Modern Siyasetin Kürtlerde İzdüşümleri

24.08.2012 19:31
Modern Siyasetin Kürtlerde İzdüşümleri
Türk modernleşmesini, Türk ulusçuluğunu aynen takip eden ve taklit etmekten geri durmayan bu nesil PKK vesayeti ile birlikte çok hızlı mesafe kat etmektedir.

YILDIRIM BOZKURT / HAKSÖZ HABER

Dünyanın genelinde yaşanan modernleşme çılgınlığı tüm hızı ile Kürt bölgelerini de kasıp kavurmakta maalesef. Köksüz bir paradigma olan modernizm cilalı, güzel görüntüsü ile Kürtleri de cezb etmiş görünüyor. Doğal olarak Kürtlerde modernleşme çok geç başladı ve yavaş ilerliyor. Çünkü Kürtler direndiler ve hala da direniyorlar. Özellikle şeyh Said kıyamı dini, kültürel ve geleneksel yozlaşmaya, dönüşmeye, başkalaşmaya, özden uzaklaşmaya, yabancılaşmaya vb. karşı en büyük direniş örneğidir. Zaman zaman farklı tonlarda devam eden direnişler, zamanla modernizmin dönüştürücü etkisi ile de ulusçu bir yapıya büründü. Asıl gayesinden uzaklaşan ve kendi değerlerine karşı savaş açmış bir ulusalcı Kürt direnişini simgeleyen PKK-BDP vesayeti beraberinde çok ciddi kırılmaları da getirmiş oluyordu günümüze. Kendi ulusçu neslini ağır vesayet altında oluşturmaya çalışan PKK-BDP geldiğimiz nokta itibari ile çözümün önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.  PKK neslini temsil edenler kaba ve yıkıcı bir ideoloji ile yıkıp dökmekten, öldürmekten başka hiçbir şey bilmiyorlar maalesef! Yeni nesil aynı zamanda çok hızlı bir modernleşmenin de içine girmiş bulunmakta. Bütün değerlerine sırt çevirmiş ve ahlaksızlığı da ahlak edinmiştir. Kadın-erkek ilişkilerinde yozlaşmanın had safhasında bulunmaktalar. Türk modernleşmesini, Türk ulusçuluğunu aynen takip eden ve taklit etmekten geri durmayan bu nesil PKK vesayeti ile birlikte çok hızlı mesafe kat etmektedir. Laik, seküler ve militarist sistemin ürünü olan bu tablo, Kürtlerin asıl özünü ve genelini temsil ediyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor ve dayatılıyor.

Modernleşme ve doğal olarak uluslaşmaya karşı oluşan iki tabloyu elimden geldiği kadarı ile tasvir etmeye çalışacağım inşallah. Bunlardan bir tanesi modernleşmenin, ulusçuluğun ve yabancılaşmanın bataklığında debelenen HAKKÂRİ iline bağlı YÜKSEKOVA ilçesi. İkincisi ise hala geleneklerine bağlı yaşamaya çalışan ve dini değerlerini önemseyen ve bununla beraber insani ilişkilerinde çok güzel örneklikler sergileyen yine aynı ilin ŞEMDİNLİ ilçesi.

Yüksekova tek renk, tek ses oyununu çok iyi oynuyor. Maalesef devlet söyleminde takılı kalan vesayet, tekçi yapıyı burada çok ciddi tutuyor ve dayatıyor. Burada farklı düşünceler hayat bulamaz ve barınamaz. (Yüksekova Musta’azaf–Der saldırısı küçük bir örnek olarak verilebilir. Sadece hatırlatma babında.) Hayat tarzı olarak batılı toplumlardan hiç farkları yok. Giyim-kuşamlarında, kadın-erkek ilişkilerinde, vesayetçi-zorba yapılarında, dönüştürücü-köksüz ideolojilerinde tam kadro batılılaşma yolunda ilerliyorlar. (Tabii ki de dağdan gelen direktifler doğrultusunda.) Artık babalar çocuklarını uyaramıyor bile burada. Çocuk babasını PKK ile çok rahat tehdit edebiliyor.  İlişkiler saygı-sevgi evresini, fıtratın özü olan evrensel ahlak ilkelerini, adalet, insaf vb. ölçüleri, hayatın içindeki dengeleri çoktan aşmış durumda. İfsadın önüne geçilmiyor maalesef burada! (Burada uzun zaman görmediğim kardeşlerimi ziyaret maksadı ile bulunmaktaydım. Arkadaşlar ile sohbet ederken, tedirgin bakışlar ile benim dikkatli olmam gerektiği uyarısı hemen ulaşıverdi bana. Dahası arkadaşlara meal hediye etmek istedim. Dediler ki bunu açıktan yapmayalım ve maalesef gizliden mealleri dağıtmak zorunda kaldık. Hemen akabinde Şemdinli’ye doğru yola koyuldum.)

Şemdinli ise hala geleneklerine bağlı kalmaya çalışan ve bununla beraber inançlarını önemseyen ve dini değerlere karşı saygılı olmaya çalışan bir yapıda. Burada bir kısım kimseler gönüllü bir şekilde PKK-BDP politikalarına hizmet ederken, diğer kısım ise muhalefet etmekte ama maalesef sindirilmiş ve baskı altında tutulan bir muhalefet. Burada korku kültürü yaygın ve dayatılmış, öğretilmiş bir çaresizlik herkeste kendisini bariz olarak hissettirmekte. İnsanlar sanki susma orucuna başlamış ve bu orucun sonunu kimse kestiremiyor. Burada BDP tabanını oluşturan kesim de geleneklerine bağlılığını sürdürüyor ve modernizme karşı direniyor. Burada halk hem PKK hem de devlet kıskacında. İki arada kalmış ve çok ciddi sıkıntılar içinde yaşamaya çalışan bir halk. Çoğu kes her ikisini de reddeden bu halk maalesef bilinçli bir şekilde PKK’ye mahkûm edilmek isteniyor. Son olaylarda ben de Şemdinli’deydim ve halkın durumunu gözlemlemeye çalıştım. Konuştuğum herkeste bir korku ve çaresizlik hâkimdi ve çoğu susmayı tercih ediyordu. Son dönemlerde PKK’ye karşı baya tepkili olan bu halk maalesef bunu medyaya yansıtmaktan çekiniyor. Baskın olarak PKK’nin politikalarını yansıtan haberler gündeme getiriliyor medya tarafından. Özellikle gençler kendi içlerinde PKK’ye muhalif ve İslam’a yoğun ilgileri mevcut.

Bu bölge PKK’nin üzerinde en çok oynadığı bir bölge. Son olaylar gösterdi ki halk PKK eylemlerini desteklemiyor ve şiddetin durmasını istiyor. Halk çok yoğun olarak muhalif durumda ama korku siyasetini çok iyi işleyen PKK, muhalefete izin vermek bir yana hayat hakkı bile tanımamakta. Ama hamdolsun ki İslami kıvılcımlar umut vericidir ve inşallah bu bölgede de insanlarımız adil ve özgür bir şekilde kendi tercihlerini yaşayabilecek günlere kavuşurlar. Hakk ve adalet için şahitliğimizi sürdürdüğümüz oranda, sabır ve namaz ile mücadeleye devam ettiğimiz sürece umuda hakkımız olacaktır

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim