Milli Eğitim zor iş

01.02.2012 12:00

Resul Tosun

 

Milli Eğitim, semeresi geç toplanan bir bakanlık. Kadrosu ve hizmet verdiği kesim itibariyle en büyük bakanlık. Muhatabı genç insan olduğu ve sonuçları senelere yayıldığı için de riskli bir bakanlık.

Ana okulundan lise son sınıfa kadar öğrencinin beynine hitap ettiği ve onları inşa etmek gibi son derece önemli bir misyona sahip olduğu için zor ve o kadar önemli bir bakanlık.

Cumhuriyet hükümetlerinin süregelen vesayet sistemi içinde milli irade istikametinde ve çağı yakalama arzusuyla eğitime yön verdiklerini söylemek gerçekleri inkâr etmek demektir.

Bazı Milli Eğitim bakanları milletten aldığı gücü kullanmak istemiş ancak vesayet odakları onlara bu fırsatı vermemiştir.

Hükümetlere ve bakanlara rağmen ülkedeki bürokrasi baskısı Milli Eğitim'de köklü değişikliklere engel olmuştur.

Eğitimin kalitesini artırıp ülkenin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak yerine çoğu kez ideolojik bağnazlıklar devreye girmiş, kesintisiz yasaları gibi ülkenin sadece eğitimine değil ekonomisine de büyük zararlar veren menfi değişimler yaşanmıştır.

AK Parti hükümetleri döneminde önemli gelişmeler gözlenmiş özellikle Hüseyin Çelik döneminde köklü değişikliklere imza atılmış Milli Eğitim'e gerçekten milli bir hüviyet kazandırılması istikametinde önemli adımlar atılmıştır.

Son olarak Milli Güvenlik dersinin kaldırılması hükümetin eğitim alanında attığı en önemli adımlardan biridir.

Sadece fiziki hizmetleri değil eğitim ve öğretimi de ihtiva ettiği için Milli Eğitim Bakanlığı hem vesayet muhafızları tarafından hem de muhalefet tarafından daima mercek altında tutulan bir bakanlıktır.

Bu yüzden de Milli Eğitim bakanlarının hem dirayetli hem cesur hem de üretken olması gerekir.

Seçmen tepkisinden, parti baskısından ve milletvekili taleplerinden çekinen siyasilerin Milli Eğitim Bakanlığı'nda reform yapması imkân haricidir.

Bu itibarla mevcut Milli Eğitim Bakanımız'ın isabetli bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Ömer Dinçer Bey seçmenin haksız tepkisine ya da partisinin tutarsız baskısına boyun eğecek bir siyasetçi değildir. Doğru bildiğini ısrarla savunan ve icra makamındaysa uygulayan bir kişiliğe sahiptir. Bu yönüyle Başbakan Müsteşarlığı'ndan beri AK Parti hükümetlerinin bir artısıdır. Onu tercih edip faydalandığı için de Başbakan'ın bir artısıdır.

Başbakan'ın yanında bulunup da sürekli onun kredisine tüketen kimi tipler vardır. Ömer Dinçer bey aksine Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan beri Başbakan'ın yanında bulunup onun başarısına katkı sağlayan çok önemli bir şahsiyettir.

Milli Güvenlik derslerinin kaldırılmasında onun payının büyük olduğundan ben kuşku duymuyorum. Milli Eğitim'de önemli reformlara imza atacağından da eminim. Ömer Bey bakanlık için de çok büyük bir şanstır.

Yalnız şu zorunlu eğitimin 13 yıla çıkarılması konusunda Şûra'nın ve hayatın gerçeklerini görmeden ve okumadan masa başında teklifte bulunanların gazına da -gelmez ya-gelmesin diye hatırlatmak istiyorum.

Tamam okur yazar olmak ve temel bilgilerle donanmak için 5 yıllık ilköğretimin zorunluluğunu anlıyorum ama orta ve liseyi zorunlu hale getirmek de bir nevi militarizm değil mi?

Okumak isteyen zaten sonuna kadar okuyor. Okumak istemeyen ya da bir şekilde okuyamayan -maddi imkansızlıkları kastetmiyorum, devlet o konuda gerekeni yapıyor- çocuklara okula gitmediği için hem ona hem velisine suçlu muamelesi yapıp ceza vermenin bir anlamı var mı?

28 Şubat zihniyeti kesintisiz 8 yıl kanunuyla meslek liselerine ve Kur'an kurslarına ağır bir darbe indirmişti. Farkında mısınız bilmem ama 13 yıllık zorunlu eğitim Kur'an kurslarını tamamen ortadan kaldıracak bir projedir ve 28 Şubat zihniyetinden daha ağır bir sonuç doğuracak niteliktedir.

Hatırlatmak istedim.

YENİ ŞAFAK

 

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim