Mızrak çuvala sığmıyor

30.09.2009 04:15

Mehmet Kamış

17 bin 500 faili meçhul cinayetin olduğu, neredeyse hepsinin dosyalarının kapatıldığı bir ülkede, bir gazeteci, Ergenekon denen örgütü deşifre edenlerden birisi olduğu için hapis cezası aldı. Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar, Ergenekon davası sanıklarından gazeteci Güler Kömürcü ile Tuğrul Türkeş arasında geçen ve iddianamede de yer alan bir telefon görüşmesini yayımlamıştı. 'Haberleşmenin ve özel hayatın gizliliğini ihlal etmek' suçundan mahkûm edildi.

Gazeteci Şamil Tayyar, Ergenekon iddianamesinde yer alan bir bilgiyi yayınlamadığı için 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılıyor. Normalde iddianame kabul edildikten sonra gizlilik ortadan kalkar ve kamuoyuna açık hale gelir. Yani ortalama bir vatandaşın herhangi bir internet sitesinde arama motoru ile bulabileceği bir bilgiden dolayı Tayyar'a hapis cezası veriliyor. Bu kadar göstere göstere bir cezaya ancak 'pes' denir. Mahkeme, verdiği cezayı ise erteliyor. Ancak bu, ceza verenlerin niyetini belli eden bir karar. Ceza ertelemesiyle birlikte yazarın 5 yıl adlî denetime tabi tutulması hükmüne varılıyor. Yani akıllarınca Şamil Tayyar'ın 5 yıl süresince Ergenekon'la ilgili bir şey yazmamasını sağlamak istiyorlar.

Bundan sonra gazeteci Mehmet Baransu'ya da okkalı bir ceza verilir artık! Taraf Gazetesi muhabiri Baransu'ya "Dağlıca'nın iç yüzünü, pimi çekilmiş bombayla şehit edilen askerleri, Aktütün baskınını, Dursun Çiçek'in komplolarını bir daha yazarsan sana şu kadar yıl hapis yolu görünüyor" denilir artık! Hatta "Sen şu cezayı al da Demokles'in kılıcı gibi başında sallanıp dursun" diye uyarmayı da ihmal etmezler herhalde! Türkiye, bir yönüyle hakikaten garip bir ülke! Burada adam öldürmek, görevi kötüye kullanmak, çete kurmak, karanlık ilişkiler için devletin imkânlarından faydalanmak suç değil. Suç olan bunların ifşa edilmesi, ortaya dökülmesi, yazılması!.. Bu ülkede yaşayan ve olayları anlamaya çalışan birisi olarak şimdi Mehmet Baransu'ya açılan davayı takip ediyoruz. Bakalım davadan nasıl bir sonuç çıkacak.

Baransu'nun en büyük suçu, masumlara yönelik bir komployu deşifre etmesi. Aslında, bu gazetecinin suçu çok da içlerinden birini tutturabildiler! Üst düzey komutanlar, bu haberlerden dolayı gazeteye ve muhabire teşekkür edip ordunun kimliğiyle suça bulaşmışları askeriyeden temizlemek yerine, bu konuyu ortaya çıkaran muhabire dava açmayı tercih ediyorlar.

Güneydoğu'daki faili meçhul cinayetler nedeniyle mahkemece tutuklanarak cezaevine konulan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz'ü en azından mahkeme sonuçlanıncaya kadar açığa almaya bile gerek görmüyorlar. Aynı şekilde yolsuzluk için çete oluşturmak suçundan tutuklanan Askerî Savcı Zeki Üçok da açığa alınmış değil. Yani hâlâ görevinin başında.

Şamil Tayyar'a verilen ceza, şüphesiz sadece ona verilen bir ceza değil. Türkiye'deki karanlık çetelerin üzerine gidenlerin hepsine verilen simgesel bir gözdağı. Böylesine ikili çalışan bir yargı olamaz. Yargı, bir ülkenin hak ve adalet dağıtım yeridir. Yoksa hukuk dışılığın zırha büründüğü bir yer değildir. Türkiye'de faili meçhul işler bir şekilde kamufle ediliyordu, ancak bugün bunu yargının bile örtbas etmesi mümkün değil.

ZAMAN

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim