1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Mısır’ın Eşekler Cemiyeti
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır’ın Eşekler Cemiyeti

A+A-

Eşeğe özenti tarihte hayli eskiye gider. Bunu belki eşeğin bazı marifetlerine bağlamak mümkündür. Nasıl bazıları aslanın cesaretinden ve güçlülüğünden dolayı ona özeniyorsa, eşeğe özentinin de hafızasının güçlü ve tahammül gücünün yüksek olmasıyla irtibatlandırılması mümkündür. Bu yüzden bazı siyasi ve sosyal oluşumlar eşeği simge yapmıştır. Bunların başında da ABD’de bugün iktidarı elinde bulunduran ve Obama liderliğindeki Demokratik Parti’yi anabiliriz. Bunun da ötesinde kendilerini eşeğe benzeterek faaliyet yürütmek için “eşekler derneği, eşekler kulübü” adlı kurumların çatısı altında toplananlar olmuştur.

Ama Müslüman toplumlarda bu pek görülmemiştir. Çünkü Müslüman toplumlarda eşek genelde saflığın,  inatçılığın ve başkalarının hizmetçisi olmanın simgesidir. Kur’an-ı Kerim’de de kitapları okuyup, ezberleyip hayata taşımayan yahudi bilginleri kitap yüklü eşeğe benzetilerek şöyle denir: “Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların (uygulamayanların) durumu kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan topluluğun durumu ne kötüdür!” (Cuma, 62/5)

O yüzden Müslüman toplumlarda eşeğe özenti yadırganacağı için ona teşebbüh tarzı örgütlenmeye de pek rastlanmaz. Ama bunun önemli bir istisnası var ki o da Mısır’da kurulan ünlü “Eşekler Cemiyeti (Cemiyyetu’l-Hamir)”dir.

Bu cemiyetin başını çekenlere ve faaliyetlerine baktığımızda ülkede fanatik sekülarizmin ve Batıcılığın ideolojik, fikrî ve sanatsal çerçevesini çizen, çizgisini belirleyen ve bugün ülkede İslâmi hareketin siyasî iktidarından rahatsız olanlara akıl veren önemli şahsiyetlerin onun çatısı altında toplandığını görürüz.

Eşekler Cemiyeti, 1930’da “hayır kurumu” sıfatıyla ülkenin Batıcı, laik sanatçılarından Zeki Tuleymat’ın öncülüğünde kuruldu. O dönem Opera Müdürlüğü yapan Şükrî Rağib de kurucular arasında yer aldı.

Daha sonra ülkenin bu çizgideki sanatçılarını, gazetecilerini ve yazarlarını çatısı altında toplamayı başardı. Örneğin ülkede Batıcılığın fikir babası olarak bilinen Tevfik el-Hakim cemiyetin seçkin üyelerindendi. Tevfik el-Hakim’in Hikmetu’l-Himar (Eşeğin Hikmeti) adlı mizahi kurgu kitabı da var. Bunu kendi lakabı olan “hikmetli, hikmet ehli” anlamındaki “el-Hakim” kelimesine nispet edersek “Tevfik el-Hakim’in hikmeti” diyebiliriz. Çünkü o kendini “eşek” olarak tanımlayıp söz konusu cemiyete girmiş ve eşeğin “hikmet ehli” hayvan olduğu varsayımıyla kitabı yazmıştı.

Eşekler Cemiyeti’nin üyelerinin önde gelenleri arasında Taha Hüseyin, Abbas el-Akkad, Ahmed Receb, es-Seyyid Bedr, Nâdiye Lütfi gibi isimleri sayabiliriz ki bunlar Mısır’da laik ve Batıcı çizgide arkalarına taktıkları kervana rehberlik eden önemli yazarlar ve sanatçılar arasında yer alır. Bunların dışında da yine o kervana katılarak Eşekler Cemiyeti’ne üye olan çok sayıda gazeteci, yazar ve sanatçı var.

Böyle bir ismi tercih etmelerinin eşeğin tahammül gücü çok yüksek bir hayvan olmasından kaynaklandığını söylemişlerdir. Ancak cemiyetin kurulmasında 1930’larda Mısır’ı kontrol altında tutan İngilizlerin tavsiyelerinin önemli rolü olduğu, cemiyet hakkındaki araştırmalarda vurgulanır. Dolayısıyla kurdukları cemiyette yine Mısır’ın ve Mısır halkının değil İngilizlerin eşeği oldukları anlaşılıyor.

Cemiyette aynen masonlardaki gibi derece sistemiyle çalışıyorlardı. Fakat derecelerinde yine eşeklerin sıfatlarını kullanıyorlardı. Örneğin ilk başlayana “gemli eşek”, sonra “berzaalı” yani “yunalı eşek” derecesi veriyorlardı. Berzaa da bir önceki yazımızda ifade ettiğimiz üzere Muhammed Beradi’i (Baradey)’in lakabının aslı olan kelimedir. Cemiyetin şubelerinin başkanlarına “büyük eşek” derecesi veriyorlardı. Genel başkanın deresi ise “En Büyük Eşek (el-Himaru’l-Ekber)” idi.

Bir “hayır kurumu” sıfatıyla 63 yıl çalışmayı sürdüren bu cemiyet 1993’te, isminin Mısır toplumunun geleneklerine aykırı olduğu gerekçesiyle Hüsni Mübarek tarafından kapatıldı. Üyeleri daha sonra yeniden kurmak için başvurularda bulundular ama talepleri reddedildi. Cunta döneminde “fikir ve örgütlenme özgürlüğü”nden yararlanarak yeniden cemiyetlerini kurmaları ve çatısı altında toplanmaları muhtemeldir. Çünkü Mısır’ın fanatik Batıcılığını temsil eden şahsiyetlerin yetiştiği medrese burasıdır.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum