1. YAZARLAR

  2. Yasin Aktay

  3. Mısır'da 'halka karşı halk' oyunu
Yasin Aktay

Yasin Aktay

Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır'da 'halka karşı halk' oyunu

A+A-

Mısır'da 25 Ocak Devrimi'nin 3. Yıldönümü bir askeri darbenin bütün çirkin yüzlerini sergilediği bir ortamda yaşanıyor. Mısır'ın bütün meydanları askeri darbeye karşı meşruiyet çizgisini savunan ve tamamen barışçıl nitelikli protestolarını yapan halka polisin açtığı ateşler sonucunda elliden fazla kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı hadiselere sahne oluyor. Buna karşılık Tahrir Meydanı'nı dolduran ve darbeyi destekleyen kalabalıkların şölen havasında darbeyi kutlama görüntüleri haberlerde daha fazla önplana çıkıyor.

Arap Baharı'nın etkisiyle Mısır halkının ayağa kalktığı ve 30 yıllık diktatörünü devirdiği 25 Ocak Devrimi'nin 3. Yıldönümü de, Tahrir Meydanı'nda, bu devrimin uyandırdığı bütün umutları katletmeye azmetmiş olan darbecilerin görkemli organizasyonuyla kutlanıyor. Mısır'ın diğer bütün meydanlarında insanlar vahşice, devlet güçlerince öldürülürken Tahrir Meydanı'nda asker teşviki ve gözetiminde toplanan insanlar dans ederek, müzik çalarak, düğün dernek havasında ve yine havai fişek gösterileri eşliğinde eğleniyor.

Bu manzara daha önce de Rabia ve Tahrir karşıtlığına yol açacak şekilde yaşanmıştı. Sonradan muhaliflerin Rabia Meydanı'na çıkışları da yasaklanınca Mısır'ın her meydanı, her sokağı birer Rabia Meydanı'na dönüştürüldü. Gösteriler hiç hız kesmedi. Aksine her geçen gün daha da kalabalıklaştı. Bu durum darbenin yakalamaya çalıştığı meşruiyetin şartlarının oluşmasını baştan beri zorlaştırıyor, hatta imkansız hale getiriyor tabi.

Halka dayanmamanın dayanılmaz meşruiyet sorununu aşmak için darbecilerin her zaman ve heryerde başvurduğu yöntem halktan yeterli desteği aldıklarına dair zevahiri kurtaracak bir görüntü oluşturmak oluyor. Mısır'da da darbeciler sadece silahlı güçlerine ve namütenahi dış desteklerine güvenerek Mısır'a hakim olamayacaklarını biliyorlar, o yüzden halka karşı kendi halklarını çıkarmaya çalışıyorlar.

Ne yazık ki, bu yol tamamen geçersiz de değil. Yeterince dış destek garanti altına alındıktan sonra ülke içinde sadece zevahiri kurtaracak tedbirleri almak yetiyor. Darbenin olduğu günden bu yana hiç azalmayan ve bugünlerde onlarca insanın ölümüne yol açan hadiseler Gezi olayları dolayısıyla Türkiye'de üs kurmuş ve saatlerce Türkiye'nin farklı yerlerinden canlı yayın yapan medya kuruluşlarının ilgisini bile çekmiyor nasılsa. Nasıl olsa, dünya dört dörtlük darbeye darbe bile dememenin yolunu bulabiliyor.

Halkın büyük çoğunluğu darbecilere şiddetle karşı olsa da, destek veren küçük bir azınlığı meydana yığmayı başarınca, 'halk böyle istiyor' diye basit bir yalan dünyada hazır müşterisine anında ulaşıveriyor. Bu arada toplumu topluma, halkı halka karşı kullanmış olmanın ağır maliyeti ortaya kalıyor.

Darbecilerin bir topluma verecekleri zararın bundan daha ötesi var mıdır acaba? Bir tarafta mütemadiyen katledilen başka bir tarafta ve aynı anda şenlik yapan insan görüntüleri. Her iki görüntü aynı toplumun iki farklı gruplarına ait olabilir mi?

Bu görüntü ortada başarılmış bir darbenin değil, her yönüyle insanın ve toplumun gerçeklerini altüst etmiş bir cahiliyenin mevcudiyetini gösteriyor. İnsanların taptaze acılarının, yaslarının karşısına böylesine meydan okuyucu bir saygısızlıkla çıkmanın ortada toplum namına hiç birşey bırakmayacağını görmek için ne sosyolog ne de siyaset bilimci olmak gerekiyor.

Birbirlerinin acılarına, yasına karşı bu ölçüde bir saygısızlığın üzerine bina edilmiş bir toplum teorik olarak da pratik olarak da mümkün değildir.

Muhammed Mursi'nin demokratik süreçleri ihlal ederek yaptığı ve adeta diktatörleştiği gerekçesiyle yapılan darbenin ardından askerin tamamen kendi kafasına göre hazırlattığı anayasa tahmin edildiği gibi yüzde 98'in üzerinde oy alarak onaylandı. Böylece darbe karşıtlarının en çok başvurduğu sandık argümanına karşı darbeciler kapı gibi bir sandık sonucu çıkarmış oldular. Çok kötü bir şaka gibi, ama gerçek. Mısır'da her çeşit demokratik yaklaşım ölçütleri açısından bile Mübarek dönemindekinden çok daha geride bir anayasa 25 Ocak Devrimi'nin üzerinden üç yıl geçtikten sonra yüzde 98'in üzerinde bir oy alarak kabul edilmiş oldu.

Bildiğimiz kadarıyla bu komik referandum sonucuna dair şimdiye kadar uluslararası çevrelerden doğru dürüst bir eleştiri bile gelmedi. Referandum sonuçlarının Ortadoğu'daki tipik seçim sonuçlarını tekrarlamış olması kimi ilgilendirmeli acaba? Ya en basit bir protesto gösterisinde her seferinde bir çok insanın polis kurşunuyla ölmesi?

Kuşkusuz Suriye ve Mısır olayları dünyanın küreselleşmesi, demokrasi ve insan hakları söylemlerinin bu dünya içindeki gerçek anlamı ve işlevi hususunda yıllardır siyaset bilimcisi ve sosyologların saf saf ürettiği bir çok analizi de boşa çıkarıyor. Daha fazlasına da yapıyordur tabii ki...

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT