Mısır'ı kim kaybetti? Kim kazandı?

15.07.2013 14:44

Yasin Aktay

Mısır'da ilk defa halkın oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanına sadece bir yıl sonra bir askeri darbe oldu ya? Birileri bu yapılanın nasıl bir ahlak yozlaşması, İslam dünyasına yönelik nasıl büyük bir saldırı, hatta aşağılama olduğunu görmemiş, hemen bu darbeyle birlikte Türkiye'nin yaşadığı dış politika kayıplarının tasasına düşmüş.

Öyle ya, Türkiye şimdiye kadar Müslüman Kardeşler'i, yani Cumhurbaşkanı Mursi'yi desteklediğine göre, Mısır'da bu darbenin sonucunda kaybetmiş oluyor. Hem de ne kayıp! Diğer kayıpların üstüne eklenerek yapılan hesaba göre Türkiye dış politikası tamamen iflas etmiş gösteriliyor. Aynı hesaba göre Suriye'de kaybediyoruz, Irak'ta kaybediyoruz ve bu ülkelerdeki gelişmelerden dolayı bir çok ülkeyle karşı karşıya kaldığımız için dört bir yandan kaybediyoruz.

Şu kadarını söyleyelim, bu hesap çok basit, ucuz ve kendi içinde hesabı yapanın bütün hastalıklarını ortaya koyan bir hesap. Dış politikada her şeyi çıkara endeksleyen bir yaklaşım, esasen Türkiye'nin maddi çıkarını da hesaplayabilmekten acizdir, tamahkar bir yaklaşımı çirkin yüzüyle açığa vurduğu için zaten güvenilmez bir profil üretir. Türkiye'nin Mısır'da veya Suriye'de kaybettiğini söyleyenlerin Türkiye'ye hep beraber yaşadığımız gelişmeler karşısında nasıl bir seçenek önerdiğini bilen var mı?

Ne yapacaktık mesela? Sırf Esad'ı kaybetmeyelim diye Esad'ın ölüm mangalarının, Şebbihalarının elinden canını zar zor kurtarıp Türkiye sınırına dayanan çaresiz insanlara kapıları mı kapatmalıydık? Sırf iyi ilişkilerimiz devam etsin diye halkına karşı en acımasız şekilde savaşan cani bir diktatörün yaptıklarına sessiz mi kalmalıydık? Akıllı politika izleyip bütün bu olanlara seyirci kalmayı tercih eden dünya bunu yapıyor da çok şey mi kazanıyor? Bir defa 900 km. üzerindeki sınır komşuluğumuz dolayısıyla karşılaştırılamaz olsak da, tek tek her birinin Suriye konusunda gelişmelerden hiç bir kazançlarının olmadığını hala göremiyor muyuz?

Suriye'deki gelişmelerden İran mı kazançlı çıkıyor, Fransa mı, Almanya mı? Rusya mı? ABD mi? Aslına bakarsanız hiç kimsenin karlı çıkmadığı bir savaştır bu, ama herkes kazancını başka aktörlerin zararlarını artırmak üzerinden kurmuş durumda, o yüzden süreç uzadıkça uzuyor.

Mısır'da yaşanan askeri darbe karşısında sesini çıkarmayanlar, sessizce onaylayanlar, muhtemelen bu darbenin ya suç ortağı veya sponsorları olanlar, bu darbeden kazanç elde etmek için yapmıyorlar yaptıklarını. Aksine Arap Baharı sürecinde ortaya çıkan zararlarını telafi etmek, bu süreçte ortaya çıkan durumun ürettiği tehditleri çaresizce bertaraf etme paniğiyle yapıyorlar.

Bölgede demokrasinin gelişmesi, daha önce de belirttiğimiz gibi, Batılı ülkelerin hiç de istemedikleri bir şey. Üstelik bu isteksizliklerini bütün foyalarının açığa çıkması pahasına göstermekten geri durmuyorlar. Darbeye darbe demeyerek Mısır'da demokrasi ve insan hakları konusunda sergiledikleri ikiyüzlülüğü gizleyebileceklerini sandılar ki, kimse yemeyecek bu saatten sonra.

Mısır'da kısa bir süre için devlet aygıtını kazanmış olabilirler ama Mısır halkını ilelebet kaybettiler. Devlet yönetimi de şu andan itibaren ellerinde ateşten bir top. Halk nezdinde hiç bir itibarı ve meşruiyeti olmayan, her an tekrar devrilebilme ihtimali dolayısıyla destekleyenin kabuslarını bin kat artıracak bir devlet.

Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin darbeden hemen sonra devreye soktukları yardım paketleri nasıl bir panik içinde olduklarını gösteriyor. Bu panik sizce darbeden kazançlı çıkmışlığın sevincini ve heyecanını mı yansıtıyor? Şu anda Mısır meydanlarını dolduran ve bölge tarihinin gördüğü en görkemli direnişe imza atan Mısır halkı hiç sevinç ve heyecan bırakır mı onlarda? Arap Baharı sürecinde gelişen demokrasi rüzgarlarının kendi ülkelerine de uğramalarından yana duydukları bu korku onlara sürekli kaybettirmeye devam edecektir. Korkununsa ecele faydası olmayacaktır.

Mısır'da bir darbenin ardından Türkiye'nin neler neler kaybetmiş olduğunun tasasına düşenler bir zahmet bu süreçten kimin ne kazanmış olduğunu da söyleseler de bilsek?

Ama onlar söylemeden biz söyleyelim, belki yine kısa süreli bir kazanç olacak, ama ABD'nin Camp David düzeni, dolayısıyla İsrail bu süreçten kazançlı çıkıyor görünüyor. Aslında Türkiye'ye kar-zarar hatırlatması yapanların aslında tek mesajı Türkiye'nin bu ebedi kazançlı (sandıkları) eksene biatını yenilemesi. Mısır'da darbeden sonra ilk yapılan işlerden birisi hemen Gazze ile Refah sınır kapısının kapatılması ve Mısır'ın Camp David düzenine bağlılığının teyit edilmesi oldu. Görünürde bir kazanç bu, ama topyekun ayaklanmış Mısır halkı ve İslam dünyasının karşısında bu kazanç daha ne kadar sürdürülebilir?

Mısır'da darbeye en gür sesle darbe deme cesaretini gösterebilmiş tek ülke olarak Türkiye giderek bütün İslam dünyasında şekillenmekte olan geleceğin sesini dillendirmiş oldu. Türkiye basit ve ucuz çıkar hesaplarıyla şekillenen bir dış politika anlayışı yerine günümüzde sahipsiz kalmış ilkeli politika anlayışını dillendirerek öncü bir misyonu yerine getiriyor. Hiç kimse endişe etmesin bu duruş bütün dünyada kaydediliyor ve dünya sabit bir yer değil tarihsel bir süreçtir. Her şeyin hızla değiştiği bu tarihsel sürecin daha çok kısa bir anını yaşıyoruz.

YENİ ŞAFAK

 

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim