerin normal olduğu izlenimini yaratıyor. Ama aslında hiç öyle değil. Mumbai’de ve Houston’da yaşanan insanlık dramı aynı. Her iki felaket de iklim değişikliğinin etkilerine alışmaya çalışan ve bu değişiklikleri olağanüstü hava koşullarına bağlayan bir dünyada gerçekleşti. Her ikisi de aynı tarihin parçasıdır.”

HABERE YORUM KAT