NOT: Z Raporu'nda bu hafta malumatfuruşluk yapmadık. Dünyamızda yaşanan mülteci gerçekliğine Ramazan vesilesiyle kapı açalım dedik. Yerinden ve yurdundan olmak, ne zaman geri döneceğini bilmemek, dönüp de neyle karşılacağı konusunda fikri olmamak. En iyi şartlarda yaşasan, emniyette olsan dahi, geride bıraktıklarını, hatıraları, dostları, eşleri, akrabaları, hatta evin kokusunu her an hatıralarda yaşamak/yaşatmaya çalışmak. İşte mültecilik. Bir kampta, zorlu yaşam koşulları ile yaşama tutunmaya çalışmak. İşte Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Ramazan ayına özel bir mülteci dosyası hazırlamış. 'İnancın 30 günü' adını taşıyan bu dosya ile dünyanın farklı köşelerinden Müslüman mültecilere Ramazan ile ilgili duyguları sorulmuş ve fotoğraflanmış. Biz de hayatın öteki yüzünü gösteren dosyayı sizinle paylaşmayı bir görev bildik. Dosyanın hazırlanmasında her türlü yardımı ve ilgili gösteren UNHCR yetkililerine özel teşekkürlerimizle.

Her gün dönmeyi düşünüyorum

hapisten_multeci_kampinafe94152a.jpg

Ziad, 31 yaşında, 3 yaşında bir çocuğu var, adı Tarık. Ürdün'de bulunan Zaatari mülteci kampında ailesiyle birlikte yaşıyor ve bu belki de en büyük şansı. Çünkü bir sene öncesine kadar hapishanede olan Ziad, çocuğunun eve gel çağrısına 'Kapı kilitli' diyerek cevap veriyordu. 'Tüm ailesinin, anne baba ve kardeşlerinin hala Suriye'de olduğunu söyleyen Ziad, köyünün bombalanmasını da televizyonda izlemiş. Tarık'ın her gün kendisiyle birlikte dua ettiğini söyleyen Ziad, 'Gün olmuyor ki pılı pırtıyı toplayıp Suriye'ye dönmeyi düşünmeyeyim' diyor. Fotoğraf: UNHCR/J. Kohler

Ağaçta kalan meyveler

agacta_kalan_meyvelerf2c8f251.jpg

Ramazan'ın ikinci gününde Ürdün'deki Za'atri mülteci kampında çekilen bu karede küçük bir kız çocuğu iftar için hazırlık yapıyor. Biraz eğlence, biraz büyüklere yardım. Suriye'den Ürdün'e iltica etmek zorunda kalan aile memleketlerindeyken meyve-sebzeye para vermek zorunda değilmiş. Sadece bahçeye gidip istediklerini toplarlarmış. Suriye'de kalan yakınları bahçelerindeki meyvelerin toplanmadan yere düştüğünü söylüyormuş. Fotoğraf: UNHCR/ Jared Kohler

Güzel bir rüya ile yaşamak

guzel_bir_ruya_ile_yasamak9858411d.jpg

Bir zamanlar, aşılmaz Afgan dağlarında büyük sürülere çobanlık yapan Lalako, bugün 85 yaşında ve 33 yıldır, Pakistan'da mülteci olarak yaşıyor. 7 yıl önce geçirdiği felç sebebi ile belden aşağısı tutmayan Afgan ihtiyar, 'O huzurlu günleri, güzel bir rüyaymışcasına hatırlıyorum' diyor. Oğulları tarafından İslamabad'taki I-12 mülteci yerleşim biriminde inşa edilen evde, eşiyle yaşayan Lalako, her şeye rağmen, Ramazan'ı 5 çocuğu ve 37 torunu ile birlikte geçirmekten mutluluk duyuyor. Mülteciliği unutalı çok olan Lalako, torunlarına her fırsatta Hz. Muhammed'in hayatından ve iyi bir insan olmaktan bahsediyor. Fotoğraf: UNHCR/ Duniya Aslam Khan

Bombalarla açılan iftar!

bombalarla_acilan_iftarc732eb29.jpg

Esed rejimi Suriye'yi yıkıma uğratmadan önce, İsmail Fransızca öğrenimi görüyordu. Şimdi ise Ürdün'de Zaatri mülteci kampında, amcasına ait mutfak eşyaları satan küçük dükkanda çalışıyor. Geçen yıl Ramazan'da Suriye'de olan İsmail'in evi tam iftar vakti bombalanmış. Şimdi evinden uzak olsa da güvende olduğu için mutlu. Peki ya geride kalanlar? Fotoğraf: UNHCR/Jared Kohler

Gönül zengini

gonul_zengini9c123032.png

Bundan iki yıl önce Afganistan'dan Pakistan'a iltica eden Davut, yaşamakta olduğu mülteci kampında küçük bir bakkal dükkanı işletiyor. Ramazan onun için hayli yoğun bir dönem. Sattığı buzları almak isteyen birçok müşteri var. Zengin biri olmadığı için zekat veremediğini ve çocuklara ücretsiz buz vererek iyilik yapmaya çalıştığını söylüyor. Fotoğraf: UNHCR/ Duniya Aslam Khan

Hücrede Ramazan

hucrede_ramazan5344b802.jpg

Tayland'ın Ayutthaya Göçmenlik Merkezi, 20 Arakanlı Müslüman'a ev sahipliği yapıyor. 16 gün boyunca bir teknede kısıtlı su ve yiyecek ile Myanmar'dan kaçan mülteciler daha güvende oldukları Tayland'a gelmeyi başarmışlar. Aralarında Myanmar zulmünde yakınlarını kaybedenler de var. Tutuldukları hücrede namaz kılıyorlar ve bu sıkıntılı günlerin geçmesi için dua ediyorlar. Amin. Fotoğraf: UNHCR / Vivian Tan

Her yer şadırvan

her_yer_sadirvan9286bf34.jpg

27 yaşındaki Kahie 1991'den bu yana Dadaab mülteci kampında yaşıyor. Kampta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne bağlı bir tercüman olarak iş bulmuş. İftarını arkadaşları ve komşularıyla paylaşarak açıyor. Bu ayda Müslüman kardeşleriyle ve Müslüman olmayanlarla bile yakınlaştığını ifade ediyor. Çekilen bu fotoğrafta bir bidondan abdest alırken görüntülenmiş. Allah kabul etsin. Fotoğraf: UNHCR / Brendan Bannon

Mısır'da Basil'i düşünmek

63 yaşındaki Dalal, Suriye'de geçirdiği güzel Ramazanların anısıyla Mısır'da sürgünde yaşıyor. İç savaşın baş gösterdiği ülkesindeki son Ramazan'ı hatırlarken gözleri doluyor: 'Tam iftar vakti, henüz bir kaşık almışken, tüfek ve top sesleri başlıyordu, kendimize sığınacak bir yer bulmak için hemen sofrayı terk ediyorduk.' Dalal'ın bugünlerde en büyük endişesi, bir yıldan fazladır haber alamadığı ve Suriye'de tutuklandığından endişe duydukları büyük torunu Basil.

Pembe deniz anasıyla iftar yolu gözlüyor

pembe_deniz_anasiyla_iftari_beklemekfa3cc675.jpg

Sula 12 yaşında ve oruç tutmaya başlamış. Kendisi arkadaşlarının bir kısmı gibi bu Ramazan'da oruç tutmaya karar vermiş. Ürdün'deki Suriye mülteci kampında ortak kullanım alanının duvarına şirin görünümlü pembe bir deniz anası çizmiş. Çizdiği bu resimle zaman geçirirken iftar zamanının daha kolay geldiğini düşünüyor. Fotoğraf: UNHCR / Jared Kohler

Oruç umut aşılıyor

umuda_tutunmak46390fef.jpg

Myanmar, bugünlerde katliam haberlerinin eksik olmadığı, İslam coğrafyasının en uzak noktalarından birisi. İşte Myanmar'lı Jume, o katliamdan kaçıp, ABD'ye sığınabilen şanslılardan. Bir göz oda da olsa, Jume, Ramazan ayının diğerlerini düşünmek ve hatırlamak için en uygun zaman olduğunu düşünüyor. Kalp hastalığı olan bir kız çocuğuna sahip olan Jume, Ramazan'da orucun umut aşıladığına inanıyor. Fotoğraf: UNHCR/ Dina Awad

Mülteci kampının mescidleri

multeci_kampinin_mescidleri0fae54b6.jpg

Güneş batmaya yüz tutmuş, iftar vaktine sayılı dakikalar var. Kuzey Ürdün'deki Zaatri mülteci kampında insanlar, birkaç göz odadan oluşan evlerine doğru hızlı adımlarla ilerliyorlar. Köşede, kamptaki insanlarca inşa edilen ve sayısı 50'yi bulan mescidlerden biri gözüküyor. Suriyeli bir mülteci, ülkesinde Ramazan'ın en fazla özlemle hatırladığı etkinliğin, iftar için pişirilen yemeklerin, komşularla paylaşılması olduğunu söylüyor. Şimdi ise kampta bulunan mescidler, benzeri bir sosyalleşme imkanı sunuyor. Fotoğraf: UNHCR/ Jared Kohler

Mülteci ve aşçı

multeci_ve_asci4ac2a0f8.jpg

Kahire'deki Suriyeli mültecilerden Celal, yemek yapmayı çok sevdiğini söylüyor. Şam'daki işini bir yıl önce restoranların kapanmaya başlamasıyla kaybetmiş. Daha önce 8 yıl Suudi Arabistan ve Katar'da aşçı olarak çalışmış. Ancak bu seferki bir zorumluluk diyor ve olayların sükunete ermesiyle birlikte ülkesine döneceği günü hayal ediyor. Fotoğraf: UNHCR/ Shawn Baldwin

İnsanlık dersi

Foddiye ve kocası, Lübnan Bekaa vadisinde sahip oldukları çiftlikte 7 Suriyeli mülteci aileyi hiçbir ücret almadan barındırıyorlar ve bir insanlık dersi veriyorlar. Adeta, yerlerinden yurtlarından olan bu insanlara kol kanat germişler. Foddiye, çiftlikte bahçeden sebzeleri mültecilerden Abou ile birlikte toplarken, Abou, 'Ramazan'da ülkenizden uzakta olmak çok zor ancak burada, Foddiye ve ailesi ile tek bir aile gibiyiz, iftarı birlikte yapıyoruz' diyor.