1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Milletvekili iradesine ipotek
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Milletvekili iradesine ipotek

A+A-

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Genel Kurul'u açtı, özel oturumu başlattı, hemen paketin görüşüleceğini sananlar yanıldı. Anayasa değişikliğinin müzakerelerine saatler sonra ancak geçilebildi.

Komisyondaki havanın aksine Genel Kurul'da gerilim çok yüksekti. Muhalefet 'son kale Çanakkale' savunması oluşturdu. Engelleme için her yolu denedi.

Önergeler ve üzerinde uzun konuşmalar, usul itirazları saatlerce sürdü. Anayasa değişikliğine 'hayır' diyen MHP, CHP'den farklı değildi. BDP de onlardan geri kalmadı. Her birinin karşı çıkış gerekçesi farklı olsa da muhalefet tek blok oldu. Anayasa değişikliğine karşı aynı çizgide buluştular.

Tümü üzerinde görüşmeler başladığında partisinin görüşlerini anlatmak için kürsüye çıkan tek lider CHP lideri Deniz Baykal oldu. Pakete yargı üzerinden yüklendi. 'Bu yaptığınız üniformasız darbe' dedi. Üniformalı darbenin ürünü Anayasa'nın değiştirilmesini de darbe olarak niteledi.

Oylamalara geçildiğinde içeride iki parti kaldı; AK Parti ve MHP... Bu tavrıyla MHP, CHP'den kendisini ayrıştırdı. Doğru da yaptı. Aksi halde adları, amblemleri farklı, politikaları aynı iki parti görüntüsü doğacaktı. MHP benzer tutumu cumhurbaşkanlığı seçiminde de takınmış, 367 engelinin aşılmasında Meclis'e girmesi belirleyici rol oynamıştı. MHP aynı çizgisini sürdürüyor.

Oylamalar başladığı sırada bütün CHP milletvekilleri Genel Kurul salonunu terk etti. Bu sürpriz değil, bekleniyordu. Kritik oylamalara katılmama CHP'nin alışkanlığı oldu. Boykot, ambargo, protesto gibi tavırlar sol siyasetin geleneğinde var. CHP'nin 'oylamayı boykot etme' politikası bu anlayışın uzantısı.

Partiler anayasa oylamalarında grup kararı alamıyor. Zaten oylama da gizli. Kimin ne oy verdiğini öğrenmek mümkün değil. Amaç milletvekillerinin hür iradeleriyle oylarını kullanmalarını sağlamak... Mensubu oldukları partinin politikaları önemli kuşkusuz, ama asıl olan vicdanlarının sesi.

Bugüne kadar Meclis, gizli veya açık oylamalarda milletvekillerine partileri tarafından baskı veya yönlendirme yapıldığı iddialarına çok sahne oldu. Kapalı kabinin etrafında dolaşan ve kırmızı ve yeşil pulları toplayan grup yöneticilerine '5 artı 5' oylamasında ben de tanık oldum. Süleyman Demirel'e Çankaya'da bir 5 yıl daha cumhurbaşkanlığı öngören anayasa değişikliği sırasında DSP ve MHP'li milletvekilleri üzerinde baskı kurulmuştu.

Yine olağan dışılık söz konusu... CHP ile birlikte DSP ve BDP de oylamaya katılmadı. Üç partinin milletvekilleri parti kararının sonucu oy kullanamadı. Nedeni çok açık... Her üç partinin liderliği de milletvekillerinin 'evet' oyu vermesinden çekindi. Başka açıklaması yok.

Mutlak kontrolü ancak Meclis'e girmemekle sağlayabileceklerini düşünmüş olmalılar.

Bu, anayasa değişikliklerinde milletvekillerinin tercihlerine ipotek koyan grup kararı alınamayacağı kuralını ortadan kaldırıyor. Bir milletvekilinin oyuna bundan daha ağır ipotek konabilir mi? Bırakın oyunun rengini, oy kullanması engelleniyor.

Üç partide de anayasa değişikliğine sıcak bakan isimlerin olduğu biliniyor. Bir milletvekilinin partisine rağmen içeri girip oy kullanması kolay göze alınır bir davranış değil. Bu, partisiyle köprüleri atması anlamına geliyor. CHP, DSP ve BDP'nin milletvekillerinin oy kullanmasını engellemesi Anayasa'nın da siyasetin de ruhuna aykırı.

CHP, Anavatan ve DP cumhurbaşkanlığı seçiminde dışarı çıkmanın bedelini ağır ödedi. CHP, DSP ile seçim işbirliği yapmasına rağmen sol tarihinin en düşük oyunu aldı. Erkan Mumcu'nun Anavatan'ı seçimlere bile giremedi, tarihten silindi, Mehmet Ağar liderliğinde DP hezimet yaşadı. CHP'nin ders almadığı anlaşılıyor. DSP ve BDP'ye ne demeli?

Maddelerin görüşülmesine geçilmesi için yapılan kritik oylamada 'evet' oyları 333 rakamına ulaştı. Referandum için yeterli. 330 çıtasının hemen üstü. CHP, DSP ve BDP'siz ilk oylama en zoruydu. DSP ve BDP tutumlarını gözden geçirebilir. Bundan sonra 333'ün altına düşeceğini sanmıyorum.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT