1. YAZARLAR

  2. Mustafa Özcan

  3. Mısır türbülansı aşarken
Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır türbülansı aşarken

A+A-

Mısır’da muhalifler bir kaşık suda fırtına kopardılar. Mübarek’in baltacılarının yerini, bir biçimde Milli Kurtuluş Konseyi adlı muhalefet çatısının milisleri aldı.

İhvan milislerinden bahsedenler aslında kendi milislerini veya baltacılarını Mürsi’nin ikamet ettiği Birlik Sarayının üzerine sevk ettiler. Bu milislerin veya baltacıların taşkınlıkları üzerine bir düzine insan hayatını kaybetti. Hepsi İhvan mensubu. Buna rağmen ölenlerden ve yaralananlardan Tahrir’deki gibi İhvan’ı sorumlu tutuyorlar. Sanki İhvan kendi kendini öldürüyor! Yaralananlar arasında dostumuz Eşref Abdulgaffar da var. Başına saçma veya Mısırlıların ‘hartuş’ dedikleri kurşun isabet etmiş. İsabet hemen gözünün üzerinde. Milim şaşma gözüne mal olabilirdi. Mısır’da yeni milisler liberal kesimlerin önemli isimlerinden Muhammed Baradey ile Nasırcı ve ulusalcı kesimleri temsil eden Hamdin Sabahi’nin partisine mensup. Milli Kurtuluş Cephesinde yer alan Amr Musa’nın ise milis teşkil edecek gücü yok. Laik kesimler gerçekten de Mısır’a iki kanada ayırmayı başardılar. Ülkenin birinci kanadında ve Mürsi’nin yanında İslami kesimler ile Eymen Nur gibi kimi liberaller var. İkinci kanadında ise dünyayı karıştırdıktan sonra Mısır’a karıştırmaya gelen Muhammed Baradey’e ilaveten Hamdin Sabahi var. Pakistan Atom Bombasının Babası lakabıyla anılan Abdulkadir Han, Baradey’i Amerikan ajanı olarak nitelendirmektedir. İşinin gereği bunu en iyi bilebileceklerden birisi Abdulkadir Han’dır. Mısır’da Hüseyniyeler (bir evi cem evleri), Budizm tapınakları ve Bahai evleri kurulmasını istiyor. Hem Şiileşme faaliyetlerine hem de Bahai faaliyetlerine geçit veriyor, kol kanat geriyor. Önemli olan İslami çoğunluğu bu parçalanma ile zayıflatmaktır. Hamdin Sabahi ise Şiileştirme faaliyetlerine kol kanat germe karşılığında İran’dan yüklü miktarda para yürütmüş. İran ‘sahve-uyanış’ edebiyatıyla Mürsi’nin gerisinde durduğu intibaı verirken Mısır’daki turfanda veya nevzuhur Şiiler başkanlık seçimlerinde Mürsi yerine Ahmet Şefik’i desteklediler. Buna mukabil, Sabahi taraftarları Mürsi’nin de Katar’dan para aldığını ileri sürüyor. Robert Fisk de benzeri bir suçlamayla Gannuşi’nin Katar’dan para yardımı aldığını ileri sürmüştü. BAE gibi Körfez ülkeleri de Mürsi’ye karşı Ahmet Şefik’i desteklemişlerdi. Şimdi muhalifleri Mürsi’yi Körfez Petro dolarlarıyla ve paralarıyla devirmeye ve yıkmaya çalışıyorlar.

¥

Mısır’da laik kesimler cepheleşme siyaseti güdüyorlar. Bunun için Mürsi’nin Kasım ayında yayınlamış olduğu Anayasa Kararnamesini geri çekmesini istediler. Bunu bahane ederek kazan kaldırdılar. Aslında Mürsi bunu Anayasa Mahkemesini feshetmemek veya askıya almamak için ek bir tedbir olarak aldı. Zira, Türkiye’deki muadili Anayasa Mahkemesi veya Abdurrahman Yalçınkaya gibi Mısır Başsavcısı Abdulmecid Mahmut seçilmiş cumhurbaşkanına karşı dokunulmazlık zırhı altında yargıyı politize ediyor ve Şura Meclisinden sonra anayasa komisyonunu (Kurucu Cemiyet) ve Halk Meclisini feshetmek ve bir biçimde Mürsi’yi de yargı gücünü kullanarak ve oyunlarıyla alt etmeye ve minderden atmaya çalışıyordu. Bu yargı oyunlarına karşı Mürsi kendi sahasını güçlendirmek istedi. Mürsi’nin bir saniye diktatörlüğüne tahammül etmeyeceklerini söyleyenler 50 yıldır olağanüstü hal kanunları ve yasa tanımayan bir rejimin altında yaşıyorlardı. Bununla birlikte Mürsi uzlaşma arayışları çerçevesinde diyalog zeminini kabul etti ve anayasa kararnamesini geri çekti. Lakin Başsavcı Abdulmecid Mahmut’la ilgili kararını ‘Tahrir’de devrimcileri öldüren baltacıları himaye ettiği için görevini kötüye kullanmaktan dolayı’ geri çekmedi. Baştan beri Mısır’da devrim uzlaşma zemininde ilerliyor. Halbuki, Mübarek’in devrilmesinden sonra eski kurumlar gözden geçirilmeli ve devrim meşruiyeti ikame edilmeli idi. Lakin devrim çok parçalı olduğundan bu gerçekleşmedi. Esasında, Hamdin Sabahi ve Baradey ülkeyi cepheleştirerek İslami kesimleri devrim meşruiyetine zorluyorlar. Mısır’ın zor şartlarını istismar ederek Mürsi’yi kendi iradelerine ram etmek veya çekilmekle karşı karşıya bırakmak istiyorlar.

¥

Bu yürüdükleri yol, kaosa çıkar. Bundan dolayı İslami kesimler Hamdin Sabahi ve Baradey’in yaptıklarına fitne ve bozgunculuk diyorlar. Milli Kurtuluş Cephesini de 'fitne ve bozgunculuk cephesi' olarak görüyorlar. Bu uzlaşmaz yapılarıyla İslami kesimleri de biliyorlar. Bu bağlamda, Cemaat-ı İslami’nin önde gelen isimlerinden ve Sedat suikastının faillerinden Abud Zümer Mürsi’yi deviren çevrelerin bir saat bile iktidara gelemeyeceklerini ve kalamayacaklarını ifade etmektedir. Bu bir uyarıdır. Mürsi sonrasında mutasavver ‘başkanlık konseyi’ ile ülkeyi yönetmek isteyenler hayal görüyorlar. Cezayir sendromu Mısır’da tekerrür etmez. Dolayısıyla azgın muhalifler veya laik kesimler bu yaptıklarıyla sadece ülkeye ve kendi zeminlerine zarar vermiş oluyorlar. Mürsi de diyalog çağrısında bulunduğu halde ‘ne saza ne de söze gelen’ Sabahi ve Baradey’i devre dışı bırakarak diyalog zeminini 7 muhalif parti ile sınırlı tuttu. Bu partiler cephe olarak Mürsi’nin yanında yer almaktadır. Bir şekilde Amerikan uyruklu denilerek seçimlerde devre dışı bırakılan Salah Ebu İsmail’in oğlu Hazım Ebu İsmail tek başına muhaliflere meydan okuyor ve onlara kendi yöntemleriyle cevap veriyor. Baradey'in panzehiri Hazım Ebu İsmail. Mürsi kararnameyi çekti lakin Abdulmecid Mahmut konusunda geri adım atmıyor ve anayasa taslağı belirlenen tarihte referanduma sunulacak. Muhalifler boykot etse de zamanında yapılacak. Ya devlet başa ya kuzgun leşe. İnanıyorum ki, Mısır’da iktidar ve İslami kesimler bu türbülanstan iradeleri çelikleşmiş olarak çıkacaklar. Muhalifler bu serkeşlikleriyle iktidarı konsolide edecekler.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT