Mısır'ın Ergenekon'unu arayalım

08.02.2012 00:51

İbrahim El Beyumi Ganim

Mısır'ın, bildiğimiz ve kurumlarına saygı gösterdiğimiz resmî devletin dışında 'derin bir devletten' muzdarip olduğundan şüphem yok.

Geçen hafta Port Said ve Kahire futbol statlarında yaşanan korkunç suçun, ülkede yaşanan bütün kaos, şiddet ve tahrip eylemlerinin arkasında bu derin devlet var. Port Said suçunun şeytani zamanlaması devrimin birinci yıldönümü ve halkın iradesini ifade eden ilk parlamento çalışmasının başlaması olarak seçildi. Peki, bu derin devletin amacı ne ve Mısır'da nerede bulunuyor? Derin devletle amaçlananı belirlemek için Türkiye şartlarını ele almak gerekli. 'Derin devlet' Türk siyasî söyleminde kullanımı yaygın bir isim. Amaç ise resmî olmayan bir örgüte mensup, iç ve dış güçlerle çıkarlarla bağlı ajanlar ağı. Bu örgütteki temel güç noktası üst düzey liderlerinin devletin sivil, siyasî, medya, güvenlik ve askerî kurumlarında resmî mevkilerde bulunması. Bu da örgüte resmî devlet kurumlarını derin devletin meşru olmayan hedeflerine hizmet ettirerek aynı anda hedeflerini gerçekleştirme noktasında korkunç bir güç veriyor.

Türkiye'deki derin devlet sadece hukukun dışına çıkan değil, aynı zamanda devlet kurumları içinde çalışan, üyelerinin işgal ettiği resmî mevkiler gereği tehlikeli kararlar alan bir örgüt. Örgütün iki yüzü var. Sadece örgütün gizli üyelerinin bildiği gizli yüz ve hükümet yetkilisi, partili, sendikacı, milletvekili, üst düzey askerî veya güvenlik yetkilisi, işadamı, gazeteci, sanat ve spor yıldızı şeklinde ortaya çıkan diğer aleni yüz. Modern Türkiye tarihinde bu anlamda bir derin devletin ortaya çıkışının arka planına biraz bakmamız önemli olacaktır. Belki şu günlerde Mısır'da neler ve niçin yaşandığını anlayabiliriz. Türkiye, Amerikan istihbaratının 1952'de devrin devlet denen yapıya girdirdiği ilk İslam ülkesiydi. Temel hedef, ordu yönetiminin, Türk devletinde iktidarın farklı yerlerindeki ileri gelen siyasî yetkililerin ve karar alma organlarının kararlarını tahakküm altına almaktı. Zaman geçtikçe resmî olmayan derin devlet büyüdü, Türk devletine paralel bir devlet oldu. Türkiye ulusalcı ve İslamcı partileri ve güçleri iktidara getiren özgür seçimler yaparak demokratik dönüşüme doğru bir adım attığında derin devletin ayakları harekete geçti, ülkede bu adımı bitirmek ve şartları eski haline götürmek için şiddet eylemleriyle kaosu yaydı. Türkiye derin devletin işlediği iğrenç bir dizi suç gördü ve 1970'lerden beri bu suçlar durmadı.

Ancak AKP, 2002'de özgür seçimlerle iktidara geldiğinde ve Recep Tayyip Erdoğan başbakan olduğunda hükümet derin devletten kurtulmanın zamanının geldiğini düşündü. Erdoğan hükümeti bu savaşın zorluğunun ve derin devletin kollarının çeşitliliği ve karmaşıklığının, Ergenekon adıyla bilinen en güçlü derin devlet ağının yakalanması ve yargıya teslim edilmesi için sağlam ve uzun soluklu bir plan doğrultusunda çalışmayı öngördüğünü anladı. Derin yolsuzluk devletiyle mücadele başladığında hükümet arkasına büyük halk desteğini aldı. Erdoğan hükümeti ile Ergenekon arasındaki asıl mücadele 2007 Haziran'ında yani birinci görev süresinin bitmesi sonrası başladı.

2007 Temmuz'unda terörist eylemlerle ve İstanbul semtlerinden birine silah yerleştirilmesiyle bağlantısı olan birçok sıradan suçlunun yakalanmasıyla başladı. Sonra çekişme 2008 Mart ve Temmuz'unda içlerinde üst makamları işgal eden 14 kişiden oluşan bir başka grubun yakalanmasıyla gelişti. Bu kişiler arasında sözgelimi muhalif İşçi Partisi lideri ve eski iç güvenlik komutanı ve Türkiye eski Birinci Ordu komutanı da vardı. Üçüncü adım olarak Ergenekon davasında 84 yeni isim yakalandı. Bu kez tutuklamalar genişletildi ve öncekilerden daha üst makamlara sahip isimleri kapsadı. İçlerinden üçü emekli ordu komutanlarıydı. Bir kısmı da ordu mensubu, polis, gazeteci ve emekli rektörlerdi. Operasyonlar 2009 Haziran'ında 'irtica ile mücadele' adıyla bilinen komplonun ortaya çıkarılmasıyla devam etti. Komployu Deniz Kuvvetleri'nden bazı ordu komutanları planlamış. Amaç ise askerî darbeye zemin hazırlamak ve 2002'de seçilmesi sonrası AKP hükümetini devirmek.

Hükümet içeride ve dışarıda çalışıyor, Ergenekon üyelerini ve derin devletteki müttefiklerini yakalamak için aramalar sürüyor. 2010 Şubat'ında içlerinden bazıları yakalandı. Haziranda derin devletle mücadele 25'i muvazzaf general 196 kişinin yakalanmasıyla daha tehlikeli bir evreye girdi. 2012 Ocak başında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ yakalandığında çekişme zirveye çıktı.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim