Miraç olan bir namaz örneği

28.07.2013 00:27

Faruk Beşer

İmam Rabbanî'nin yorumundan da yararlanarak namazın miraç olmasının anlamını vermeye çalışıyorduk. Yine onun tespitiyle, aslında bütün ibadetler namazı dosdoğru tastamam kılmak içindir, merkezde namaz vardır.

Müminin dünya şartlarından sıyrılabileceği, öbür âlemin zamanına ve mekânına geçebileceği yegâne menfez namazdır.

Urve bin Zübeyr gibi bazı sahabenin namaz kılarken dünyaya ilişkin hiçbir şey hissetmemeleri, hatta onun kangren olmuş ayağının namaz kılarken kesilmesini bile duymaması bundandır. Çünkü miraçta yaşanan o mülaki olma, yani tabir caiz ise yüz yüze gelme anı, dünyada iken sadece namazda yaşanabilir.

İşte bu sebeple, böyle dosdoğru, Efendimizin ifadeleriyle, ihsan ile yani, Allah'ı görür gibi kılınan bir namaz müminin miracı olur. Kulu Allah'a yükseltir ve kul bu sayede Allah Rasulü Efendimizin (sa) Miraç'ta yaşadığı hallere benzer duyguları namazda yaşayabilir.

Ama bu elbette hemen olabilecek bir şey değildir. İnsanın dikkatine, ihlasına ve kendisini toparlamasına göre bir ayda, bir yılda ve belki de bir ömürde olabilecek bir şeydir. Ömür boyu namaz kılmakla beraber bu hal hiç yaşanmayabilir de. Çünkü ödenmesi gereken bir borç gibi düşünülüp, aradan çıkarılmak istenen bir namaz elbette bu hali sağlayamaz. Aksine dostla mülaki olmak, yani O'nunla adeta yüz yüze gelmek için, bütün maddi ve manevi hazırlıkları yaptıktan sonra huşû' ve hudû' ile yani hem bedenin hem de kalbin hazır ve boyun eğmiş olmasıyla yaşanabilir.

Urve b. Zübeyr'in bütün Tabakat kitaplarında ittifakla anlattıkları hikâyesi şöyledir:

Hz Aişe'nin kız kardeşi Esma'nın oğlu Urve b. Zübeyr'in ayağı kangren olmuştu. Hastalığın yayılmaması için kesilmesi gerektiğini söylediler. Bilincinin gitmesi için de içki içmelisin, dediler.

Yani kalbim ve dilim Allah'ı zikirden uzak dursun, öyle mi? Vallahi, haram bir şey alarak Allah'a itaat etmiş olmayı kabul etmem dedi.

O halde, uyutucu bir şeyler içirelim, dediler.

Ben uyku halinde iken bedenimden bir parçanın aşırılmasını istemem, dedi.

O halde biriler seni sıkıca tutsun ki kesebilelim, dediler.

Hayır, ben size yardımcı olurum, dedi.

Dayanamazsın, dediler.

Bırakın beni, namaza durayım, tam namaza daldığımı ve secdede hareketsiz hale geldiğimi gördüğünüzde ben artık dünyada değilim, istediğinizi yapın, dedi.

Doktor bekledi, secdeye gittiğinde testereyi alıp ayağını kesti. Urve'nin sesi bile çıkmadı. Hatta o, secdede şöyle diyordu:

'Lailahe illellah! Rab olarak Allah'tan razıyım, din olarak İslam'dan razıyım, rasul ve nebi olarak Muhammed'den razıyım…'

Böylece kendinden geçti ve ayağını kesilmesine sesi bile çıkmadı.

Kendisine geldiğinde, getirip ayağını ona gösterdiler. Kesik ayağına baktı ve şöyle dedi:

'Ey ayak! Allah'a yemin ederim ki, seninle bir harama yürümedim. Seninle geceleri ne kadar ayakta durup namaz kıldığımı da Allah biliyor'.

Sahabeden biri ona:

'Urve, sana müjdeler olsun! Bedeninden bir parça senden önce cennete gitti', deyince Urve:

'Vallahi, kimse bana bundan daha güzel bir sözle taziye veremezdi', dedi.

İşte namaz müminin böyle miracı olur. Yeter ki dosdoğru kılınsın.

Nasıl dosdoğru kılınacağını ise biz 'Namazı Dosdoğru Kılmak' adlı kitapçığımızda anlatmaya çalıştık.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim