MİT, Faili Meçhullerin Ses Kayıtlarını Verdi

10.07.2014 12:07
MİT, Faili Meçhullerin Ses Kayıtlarını Verdi
Öldürülen Tarık Ümit ile MİT'çi Mehmet Eymür arasındaki konuşmaların kaydı, MİT tarafından 19 yıl sonra yarınki Faili Meçhuller Davası'na gönderildi

Eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken, Özel Harekât Başkanvekili İbrahim Şahin ile özel timci polislerin, 1990’lı yıllarda işlenen 18 faili meçhul cinayetle ilgili yargılandığı davanın duruşması yarın görülecek. MİT’te Daire Başkanlığı da yapan Mehmet Eymür’ün, esrarengiz biçimde ortadan kaybolan ve MİT ile Emniyet’e çalıştığı bilinen işadamı Tarık Ümit ile 1995 yılında yaptığı görüşmenin, 13 sayfalık orijinal dökümü, bu davanın dosyasına girdi.

Taraf'ın haberine göre MİT’in, savcılığın isteği üzerine gönderdiği ses kaydında yer alan iki kişi arasındaki konuşmaların dökümü, adı Susurluk kazası ile anılan devlet çetesinin nasıl rahatça cinayet işleyebildiğini, çete mensuplarının vatan ve millet derken aslında kendi çıkarları için nasıl planlar yaptığını, el koydukları yüklü miktardaki paraları nasıl paylaştığını gösteriyor.

Mehmet Ağar’ın, bir numaralı sanığı konumunda olduğu dava dosyasına giren görüşme, 18 Şubat 1995’te İstanbul’da yapılmış. Tutanakta “Görüşenler” olarak Mehmet Eymür ve Zafer Balamir olarak, “Görüşülenler” ise ‘Tarık Ümit ve Hakkı Yaman Namlı ‘ olarak yer alıyor. Metinde, “Bandın baş kısmı konuşmaların anlaşılmaması nedeniyle tape edilmemiştir” notu bulunuyor.

KÜRT İŞADAMLARINA İNFAZ

Tutanak, devletin, 90’lı yıllarda işlenen cinayetlerin faillerini başından beri bildiğini de gösteriyor. Dökümlerde Kürt işadamları Savaş Buldan ve Behçet Cantürk ile Fevzi Aslan’ın da dahil olduğu kimi işadamlarının nasıl öldürüldüğüne ilişkin detaylar da yer alıyor. Buna göre; Tarık Ümit, Aslan cinayetiyle ilgili Eymür’e şu ayrıntıları aktarıyor:

“Gece Fevzi Aslan’ı aldık, işi bitti. Yanımda Ziya, üç kişi daha var. Gece saat 23.00’te evraklar, daha önce evrakları almıştık. Ben Ziyalara dedim ki; ‘Siz İstanbul’a dönün, cumartesi günü oluyor bu hadise tamam mı ağabey’. Birimin patronu İbrahim Şahin. İbrahim Şahin ve ekibinin işi bu, tamam mı ağabey? Burada görev İbrahim’in. Ne Ağar’a ...ne ona katiyet suretle olmaz, çirkin... Mehmet Ağar. Arabadan açtım; Mehmet Ağar’ın emri var santrala 24 saat hangi saatte olursa olsun, Tarık Ümit aradığı zaman bağlayacaksınız. Onu da biliyorum açtım buna, buldular. Dedim o konu halloldu dedim. Böyle gayet sevinçli bir şekilde ‘Çok memnun oldum, gözlerinden öperim... Neredesin’ dedi. ‘Yorgun musun’ dedi ‘Değilim’ dedim. ‘Gelebilir misin’ dedi, ‘Zaten gelmeyi düşünüyordum’ dedim. ‘Ben, müsteşar beyin evinde misafirim’ dedi… 02.00’de aradım müsteşarın evini, ‘Yeni binaya gel’ dedi. Hadise bu, gel dedi bu akşam gitme kal burada, Ben seni istersen polis evine istersen Hilton’a götüreyim. Yok, ağabey dedim çektim döndüm. Sabah Korkut Bey efendiye niye haber vermemişiz..."

PERVİN BULDAN'IN EŞİNİ ÖLDÜRME OLAYI

Tarık Ümit, HDP milletvekili Pervin Buldan’in eşi, işadamı Savaş Buldan’ın da aynı çete tarafından nasıl öldürüldüğünü şu sözlerle dile getiriyor: “Buldan’ın olayında arabadayız. Durak yanında iki tane... Üç, ben dört, Muhsin beş, Mikail altı, tamam mı? Biz onları kaptık. İki tanesi, Muhsin’in siyah Mercedes’ine bindirdik, kelepçeledik bindirdik. Bir tanesi de bu ...arabasına bildirdik. Ben onları otelden yolcu ettim. Ben tek başıma kendi arabamla... Gittik. Bu adamlarla benim hiçbir temasım olmadı. Arabadan indirdik. Bam bom yürüdük gittik. Ağabeyciğim adamlar burada çağırırsın, yarın sabah. Adamları aldın.

Şimdi bak ağabey bu arada enteresan bir hadise var. Ferda telefon etti korkudan. Bunun yerini tespit ettik. Ben otele telefon ettim Turan’a, çocukları oteldeydi. Onları kaptı orada buluşturduk. İşin başında Ziya bana geldi Birol diye biri daha vardı, İbrahim Şahin de vardı. Artı üç kişi de var. O gece 05.00-06.00’da Buldan’ı arıyoruz, Savaş Buldan’ı daha yerini tespit etmedik. Biz beraber yapacağız operasyonu. Üç kişi askerler, üç kişi de polis, tamam mı ağabey? Yer tespitine telefon açtık. Oraya gittik. Ziya’lar yok, malzemelerin hepsi de Ziyalarda. Bir ceket, bir pantolon, belinde tabanca, başka şey yok. Otele gittik, Ziya nerde dedi, başıma gelen felakete bak dedi. Manyak niye malzeme almadın deyince ‘ağabey kızdım-almadım dedi. O gece hiçbir malzemesiz bunlar geldiler yanlarında bir adam var, kim bu; Mikail. Onu bir kez gördüm, o da bize takıldı gittik...” 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim