Mihenk Batıla kullanılan hak söz!

25.06.2012 05:52

Mustafa Özcan

El Âlem kanalında, Şam’dan Selim Harba ve Washington’dan Edward Pek’in katıldığı bir tartışma programındaydık. Mesele, malum olduğu gibi Türkiye’ye ait bir uçağın Suriye rejimi tarafından düşürülmesi üzerine idi. İran ve Suriye yanlısı Menar ve Meyadin kanalları gibi kanallar uçak düşürüldüğünde şamata etseler de meselenin sıcaklığının geçmesinden sonra şapa oturdular ve meseleyi sakinleştirmeye çalışıyorlar! Şimdi Türkiye’yi teskin etmeye çalışıyorlar. Lakin Türkiye’nin karşılık vermemesi halinde eski alışkanlıklarına dönecekleri aşikâr ve müsellem bir gerçektir. Denildiği gibi ‘adet el Halime ila adeti’he’l kadime’ yani yine Halime eski adetine geri dönecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye karizmayı çizdirirse caydırıcılığını kaybeder ve başkalarının caydırıcılığına tabi olur. Dolayısıyla Türkiye’nin inisiyatifi ele alması için bu bir fırsattır. İran bu meselede taraftır ve şiddetli bir lehçe ile İran’ın da bu meseleye Suriye lehinde karışmaması istenmelidir. Türkiye haklıysa bu hakkını en uç noktada kullanmalıdır. Zira artık Suriye rejimi sabıkalıdır. Oturumun El Âlem moderatörü; Suriyeli pilot Hasan Mera Hammade’nin firarının ya da devrime katılmasının Fransa veya ABD ve İngiltere tarafından cesaretlendirilmesini, ordu mensuplarının amirlerinin talimatlarını dinlememeye çağırmasının mahiyetini sordu. Bu basit mantıkla rejime meşruiyet devşirme arayışındaydı. Keza Suudi Arabistan ve Katar’ın Suriye Hür Ordusu mensuplarını maaşa bağlamaları meselesi soruldu. Ben de ABD ve Fransa’dan önce Karadavi’nin Suriye ordusundan halkına ateş açmamasını istediğini hatırlattım. Suriye Hür Ordusu’nun mensuplarının düzenli ordu haline gelmesi ve gönüllülükten profesyonelliğe geçmesi için birliklerinin maaşa bağlanması önemli. Suudi Arabistan ve Katar bunu deruhte ediyorsa tebrikten başka elden ne gelir... Zira Suriye Hür Ordusu’nun düzenli ordu haline gelmesi ve Kaide gibi örgütleri içinde barındırmaması için emir komuta zinciri önemli. Ayıklama ancak böyle olabilir. Suriye rejimi de zaten bunu istemiyor mu? Bu konuda hemen hemen herkes müttefik. Suriye, ABD ve herkes yeri geldiğinde Kaide’yi kullanıyor, ama söyleme gelince hepsi de buna karşı. Öyleyse Hür Ordu’nun düzenli hale gelmesi herkesin asgari müştereki sayılır. Maaş yöntemiyle bu temin ediliyor.

¥

El Âlem moderatörü, ayrıca İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’ın Suriye’ye Bosna planının veya modelinin uygulanmasını istemesini gerekçe göstererek İsrail’in Beşşar rejiminin düşmanı olduğunu söylemeye çalıştı. Ben de bunu reddettim. Şimdiye kadar İsrail’in nerede olduğunu sordum ve İsrail’in tercihlerinin Beşşar rejiminin bekası veya en zayıf noktasında kalması ve yola devam etmesi veya Suriye’nin tarumar olması olduğunu ifade ettim. İsrail’in seçenekleri bunlar. Oğul Bush’un 2003 sonrasında Mübarek ve Beşşar rejimlerinin devrilmesi yönündeki kararlığının önüne o vakit İsrail geçmişti. Arşivlere bakılabilir. El Âlem modaretörünün bu soruyu sorduğu sıralarda Mısırlı yazar Fehmi Huveydi, İsrail basınına dayanarak Netanyahu’nun Amerikan idaresiyle temasa geçerek Mursi aleyhinde ve Ahmet Şefik lehinde devreye girmelerini yani müdahale etmelerini istediğini yazmıştır (http://www.assabeel.net/studies-and-essays/assabeel-essayists/95201). Oysa ki Mısır ordusu, ABD’nin içişlerine karıştığını söyleyerek zahiren onlara karşı çemkiriyor! Demek ki, İsrail 2003’teki konumunda! 2012 versiyonu, 2003 versiyonudur. Bir farkla... Mübarek ve Beşşar rejimlerinin değişmesini istemiyor. Lakin bu defa sahada halk var. Bundan dolayı değişim kaçınılmaz. Bu durumda İsrail, B planını uyguluyor ve eski rejimlerin yıkılmasından sonra onları yeniden üretmeye çalışıyor. Mısır ve Suriye’deki planı bu. Ehud Barak, CNN International’a bunu açıktan söylemiştir. İsrail, İran ve Rusya; Beşşar’ı değil, Beşşar vasfında birini yeğliyor. Onlar için kendilerine hizmet edemeyecek durumdaki Beşşar’ın canı cehenneme. Lakin Beşşar gittikten sonra da yerine onun bir kopyasının gelmesini istiyorlar. Lakin İran yanlısı basın kelime oyunuyla bizi kendi tezine ikna etmeye çalışıyor.

¥

Maalesef bunlar demogojik değerlendirmeler. Yani mugalata ürünü. Derinliğini kaybettiğinden İslâmî kesimler de bu demogojik/aldatıcı söyleme teslim oluyor. Bu, olayları künhüyle ve terkibiyle anlamayanların itibar edeceği basit bir yaklaşım türüdür. Ne söylendiği kadar kimin söylediği de ve nerede söylediği de önemlidir. Bundan dolayı Hazreti Ali (kv) Haricilerin ‘Hakimiyet Allah’ındır’ demelerini ‘Söyledikleri doğru, ama yanlış bir zeminde ve bağlamda kullanıyorlar’ demiştir... ‘Kelimetü hakkın üride biha’l batıl’ sözü tarihe geçmiştir. Demek ki yanlış adamların elinde doğru maniple edilebilir. İsrail doğru sözü maniple etmiştir. Dindarları ve Müslümanları öldürmede İsrail ile Suriye rejimi yarış halindedir. Lakin İsrail, Suriye üzerinden kendisini aklamaya çalışıyor. Doğrusu şu ki; iki rejim de birbirinden çirkef!.. Doğrusu şu ki; her ikisi de yani hem Suriye hem de İsrail, Bosna modelini hak ediyor. Keşke masumlar ittifakı olsa da her ikisinin de hakkından gelse. Savaşın görünmeyen tarafı, sözler veya kelimeler savaşıdır. Biz buna simyasal savaş diyoruz... Manevi savaş. Bosna üzerinden atışmak, İsrail ile İran’ın veya Suriye’nin aynı malzeme ile savaştığını gösteriyor.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim