Mübâdele ve mübâdiller

19.08.2009 05:47

Yağmur Atsız

Cumhuriyet” Yazarı Mümtaz Soysal bizim Kürdlerle Kuzey Irak’daki Türkmenlerin mübâdele edilmesini önermiş. Soysal’a göre Cumhûriyet, yâni devletimiz, ayakda kalmak için bu kökden ve kalıcı çözüme başvurursa bunun vebâli de adam gibi oturdukları yerde oturup seslerini kesmeyen Kürdlere âid olacakmış. Bu parlak fikre muttalî olunca, tüh be yâhû, diye düşündüm, daha önce niye akıl edemedik, anasını satdığımın? Sonra da, bulanı ben olamadım, bâri gelişmesine katkıda bulunayım görev bilinciyle şu ilâveyi muhterem kamuoyumuzun istifâdesine sunmaya karar verdim:

Bizdeki Kürdlerin sayısı Kuzey Irak’daki Kürdlerin sayısından fazla olduğundan o fazlaları için Barzânî’den fidye taleb edelim. Meselâ kelle başına yüz papel mâkuldür. İşin karaborsa tarafına kaçmayalım. Fakat hazır para ederlerken portföyümüzdeki Kürdleri yok pahasına da elden çıkarmayalım. O biriken paralarla da “Cumhuriyet” yazarları için Silivri yakınlarında bir tâtil köyü kurarız. Silivri yakınlarında olmasına sebeb eş-dost ziyâretine gitmesi gelmesi kolay olur.

Tasavvur buyrulsun ki bu zât, bu Robespierre Özentisi bu memlekete dışişleri bakanlığı bile yapdı!

Ne vartalar atlatmışız!!!

Bilmeyenler için, bu Maximilien Marie Isidore de Robespierre (1758-1794) Büyük Fransız İhtilâli’nde “Jacobin” Hareket’in, yâni halk eşekdir, onun için neyin iyi olduğuna biz karar veririzcilerin beyniydi. “Terreur Devri”nde de (1793/94) o rejimin Elebaşısıydı. Bunlar 83 günde 1.300’den fazla insanı guillotine’e yolladılar. Aralarında Antoine Laurent de Lavoisier (1743-1794) gibi “Modern Kimyânın Babası” diye adlandırılan, diğerleri meyânında oksijeni keşfeden, suyun bileşimini bulan ve oksidasyon (paslanma) prensiplerini tesbît eden şahıslar da vardı. Sevenleri ve sayanları merhamet ricâ etmek üzere îdam cezâsını veren Yargıç Jean-Baptiste Coffinhal’e geldikleri zaman şu târihî cevâbı aldılar:

“Cumhûriyet’in öyle bilim adamlarına kimyâcılara filan ihtiyâcı yokdur! Yargı yolu engellenemez!”

Anayasa Mahkemesi’ne veyâ Yargıtay’a “kaydırılsaydı” kimbilir ne hârika bir kariyer yapardı. Sâbih Kanadoğlu’na bile parmak ısırtacağına kalıbımı basarım. Sâbık Reîs-i Cumhûrumuz Sezer’in kulakları çınlasın!

Robespierre’e dönecek olursak netîceten o işletmeğe başladığı terör makinesı sonunda onu da yedi ve Lavoisier’den kısa süre sonra o da aynı giyyotinde kelleyi kaybetdi. Terör böyledir. Nihâyetinde kime çarpacağı hiç belli olmaz.

Lavoisier ise kendi ölümünü dahî bir bilimsel deney konusu yapmakdan geri kalmamışdır. Ölümünden önce cellâdına, başı sepete düşdükden sonra göz kırpmaya başlayacağını ve bilincini kaybedinceye kadar devâm edeceğini, saymasını söylemiş.

Cellâd onbir kere saymış.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim