1. YAZARLAR

  2. Ergün Yıldırım

  3. Muhafazakârlık, Birlik ve Fitne
Ergün Yıldırım

Ergün Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Muhafazakârlık, Birlik ve Fitne

A+A-

 

Türkiye muhafazakârlığı bir siyasal kültüre dayanır. Bu siyasal kültürde fitne ve birlik dikotomisi büyük bir anlama sahip. Bugün bile söz konusu anlam siyasete etkide bulunmaya devam ediyor. İslam'ın halifeler döneminde büyük siyasal kargaşalar yaşandı. Üç halifenin suikastla öldürülmesi bunun önemli delili. Sıffin Savaşı ve Cemel Vakası, İslam toplumlarında birlik ve fitne dikotomisinin siyasette ürettiği gerilimi anlatan ilk önemli olay. İslam siyaset düşüncesi de büyük ölçüde ortaya çıkan siyasal kargaşaları önlemek ve siyasal otoritenin bu anlamdaki işlevini meşrulaştırmak üzere yapılandı. Gazali, bu konuda en çok mesai harcayanların başında gelir. Siyasal otoritenin varlığını başlangıçta kudret, ilim ve adalet temeliyle açıklarken daha sonra ümmetin birliğinin fitneden uzaklaşmayla sağlanacağını ifade eder. Bunu sağlayan tüm otoriteleri meşru görür. Onun siyaset teorisinde siyasal otoritenin istişare ve icma gibi gerekli halleri bile ikincil duruma düşer. Asıl olan ümmetin birliğini korumak ve sürdürmektir. Ümmetin varlığına ve birliğine yönelen tehdit fitnedir. Bunu savmaya yönelik tüm iktidarlar meşrudur. El İktisad fi'l İtikad adlı eserde bu teori inşa edilir. İslami siyasal kültürün ana akım (Ehlisünnet) ruhunda bu yaklaşım hâkimdir.

İslam toplumlarında siyasal otoritenin en büyük meşruiyeti istişare, icma, biat gibi katılıma yönelik yöntemler, pratikte büyük ölçüde ikincil öneme sahip olmuşlardır. Asıl olan toplumsal birliği ve bu birliğin dayandığı hukuku (şeriatı) korumaktır. Dolayısıyla fitne, bütün biçimlerinden kaçınılması gereken bir olgudur. Ümmetin maslahatı için bu zorunludur. Böylece fitne, bir siyaset teorisine dönüşür. Prensipler, durumlar ve hükümler taşır içinde. Kaçınılması gereken en büyük düşmandır. Tarih içinde Müslümanlığa yönelen en büyük politik şeytandır. Çoğunlukla bunun arkasında Yahudilik gibi İslam dışı güçler görülür, Abdullah bin Sebe gibi İslam dışı şahsiyetlerle açıklanır. Çünkü fitne, ideal bir Müslümanın taşıyacağı bir davranış değildir. Siyasal fitne de aynı şeydir. Münafıklar ve dönme Yahudilerle anılır.

Siyasetin fitneyle ilişkisi, çok dramatik ve çok trajiktir. Bu trajik durumları aşmak ve tekrar yaşamamak için siyasal otorite, toplumsal birlik için tartışılmaz bir zorunluluktur. Çünkü hukuk düzenini (şeriatı) dağıtmakta ve toplumun (ümmetin) birliğini bozmaktadır. Dolayısıyla birliği sağlayan ve fitneden toplumu koruyan bütün kudret biçimleri (hükmetme tarzları) meşru görülür. Hangi amacı taşırsa taşısın nizama (birliğe) yönelen tüm davranışlar ve düşünceler fitnedir. Burada bir siyasal uzlaşma ortaya çıkar. İslam toplumlarının tarih içinde geliştirdikleri ümmetin birliği ve fitneden uzak durma konsensüsüdür bu. Bu konsensüs, Osmanlı örneğinde büyük bir coğrafyada güvenlik ve adaleti sağlamayı başarmıştır. Ümmetin varlığı, en önemli amaç olarak kabul edilir. Bunu sağlayacak nizam (devlet, otorite, iktidar, dava) halkın gönlünde kabul görür. Toplumsal rıza böyle oluşur. İslam uleması, irfan ehli ve önde gelen yöneticiler de bu rızanın etrafında toplanır.

Muhafazakâr siyaset, ümmetin birliğini sağlayan bir nizam fonksiyonunu icra ettikçe Müslümanlara büyük bir öz güven sağlar. Türkiye'de İslamcılar, Nakşiler, Nurcular AK Parti etrafında oluşan siyasal otorite rekabetlerine bu siyasal bilinçaltıyla yaklaşıyorlar. AK Parti'ye, siyasete böyle bakıyorlar. Son üç yılda kopan onca fırtınaya rağmen bahsedilen kesimlerle AK Parti nizamı arasında söz konusu konsensüs devam etmektedir. Çünkü ümmetin birliğini sağlayan nizamın etrafında toplanıldığına inanılmakta ve bunu bozmaya yönelen davranışa da fitne olarak bakılmaktadır. Ahmet Davutoğlu'nun genel başkanlık ve başbakanlık görevlerinden çekilmesi ve bütün kişisel menfaatlerini bir kenara bırakması birlik ve fitne dikotomisi açısından oldukça önemli. Veda konuşmasında davaya bağlılık, birlik ve beraberlik vurgusunda bulunarak her çeşit fitne girişimlerine karşı bütün kapıları kapattı. Muhafazakâr siyasetin tabanı da Davutoğlu'nun görevini bırakmasını davanın selameti ve fitneye yol açmamak açısından meşru görmektedir. Siyasal bilinçaltı işlemeye devam etmektedir.

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT