1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Mısır’da Atatürk Gibi Bir Lidere Ihtiyaç Var mı?
Mısır’da Atatürk Gibi Bir Lidere Ihtiyaç Var mı?

Mısır’da Atatürk Gibi Bir Lidere Ihtiyaç Var mı?

Bizdeki yaygın söylem, eğer Atatürk’e ihtiyaç varsa bunun emperyalist ülke yöneticileri tarafından değil, halk tarafından söylenmesi gerektiği yönündedir. Çünkü Atatürk “mazlum milletlerin öncüsü” olarak iç piyasada tanıtılmaktadır. Asım Yenihaber’in yoru

A+A-

Neden Mısır'ın Atatürk'ü yok? / Asım YENİHABER

Mısır 30 yıllık diktatörünü devirdi. Bakalım bundan sonra ne olacak?

Mısır olayları devam ederken, ABD'den gelen bir ses hayli şaşırtıcı idi. Demokrat Parti Colorado Senatörü Mark Udall, NBC kanalında katıldığı bir programda Mısır'daki son gelişmeleri değerlendirmiş ve

"Mısır'da Atatürk gibi bir lidere ihtiyaç var" diye konuşmuş.

Bizdeki yaygın söylem, eğer Atatürk'e ihtiyaç varsa bunun emperyalist ülke yöneticileri tarafından değil, halk tarafından söylenmesi gerektiği yönündedir. Çünkü Atatürk "mazlum milletlerin öncüsü" olarak iç piyasada tanıtılmaktadır.

Şimdi ne oldu da zalimler "Mısır'a da bir Atatürk lâzım" diyorlar?

Evet, Millî Mücadele'nin başlangıcında Mustafa Kemal bütün İslâm dünyasında popüler bir liderdir. Çünkü İslâmî muhtevalı anti emperyalist bir mücadele için yola çıktığı görüntüsü vermektedir.

Mısırlılar Millî Mücadele'nin zaferini, Batıya, yani emperyalizme karşı Doğunun ve İslâm'ın bir zaferi olarak karşılamışlar ve bu sebeple Mustafa Kemal Paşa'yı "Doğunun Kahramanı" olarak görmüşlerdir.

Daha Lozan'da ne olacağı bilinmemektedir ve Türkiye'nin Mısır üzerinde tarihî hakları vardır. Türkiye, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Mısır üzerindeki bütün hukukundan ve hak iddialarından vazgeçmiştir.

Yine de ortada güçlü bir bağ vardır: Hilafet.

3 Mart 1924 tarihinde hilafetin kaldırılması, Mısır'da da ciddi tepkilere yol açmış ve Mısır halifeliğin kaldırılmasını kabul etmemiştir.

Cumhuriyet'ten sonra iki devlet olarak Türkiye-Mısır ilişkileri diplomatik çerçevede başlamış, 1928 yılında Mustafa Kemal Paşa diplomatik bir teamüle uymamış, Mısır Kralı Fuad'ın tahta çıkışını ve doğum gününü kutlamamış, buna karşılık da Kral Fuad, Kahire'deki Türk Elçiliğinde verilecek resepsiyonlara Mısırlı bürokratların katılmasını yasaklamıştır.

Bu sıralarda Türkiye'de harf inkılabı furyası vardır. Harf inkılabını Mısır'da savunan kimdir peki? Kıpti/hıristiyan Salame Musa!

Türkiye'nin devlet başkanı, yani o sıralar "Gazi", inkılaplarını faso fiso derekesine düşüren bir olay karşısında diplomatik alanda kabul edilemez bir olaya imza atmıştır.

Türkiye'de şapka inkılabı yapılmıştır ama, Mısır Osmanlı usulü fes giymeye devam etmektedir.

1930 yılında Mısır elçisi Abdülmelik Hamza Bey Ankara'ya geldiği zaman, Türkiye'de fes kanunen yasaktı. Mısır elçisi ise ülkesinin kıyafeti olan fesi kullanmaya devam ediyordu. 29 Ekim 1932 akşam Ankara Palas'ta düzenlenen yemekte, sofrada fesli olarak oturan Mısır elçisine Türkiye'nin cumhurbaşkanı, "Kralınıza söyleyiniz ben, Mustafa Kemal, size bu akşam fesinizi çıkarmanız talimatını verdim" diyor ve bir garsona elçinin fesini çıkarttırıyor.

Diplomasi açısından bunun kabul edilmesi mümkün değildir!

Türkiye'nin o zamanki Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras), bu rezaleti örtbas etmek için elçinin kendi rahatı için fesini çıkarmasına izin verildiğini iddia etmek zorunda kalmıştır!

Peki fes vak'ası yüzünden Mısır'la Türkiye arasında meydana gelen kriz nasıl kapatılmıştır? Kahire'deki İngiliz Yüksek Komiseri'nin devreye girmesiyle!

Mısır ve Atatürk mevzuu... İşin bir yönü bu. Başka yönleri de var elbette!

 

"Atamısır" neden yok?

ABD'den gelen bir ses, Mısır olayları bağlamında bizi düşünmeye sevk etti. Demokrat Parti Colorado Senatörü Mark Udall, NBC kanalında katıldığı bir programda, Mısır'daki son gelişmeleri değerlendirmiş ve "Mısır'da Atatürk gibi bir lidere ihtiyaç var" diye konuşmuştu...

Mısır'ın Atatürk'ü olsa ne olurdu?

Her halde Mısır'ın Atatürk'üne "Atamısır" denirdi!

Yahut da "Ebulmısr". Yani Mısır'ın babası!

Elbette bunları mizah olsun diye söylemiyoruz. Fakat, Türkiye'de olup bitenlere bakanlar "Atatürk" isminin 1930'lu yıllarda icadı karşısında kendilerini böyle bir havada hissetmişlerdir.

20. yüzyılda, bilmem kaç asırlık bir millete "ata" tayin ediliyor! Hem de o yıllar, Duçe'lerin, Führer'lerin iktidar yılları. Parlak unvanların Avrupa'da faşist ve nazizst partilerin liderlerine verildiği yıllar...

İtalyan basını artık Benito Mussolini demiyor, Duçe diyor. Alman basını Adolf Hitler demiyor, Führer diyor...

Türkiye'nin neden Atatürk'ü var?

Neden elin ABD'li senatörü Türkiye'nin Atatürk'ünden memnuniyetini, "Mısır'da da olsa" diye dile getiriyor?

Bugün ABD, Mustafa Kemal'in Atatürk olduğu dönemin İngilteresi yerine geçmiştir. 20. Yüzyılın başında dünyanın zembereğini İngiliz İmparatorluğu kuruyordu.

1. Dünya Savaşından sonra dünyayı esas olarak İngiltere şekillendirdi. Aslan payını kendi aldı, müttefiki Fransa'yı da boş bırakmadı. Biraz da diğer müttefiki İtalya'ya ihsan etti.

İngiltere, Ortadoğu-İslâm dünyasına hakim olabilmek, enerji kaynaklarını elinde tutmak için Osmanlı Devleti'nin tasfiyesinin şart olduğunu biliyordu.

Bunu işgalci bir güç olarak Osmanlı Devleti'ni yıkarak yapmaya kalkışsa idi, maliyeti çok büyük olacaktı. Düşünün bir: Vahdetdin'i İngilizler kovmuş! Hilafeti İngilizler kaldırmış!

O padişah, o halife on yıla kalmaz İstanbul'a alayı vâlâ ile dönerlerdi!

Hem tahrib edilmek istenen merkezi ülke Anadolu'da ciddi tepkilerle karşılaşırdı, hem de İslâm dünyasının diğer bölge ve ülkelerinde –ki büyük bir kısmı sömürgesi idi- ciddi reaksiyonlar ortaya çıkardı.

Osmanlı Devleti'nin Türkiye'nin Milli Mücadele önderlerine tasfiye ettirilmesi İngiliz siyasetinin en büyük başarılarından biridir. İngilizler 20. Yüzyılı böylece kurtarmışlardır. Bugün bu tasfiyenin doğurduğu problemler bastırılmışlıkları yıkarak avdet ediyor ve bugünün dünya hakimi ABD'nin önüne geliyor.

Osmanlı Devleti varken, ona pamuk ipliği ile de olsa bağlı olan başka bir müslüman devlet daha vardı: Mısır. 19. Yüzyılın sonunda İngilizlerin kontrolü altına girmişti ama, Türkiye ile bağları kesilmemişti.

Türk-Osmanlı hanedanlı bu devlet etnik Arap devleti olmaktan ziyade, ikinci bir Osmanlı gibi idi. Hanedan türkçe bilir ve konuşurdu. Yüksek bürokrasi ve askeriye de öyle. Türkiye ile ilişkiler devletler arası ilişkilerin ötesindeydi.

İskenderiye ile İstanbul arasında muntazam gemi seferleri vardı...

Mısır'a ille de bir Atatürk aranırsa bu Nasır olabilir!

Osmanlı yadigârı yeşil zemin üzerine üç hilalli Mısır bayrağını da o kaldırmıştır.

Nasır neden tam bir Atatürk değildir?

Çünkü onun zecri "devrim"lerini yapmaya kalkışmamıştır. Yani zorla kılık kıyafet değiştirmeye girişmemiş, alfabe değişikliği, dil devrimi gibi yollara gitmemiş, hele de laiklik ilan etmemiştir!

Yoksa Nasır da milliyetçi, halkçı, inkılapçı, cumhuriyetçi, devletçi ve de gizli laik bir liderdir. O Mısır'ın gerçek Atatürk'ü ne zaman olabilirdi? İsrail'i mağlub etse idi!

Eğer Nasır böyle bir zafer kazansa idi, hiç şüphe etmeyin Atatürk'e taş çıkartacak bir Atamısır olurdu!

YENİ AKİT

 

HABERE YORUM KAT