Mülteci Kampları Dramatik Hikâyelerle Dolu

20.03.2012 10:14
Mülteci Kampları Dramatik Hikâyelerle Dolu
Suriye’deki katliamdan kaçabilenlerin sığındığı ülkelerden biri Türkiye. Gelenlerin bazısı çocuklarını bırakıp savaşmak için geri dönüyor.

Selim Budak ve Bilal Öğütçü’nün haberi:

Suriye'deki katliamdan kaçıp Türkiye'ye sığınanların kaldığı Hatay'daki kamplar acı ve gözyaşıyla dolu. Çadırkentlerde yaşayanların çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluşturuyor. Esed rejimine karşı mücadele eden babalar ise sınırın sıfır noktasına kadar getirdikleri eşlerinden ve çocuklarından ayrılıp savaşmak için geri dönüyor. Çoğu, ailelerini bir daha göremeyeceğini biliyor. Ancak çocuklarını kurtarmış olmanın rahatlığı içindeler.

Humus'u yerle bir eden Esed rejiminin, katliamları Türkiye sınırına yakın İdlib kentine taşıması büyük bir göç başlattı. Saldırılardan kaçan Suriyeliler çareyi Hatay'a gelmekte buluyor. Her gün ortalama 250 Suriyeli, Yayladağı, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinden giriş yapıyor. Sınırın sıfır noktasında ise acı dolu ayrılıklar yaşanıyor.

Esed zulmüne karşı mücadele eden babalar, eşlerini ve çocuklarını Türkiye'ye bıraktıktan sonra savaşmak için geri dönüyor. Kamplardaki insanların çoğunun kadın ve çocuk olmasının altında da bu dram yatıyor.

Suriyeli kadınlardan biri, eşinin sınıra çok yakın bir mesafede kendilerini bıraktığını anlatırken, gözyaşlarına boğuluyor. Şu ana kadar Türkiye'ye gelenlerin sayısının 16 bini geçtiği belirtiliyor.

Sınırda Türkiye askerleri tarafından karşılanan Suriyeliler, arama-kimlik tespitinin ardından araçlarla çadır kamplara götürülüyor. Gelenlerin ellerindeki torbalar dolusu ekmek dikkat çekiyor. Sınıra yürüyerek 3-4 günde ulaşan Suriyeliler, ne ile karşılaşacaklarını bilmediklerini, aç kalmamak için yanlarına çokça ekmek aldıklarını anlatıyor.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kendi halkına yönelik başlattığı katliamdan kaçanlar, Hatay üzerinden Türkiye'ye sığınmaya devam ediyor. Humus ve İdlib'de son günlerde Suriye ordusunun yaptığı bombalamalarla tedirgin olan halk, çareyi Türkiye sınırına kaçmakta buluyor.

Muhaliflerin kaçarak Türkiye'ye giriş yaptıkları üç nokta dikkat çekiyor. Bunlardan ilki Yayladağı ilçesinin Güveççi köyü. Muhaliflerin yoğunlaştığı diğer noktalar ise Reyhanlı ilçesinin Kavalcık köyü ile Altınözü ilçesi. Esed'in zulmünden kaçan Suriyeliler, yanlarına alabildikleri sınırlı sayıdaki eşyaları ile bu noktalardan Türkiye'ye giriş yapıyor. Genellikle gruplar halinde gelen kaçkınlar, yanlarına alabildikleri birkaç parça kıyafetten oluşan yükleri ile yürüyerek sınıra ulaşıyor.

Eşlerini Suriye'de bırakan kadınlar, çocuklarının hayatlarını kurtarmak için çareyi Türkiye'ye gelmekte bulduklarını belirtiyor. Birçok erkek de, aileleri ile birlikte Türkiye'ye geldikten sonra, Suriye'deki muhaliflere destek vermek için tekrar ülkesine dönüş yapıyor.

ahmed-marandi-dede-yetim.jpg

BABALARI KURŞUNA DİZİLDİ: ÜÇ YAVRU YETİM KALDI

3 çocuğunu ve karısını Türkiye'ye getiren Suriyeli Heysam, kız kardeşlerini de kurtarmak için köyüne dönünce askerler tarafından kurşuna dizildi. 2 oğlunu birden kaybeden dede, şimdi 3 minik çocuğa babalık yapıyor. Geride kalan yetimlerden Hamza henüz bir yaşında.

Hamza, Ahmed ve Emine... Üç küçük çocuk. Kaldıkları çadırkentin yanındaki arazide arkadaşlarıyla oynuyorlar. Suriye'deki katliamdan, Türkiye'ye neden geldiklerinden haberleri yok. Geçen hafta babaları Heysam'ın, Beşşar Esed'in adamları tarafından kurşuna dizildiğini anlayacak yaşta bile değiller.

Hamza daha bir yaşında, dedesi Ahmed Marandi'nin kucağından inmiyor. Soğuktan yanakları kızarmış, gözünden yaş geliyor ama o buna hiç aldırmıyor. 3 yaşındaki Ahmed ve 5 yaşındaki Emine de baharın ilk günlerinde açan çiçeklerden topluyor. Çiçekleri bir demet haline getirmişler, ellerinden bırakmıyorlar.

3 minik yavrunun dedesi Ahmed Marandi iki oğlunu kaybetmiş ama metanetini koruyor: "Sabredenleri müjdele, diyen Allah var. Sabrediyoruz. Bir gün bu zulüm bitecek."

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in katliamından Türkiye'ye kaçan mültecilerin acı hikâyeleri yürek burkuyor. Geçen yıl Türkiye'ye gelen ve çadırkentte yaşayan 64 yaşındaki Ahmed Marandi bir hafta önce iki oğlunu kaybetmenin acısını yaşıyor. Oğulları Heysam ve Firas'ın kız kardeşlerini getirmek için 6 arkadaşı ile Suriye'ye gittiğini anlatan baba Marandi, geriye dönebilen bir kişiden iki oğlunun köy meydanında kurşuna dizildiği haberini aldıklarını söylüyor.

Ahmed Marandi'nin 8 çocuğu var. 3 oğlu ve 3 kız çocuğu ile geçen yıl zulümden kaçıp Türkiye'ye sığınmış. Adını vermek istemediği bir çadırkentte kalıyor. Baba Marandi, iki çocuğunun Suriye'ye gitme hikâyesini şöyle anlatıyor: "Heysam ve Firas, 10 gün önce geride kalan kız kardeşlerini getirmek için sınıra 7-8 kilometre uzaklıktaki köyümüz Hamami'ye gitti. Yanlarında 6 kişi daha vardı. Sadece bir kişi geri dönebildi. Aldığımız bilgiye göre çocuklarımın da içinde olduğu 16 kişiyi Esed'in adamları köyün ortasında önceki cumartesi günü katletmiş. Köylülerin gözü önünde kurşuna dizmişler. Cesetler köy meydanında bekletilmiş. Cenazelerini de saatler sonra alabilen akrabalarımız defnetmiş."

Oğlu Heysam'ın çocuklarını yanından hiç ayırmayan dede Marandi, Esed'in yetim kalan torunlarının babasına nasıl kıydığını soruyor? "Bir yıldır bir katliam var. Binlerce çocuk, anne ve babasını kaybetti. Çocukları bile öldürüyorlar." diyen Ahmet Marandi, şimdi torunlarına babalık görevi yaptığını dile getiriyor.

Kızlarını getirmek için giden iki oğlunun şehit olduğuna inanan baba Marandi, "Çocuklarım kardeşleri için gitti. Ama dönemediler. Onlar üzerine düşen görevi yaptı ve şehit oldular. Bu yaşımda ben de kızlarımı getirmek için giderdim. Ben Esed'in babası Hafız Esed'in yaptığı zulmü de yaşadım. Şimdi sabretmekten başka çaremiz yok. Allah'a dua ediyoruz. Bu zulüm bitecek." şeklinde konuşuyor.

SURİYE ORDUSU HALKI KALKAN YAPTI

Baba Marandi'ye Heysam ve Firas'ın öldürüldüğü haberini Muhammed Abdürrezzak İbrahim vermiş. Birlikte sınırı geçtikten sonra ayrıldıklarını, kendisinin bir süre sonra Hamami köyüne ulaştığını belirten İbrahim, köy meydanında karşılaştığı korkunç manzaranın etkisinden hâlâ kurtulamamış:

"16 kişi kurşuna dizilmiş yerde yatıyordu. Heysam ve Firas da onların içindeydi. Askerler cesetleri 'teröristleri görün' diyerek 7 saat köy meydanında bekletti. İlk önce sahip çıkamadık. Ayrıldıktan sonra cenazeleri alabildik. Akrabaları ile birlikte defnettik."

Abdürrezzak İbrahim, çok zor şartlarda sınırı geçtiklerini, köye ancak 3 günde ulaşabildiklerini kaydediyor.

ZAMAN / 19.03.2011

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim