"Muhamammedun Abduhu ve Rasuluhu"

09.12.2012 00:07
Muhamammedun Abduhu ve Rasuluhu
Özgür-Der Amasya Temsilciliğinde “Muhammedun Abduhu Ve Rasuluhu’nun Anlamı Ve Gereği” Konusu İşlendi

Özgür-Der Amasya Temsilciliğinde “Muhamammedun Abduhu ve Rasuluhu’nun Anlamı ve Gereği” konusu işlendi.

Dernek Temsilciliğinde, Haksöz yazarlarından Mustafa SİEL tarafından özetle şu hususlar vurgulandı.

1- Kişi islam dinine girdiğini “Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu – Ben şahitlik ederimki Allah’tan başka ilah (tanrı) yoktur ve ben şahitlik ederim ki Muhammed O’nun (Allah’ın) kulu (abduhu) ve rasulü - elçisidir (peygamberidir).” kelimeyi şehadeti ile ilan eder. 

2- Kişinin Müslüman olması için sadece “Eşhedu en la ilahe illallah – Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah (tanrı) yoktur” demesi yetmez. “Ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu - Ve ben şahitlik ederim ki Muhammed O’nun (Allah’ın) kulu (abduhu) ve elçisidir (peygamberidir).” demesi de şarttır.

3- Çünkü bir kişi ancak peygamberlerin getirdiği vahiy mesajları (kitaplar) yoluyla iman ve islamın ilkelerini doğru olarak anlayabilir. Daha önceki ilgili seminerlerde iman ve islamın ilkelerini işlemiştik.

4- Biz iman ve islamın ilkelerini son peygamber Muhammed (sav)’in, Yüce Allah’tan elçi melek Cebrail aracılığıyla, vahiy yoluyla almış olduğu mesajların tümünü içeren son ve kıyamete kadar geçerli kitap olan Kur’andan öğreniyoruz.

5- Peygamberler sadece vahiy mesajlarını getirmekle kalmaz, o mesajları bizzat kendileri hayatlarına geçirip yaşamak suretiyle bir usta gibi ashablarına öğretirler. Yani, peygamberler olmadan vahiy mesajları olan kitapların hayata nasıl aktarılıp yaşanacağını gerçekleştirmekte mümkün değildir.

6- 17.İsra Suresi 94 ve 95. ayetlerde, Allah bir insanımı elçi gönderdi diyen müşriklere; eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı, onlara elçi olarak bir melek gönderirdik diye cevap verilmektedir.

7- Çünkü, bir melek insanlara yaşantısıyla örnek (şahit) olamayacağından, 2.Bakara Suresi 151. ayette açıklandığı üzere, peygamberimiz içlerinden birisi olarak onlara Kur’anı okuyup ulaştırmak, kitabı ve hikmeti uygulamalı olarak öğretmek ve onları iç ve dış manevi pisliklerden temizleme yollarını göstermek gibi ancak bir insanın gerçekleştirebileceği görevlerle gönderilmiştir.

8- 22.Hac Suresi 78. ayette açıklandığı üzere, son peygamber Muhammed (sav)’de son vahiy mesajı olan Kur’anı en güzel şekilde hayatına uygulayarak ashabına örneklik (şahitlik)  ve öğreticilik (imamlık) yapmış; Kur’an mesajının hayata nasıl tatbik edilip yaşanacağını göstermiştir ki, bu uygulamalara peygamberimizin sünneti diyoruz.

9- Gerek vahiy mesajı getirmeleri, gerekse bu mesajı hayata aktarmada örneklik etmeleri nedeniyle, 4.Nisa 136. ayette da açıklandığı üzere, tüm peygamberlere iman, imanın 5 temel şartından biridir.

10- Lakin, son peygamber Muhammed (sav)’in peygamber olarak görevlendirilmesiyle, tüm eski peygamberlerin getirdikleri vahiy mesajları olan kitaplar (Tevrat, Zebur, İncil vs.) ile bu peygamberlerin sünnetleri yürürlükten kaldırılmıştır. Artık sadece son ve kıyamete kadar geçerli kitap olan Kur’an ile kıyamete kadar olan tüm insanlar için son peygamber olan Muhammed (sav)’in sünneti geçerlidir. 

11- Bu nedenle, peygamberimizin görevlendirilmesinden kıyamete kadar yaşayan insanlardan (Hıristiyan ve Yahudiler dahil) peygamberimizin peygamberliğini duyup anlayanlar, kelimeyi şahadeti tam olarak getirip Muhammed (sav)’nin getirdiği son din olan islama girmekle ahiret kurtuluşunu kazanabilirler.

12- Kelimeyi şahadette, Muhammed (sav)’nin Allah’ın kulu (abd) ve resulü (elçisi, peygamberi) olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere, Hıristiyanlar İsa (as)’ın kul olduğunu unutup, O’nu Allah’a ortak koşmuşlardır. Bizlerinde aynı hataya düşmememiz için, peygamberimizin Allah’ın bir kulu (abduhu) olduğu, özellikle belirtilmiştir.

13- Müslümanlar Hıristiyanlar gibi Muhammed (sav)’i direk ilahlaştırıp Allah’a ortak koşmamışlarsa da, birtakım anlayışlar dolaylı olarak ilahlaştırma anlamına gelmektedir.

14- Mesela, kainatın peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı, peygamberimiz olmasaydı kainatın yaratılmayacağı gibi inanç ve iddialar; Muhammed (sav)’in direk olmasa da, dolaylı olarak ilahlaştırılması (tanrılaştırılması) anlamına gelir.

15- Yine peygamberimizin ahirette hesap yerinde Yüce Allah’ın sağ tarafında oturup insanların hesaba çekilmesine ortak olacağı ve peygamberimize dilediği kulları bağışlama ve şefaat etme izni vereceği gibi iddialar, Muhammed (as)’in dolaylı olarak ilahlaştırılması (tanrılaştırılması) anlamına gelir.

16- 10.Yunus Suresi 15. ayette açıklandığı üzere, peygamberimiz kendisine indirilen Kur’ana insanlara ulaştırmak (tebliğ) ve kendi hayatında uygulamakla (şahid) sorumludur. Yoksa peygamberimiz dinde hüküm koyucu değildir. Bu nedenle, peygamberimizi Kur’an ayetleri gibi dinde hüküm koyucu kabul etmekte, peygamberimizin dolaylı olarak rableştirilmesi - ilahlaştırılması (tanrılaştırılması) anlamına gelir.

17- Bazı Müslümanlarda, peygamberimizin sadece bir posta memuru gibi Kitabı getirmekle sorumlu olduğunu; kitabı hayata aktarma konusunda O’nun bir görevi olmadığını, peygamberimizin sünnetinin olmayacağını, her müslümanın peygamberimizin uygulamalarına bakmadan Kur’andan anladıklarıyla islamı yaşayacaklarını iddia ediyorlar.

18- Bu iddia, Yahudiler’in başta Musa (as) olmak üzere peygamberlerini önemsememe, hafife alma ve dini peygamberin örnekliği (sünneti) olmadan yaşama iddialarına benzemekte olup, pratikte kesinlikle mümkün değildir.

19- Peygamberimizin hayatını ve sünnetini bilmeden değil islamı yaşamak, Kur’anı doğru anlayabilmek bile mümkün değildir. En açık misal olarak, islamın temel şartlarından olan namaz Kur’anda detaylı olarak anlatılmamış olup, bizler namazları peygamberimizden bize dek gelen uygulamalı (mütevatir) sünnet yoluyla, bizden önceki nesillerden uygulamalı olarak öğrenip kılıyoruz.

20- Yahudiler başta Musa (as) olmak üzere peygamberlerini hafife alarak onlara gereken saygıyı göstermediler. Hıristiyanlar ise İsa (as)’a haddinden fazla saygı göstererek O’nu ilahlaştırdılar (tanrılaştırdılar). Biz müslümanlar bu iki din mensuplarından ibret almalı, peygamberimizi hem bir kul, hemde peygamber olarak tanıyıp, abartmadan ve aşırıya gitmeden gerekli saygıyı göstermeliyiz.

21- Tüm peygamberlerimize ve son peygamber Muhammed (sav)’e saygı göstermek ve O’nu canımızdan fazla sevmek, gerçek imanın mutlak bir gereği ve neticesidir. Bu konuda pek çok ayet bulunmakta olup, mesela 33.Ahzab Suresi 6. ayet ile 49.Hucurat Suresi 1’den 5’e kadar olan ayetlerde bu hususta bir takım açıklamalar yapılmıştır.

22- Peygamberimize gerekli saygı ve sevgiyi gösterebilmek için, O’nun hayatını iyi öğrenmek ve üstün kişiliğini iyi tanımak gerekmektedir. Peygamberimizin üstün kişiliği bizzat Kur’anda, 68.Kalem Suresi 1’den 6’ya kadar olan ayetlerde açıklanmıştır.

23- Peygamberimizi doğru tanımanın en sağlam yolu Kur’andır. Kur’anı okuyup anladıkça peygamberimizi doğru olarak tanıyacak, O’na olan saygı ve sevgimiz artacaktır.

24- Peygamberimizle alakalı her türlü kitap, hadis ve siyer bilgilerinde doğrularla yanlışlar iç içe karışık olup; bu kitapları Kur’anda verilen bilgilerle kıyaslayarak okumak suretiyle, peygamberimiz hakkındaki yanlış bilgileri ayıklamamız gerekir.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim