Modern Cemaatler: İletişimsizlik Merkezleri

26.11.2013 07:21
Modern Cemaatler: İletişimsizlik Merkezleri
Modern cemaatler niçin kendilerine gömülü bir hayat biçimi seçerler; kendileri dışındaki diğer modern cemaatlerle niçin 'ilişki' ya da 'iletişim' geliştirmezler?

İsmail Kılıçarslan’ın makalesi:

Modern Cemaatler: İletişimsizlik Merkezleri

1.Yazıda sık sık kullanacağım 'modern cemaat' kavramı, herhangi bir cemaate taalluk etmemektedir.

2.'Modern cemaat' kavramından anladığım ve yazıyı okuyanların da anlamasını umduğum tanım, metafizik bir önermesi, ekonomik bir yapılanması ve siyasetle çeşitli düzeyde ilişkileri olan 'tek adam yönetimli' topluluklardır.

Bunlar, burada bir dursunlar.

Sorumuz şu. Modern cemaatler niçin kendilerine gömülü bir hayat biçimi seçerler; kendileri dışındaki diğer modern cemaatlerle niçin 'ilişki' ya da 'iletişim' geliştirmezler?

Sorunun cevabı uzun... Yerimiz yettiğince, dilimiz döndüğünce, aklımız erdiğince cevap aramaya çalışalım.

Bir kerre dahi yazmış idim. Yeniden hatırlamakta fayda var. Şu önemli. Modern bireyin, dini hayatını 'tek başına' idame ettirebilmesinin önünde hatırı sayılır engeller, çeldiriciler var. Modernite ile yaralı Müslüman birey için 'tek başına tutarlı bir dini hayat' geliştirmek ve bu hayatı sürdürebilmek her bakımdan pek zor. Dolayısıyla modern cemaatlerin hemen hepsi, bu açıdan son derece kilit roller oynuyorlar. 'Devir iman kurtarma devri' mottosu, oldukça dikkate değer bir çıkış noktası sağlıyor modern cemaatlere.

Ayrıca modern cemaatlerin bir diğer temel uğraş alanı daha var. O da, 'hizmet etmek.' Bu uğraş alanlarında da kendilerince son derece haklılar, zira Türkiye'deki dini hayatın sürdürülebilmesi için mutlaka kurumsal çabaların olması gerektiğini düşünüyorlar.

Standart bir modern cemaatte 'hizmet', önce Kur'an kursu, okul, öğrenci yurdu vesaire açmak gibi eğitim hizmetleri ile başlıyor. Ardından 'yayıncılık' geliyor. Dergi, kitap, gazete, televizyon, radyo ve benzeri... Sonra dernekleşme faaliyetleri sökün ediyor. Ardından 'hizmetin sürdürülebilmesi' için daha çaplı ticari faaliyetler planlanıyor. Bir de bakıyorsunuz ki, hizmet için çıkılan yolda elinizde yönetilmesi ve planlanması gereken devasa bir şirketler topluluğu var. Eh, bu da mecburen siyasi yapıyla o ya da bu oranda, olumlu ya da olumsuz ilişkiler kurulmasını beraberinde getiriyor. Zira Türkiye'de iş yapacaksanız siyasetle çeşitli düzeylerde ilişki kurmanız kaçınılmaz bir gerçekliktir.

Modern cemaatler, 'hizmetin sürekliliği' için durmaksızın insan yetiştirmek ve yetiştirdiği insanları elinde tutmak gibi bir zorunluluğu kucağında buluyor. Lise ya da üniversite yıllarından ilgilenmeye başladığı 'bağlı'ya sadece 'gönül tatmini(mutmain kalp)' önermiyor modern cemaatler. Aynı zamanda karşılıklı bir etkileşim ve beklenti yönetimi öneriyorlar.

Örneklendirelim. Diyelim hukuk kazanıp İstanbul'a geldiniz. Herhangi bir modern cemaat evine, yurduna yerleştiniz. Cemaat, bir yandan 'gönül eğitimi' ve 'sürdürülebilir dini hayat' oryantasyonu kazandırırken; diğer yandan cemaat hizmetlerinin de sürdürülebilir olmasını sağlamak için size yatırım yapmaya başlıyor. Hukuktan mezun olduğunuzda iş, eş, sosyal çevre ve kariyer planınızı kucağınıza bırakıyor. Yani, 'siz ne kadar güçlü, cemaat o kadar güçlü' durumu ortaya çıkıyor.

Hal böyle olunca da, modern cemaatler 'yatırımlarını' korumanın telaşına düşüyorlar. Ağırlıklı olarak tasavvuf klasiklerinin okunduğu bir cemaatte Ali Şeriati kitabı ile yakalanan delikanlının cemaatten atılması normal sonuç oluyor böylelikle.

Bu gözler 'niçin delikanlılara şu şu kitapları okutmuyorsunuz' sorusuna 'zehirlenmesinler diye' cevabını veren modern cemaat yöneticileri gördü. 'Şu hocamız gayet güzel sohbet ediyor, delikanlılar sohbetinden istifade etseler ya' önermesine 'aman kalpleri başka tarafa kaymasın' cümlesiyle cevap verildiğini kulaklarımla duydum.

Modern cemaatler, kendilerine gömülü bu iletişimsizliği 'varlıklarının devamı için' ana şart olarak görüyorlar. Sonuçta da ortaya ne yazık ki 'Müslüman kardeşinin ne düşündüğünü, ne hissettiğini, neye dertlendiğini' bilmeyen, dahası bunu umursamayan 'cemaat androidleri' çıkıyor. Yani niyet hayır oluyor, ancak ne yazık ki akıbet hayır olamıyor.

Ülkemizde 'şüphesiz Müminler kardeştir' hükmü epeydir 'şüphesiz Müminler kardeştir, ancak bazı Müminler daha kardeştir' hükmüyle yer değiştirmiş durumda. İster istemez aklıma George Orwell'in şahane ötesi kitabı geliyor. Mümin kimliklerinin önüne verili mezhep, meşrep, cemaat, tarikat kimliklerini koyan adamlar beni ürkütüyor. Çünkü sıralama 'insan' ve 'Mümin' şeklinde. 'Cemaatçi-insan-mümin' şeklinde değil.

Elhasıl, birbirimizle iletişime geçmekten korkarak alabileceğimiz mesafe yok!

Ne diyordu Charlie Chaplin: 'Birbiriyle konuşmaktan korkan, birbiriyle iletişim geliştiremeyen, birbirinin derdinden habersiz, birbirinin kitaplarını, dergilerini bile okumayan modern cemaatler mi kurtaracakmış dünyayı? Güldürmeyin insanı Allah aşkına!'

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim