Modern ırkçılık üzerine...

09.01.2010 04:30

Atilla Özdür

Nişantaşı’nda dükkan tezgah sahibi bir dostumuzu ziyarete gittiğimizde, konfeksiyon sektöründe etkin dört beş imalatçı satıcı tüccarın kendi aralarındaki kavgalı münakaşalarının üzerine düşmüştüm... Rest çekici bir üslupla birisi diğerlerine şunu dayatmaya çalışıyordu...

Ticarette acımak olmaz...

¥

Milton Friedman’ı tekrar karıştırırken Nişantaşı’ndakine benzer bir üslup pratiğini hatırlatan bir noktaya geldiğimde bir de baktım ki, 70’li yıllara ait o pratiğin bir benzeri, birkaç gün önce Fransa’da da yaşanmış...

Fransız elitleri, Sarkozy hümanizmine karşı kazan kaldırıyor... Sarkozy, alt tabakadaki yoksul çocuklarına varsıllara has özel okullarda tahsillerine devam imkanı sağlayacak olan eğitim destek politikasından yüzgeri ettiriliyor...

Gerekçesi pek ‘masum’...

Fransız elitleri, özel okullar birliği ağzından şunu ileri sürüyorlar... Elit takımının devam ettiği özel okullara yoksul kesimlerden devlet bursuyla alınacak talebe kontenjanını yükseltmek, yüzde otuzlara kadar çıkarmak, bu okulların kalitesini bozar...

Fransa’nın asil kanlı üst tabakası, aşağı sınıftan insanlarla dirsek teması kurulmasına, kanlarında melezleşme yaratacağı korku ve kuşkusuyla karşı çıkıyorlar...

Neticede, mücadele, ırkçıların zaferiyle son buluyor...

Son günlerin Türkiye’sindeki huzur ve istikrarı bozulma kertesine getirmiş bulunan Tekel İşçileri-Tayyip Erdoğan arasındaki akçalı savaş halinin asli faili Milton Friedman’dır...

Gelir dağılımı dengesini dünya genelinde bozarak devletlerin sosyalliğine son verici monetarizmin icatkar silahendazı Friedman, Amerikan kamuoyuna günah çıkartma babında bir şirinlik muskası sunma girişiminde bulunmuştu...

1960’ların başlarında okul çağında çocuğu bulunan ailelere, çocuklarını özel okullarda okutabilecek bir mali destek politikasını hükümete tavsiye etmesi üzerine, Amerika’da da kızılca kıyametler koptu.

İkinci sınıf kenar mahalle çocuklarının zenginlerle aynı okullarda sıra arkadaşlığı yapmasını, onur ve kibirlerine yediremiyen elit takımının karşı koyması üzerine, Friedman’ın tavsiyesi, devlet katında tasvip bulamadı...

¥

Benzer bir elit ırkçılığı, imtiyazsızlık ve sınıfsızlığı temel şiar edinen bizim modern Türkiye’mizde de görüldü...

Özel okullar sektörü, gazetelerdeki ileri sürülmüş kalemleri ağzıyla devlete bir teklifte bulunmuştu. Devletin resmi okullarında talebe başına yaptığı onbin liralık harcamayı yoksul çocuklarına burs olarak verip onları özel okullara yönlendirdiğinde, sırtındaki yükten kurtulacağı tezini üzerine kurguladığı psikolojik baskılama savaşını hep sıcak tutup koruyageldi...

Milton Friedman’dan mülhem monetarizmin bu şirinlik formülü de, Türk elitlerinin karşı koymasıyla gündemden düştü...

Tabii ki yarınların ne getireceği bilinmez...

Bu formüle, eğitim hizmetinin metalaştırılmasına itiraz bağlamında, ülkemizin sol kesiminin de şiddetle karşı çıktığını ayrıca belirtmeliyiz...

¥

Irkçılığa karşı olanlar hiçbir zaman karşıtlıklarını ırk, dil ve renk dayanaklarından koparıp ayırmadılar. Sürekli işlenen tema, Türkiye’mizde bütün fertlerin birinci sınıf vatandaşlığı ve rengi ve cinsinin ne olursa olsun, hepsinin bir ayarda oluşu...

Lakin sınıf temelli ırkçılığa gelince, buna itiraz ve etkin karşıtlık yok...

Sınıf temelli mevzuata dayalı modern ırkçılık yeri geldiğinde rahatlıkla, hemşehri ırkçılığının ipini çekebiliyor...

Şu son günlerin Başbakan Tayyip Erdoğan-TEKEL işçileri arasındaki çekişmenin ikizi olan itfaiyeci-Kadir Topbaş arasında sürüp giden itfaiye meydanındaki itiş kakışa bakalım...

İtfaiyecilikte taşeronluk uygulamasına geçildiğinde hizmet ihalesini belediye BİT’lerinden birisi kazanmış. Bu ihale çerçevesine göre meydana getirilen sözleşmeli itfaiye kadrosu, söylentilerde, hemen hemen silme Karadenizli...

Taşeronluk ihalesini kazanan yeni şirketin, bir önceki BİT şirketinin Karadeniz kıyılarından kopup gelmiş olsa dahi, sözleşmeleri bitmiş eski işçilerine de, burada çalışmak istemeleri durumunda, mevzuat gereği sıfır kıdemden ve asgari ücretten işbaşı yaptıracak olması, ekonomide sınıf temelli ırkçılığın diğerlerinin tümüne olan dominant üstünlüğünü sergiler...

Söz konusu olan eğer ırkçılık ise, hele hele akçalı alanların sınıf kökenli ırkçılığı ise, pek kimselerin Veda Haccı’nda yer alan temel ilkelere itibar ettiği falan görülmüyor...

İlginç mi, acı mı, utanç verici mi ya da Müslümanlıkta kişinin Allah ile bağı, iki takla bir bakla gösterisinden mi ibarettir, her ne ise...

Faks: 0212 632 83 06

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim