Militarizmle ve ‘harp oyunlarıyla’ mücadele eylem planı

22.01.2010 19:13

Melih Altınok

Demokrasisi bir yaşındaki kadar toy, ceberutluğu 87 yaşındaki gibi keskin cumhuriyetin tarihine 27 Mayıs’ı, 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı, 27 Nisan’ı ve sayısız darbe teşebbüsünü sığdırmış bir kurum...
Özden Örnek’in Darbe Günlükleri’ni, AKP’yi ve Gülen’i Bitirme Planı’nı, Kafes Operasyon Planı’nı... ve derken Balyoz Harekât Planı’nı hazırlayan bir organizasyon...

Devletin savcılarının iddianamelerinin yanı sıra resmî kayıt ve raporlara geçen gerçekleştirilmiş işkenceler, cinayetler, suikastlar, provokasyonlar, takipler...

Ve tüm deliller kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortalığa saçılmışken, darbe planı değil bunlar bir tatbikatın senaryosuydu diye açıklama yapan general. Ya, ‘Harp oyunu’ymuş!

Dünyada değil, Türkiye’de adı bunca suça ve şaibeye karışmış başka bir kurum var mı ki hâlâ faaliyette ve üstelik de ‘egemen’ olsun?

Mesela Tapu Kadastro Müdürlüğü. Bu kurumun yüksek bürokratları bazı memurlarla birlikte, bırakın vatandaşların canına kıymayı, maddi çıkar elde etmek için bir suç örgütü kursaydı, sizce akıbetleri ne olurdu? Kurumdan yüksek bir bürokrat, televizyonlara çıkıp kirli çamaşırlarını ortaya döken gazeteyi ve en yüksek amiri olan Başbakan’ı ‘uyarabilir’ miydi?

Peki, tablo bu kadar netken niçin, bu yapının şeffaflaşması, en azından hukuk ve anayasa sınırları içerisinde çalışan bir kurum olması talebi, geniş kesimlerce dillendirilen meşru bir söylem olamıyor? Neden, bu mücadele yalnızca bir gazetenin ve komplekslerinden arınıp yan yana gelebilmiş bir avuç ‘tehlikenin farkında’ olan demokratların sırtında.

Tamam, günlerdir bu gazetede okuyoruz. Köşe yazarlarından, siyasilerden, sivil bürokratlardan, profesörlerden destekçileri, işbirlikçileri var bu örgütlenmenin.

Haklısınız, dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan iktisadi örgütlenmesiyle finansman sorunu yaşamayan bir dev karşımızdaki.

Elbette bir milyona yakın silahlı adamı da var; Allah korusun!

Ama dünyanın her ülkesinde darbeciler son derce ayrıntılı planlarla hareket ederler, güçlüdürler, organizedirler. Fakat pek az ülkede orduların halkına karşı giriştiği bu alçakça kalkışmalar, bizdeki gibi kurumsallaşmıştır ve süreklilik arz eder.

Bence bu paradoks, yeni bin yıl sahnesine umut vadeden bir aktör olarak çıkan dünyadaki çağdaşlarıyla yakınlaşmak kaygısı taşıyan Türkiye’deki özgürlükçü sol ve demokrat hareketin temel problemi olmalı.

Nasıl anti militarist bir konsensüs sağlanabileceğinin ve bu uzlaşının toplumun geniş kesimlerince sahiplenebilecek teorik ve pratik bir mücadele sathının argümanları üzerine kafa yormalı.

Böylelikle, Foucault’nun “büyük zindan” ya da Weber’in “çelik gibi sert kabuk” şeklinde tanımladığı askerî itaatin içselleştirildiği mekanizmanın kodları ikna edici ve sonuç verici bir şekilde deşifre edilebilir.

Zira askeri eleştiri, ancak, şiddetin skandallaştırılmasından ya da barış çağrıları yapmaktan öteye geçtiğinde askerî itaat üretiminin de eleştirisi olabilir.

Askerî itaat üretim sosyolojisi ve tarihi üzerine kum havuzunun dışına çıkan alternatif araştırmalarıyla tanıdığımız Ulrich Bröckling’in bu konu hakkındaki önerisine bir göz atalım:

“Makine benzetmesi –vicdani retten ordu grevine kadar- savaş aygıtını durdurmayı ya da en azından frenlemeyi amaçlayan muhalif pratiğin modellerini de desteklemeli. İtaatkârlığın yıkılışını hâlâ dişlilerin arasına kum kaçması metaforuyla ya da enerji krizi örneğiyle (Düşünün ki savaş çıktı ve kimse savaşa gitmiyor!) algılayan bir ordu eleştirisi, nesnelliğini çoktan yitirmiştir. Ordu eleştirisi yapılacaksa, ortaya hiçbir sonuç koymaksızın bilgisayarı kıyamete kadar en yüksek randımanda çalıştıracak bir bilgisayar virüsü, belki de çağdaş bir benzetme olabilecektir.”

Muhteşem bir çıkış noktası değil mi sizce de?

Mükemmel bir iş ortaya çıkartıp Balyoz Harekât Planı’nı tüm çıplaklığıyla ortaya çıkartan Taraf’ın önümüzdeki günlerde de tefrika edeceği veriler eşliğinde, militarizmle ve darbelerle mücadele eylem planını konuşmaya devam edelim.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim