1. YAZARLAR

  2. Resul Tosun

  3. MHP'li vekilin protestosu
Resul Tosun

Resul Tosun

Yazarın Tüm Yazıları >

MHP'li vekilin protestosu

A+A-

Bülent Arınç Bey için yapılan "AK Parti'nin vicdanı" tarifi çok yerinde bir tespittir. Aslında "Türkiye'nin vicdanı" desek abartmış olmayız. Mart ayında özel toplantılarda uygulanan saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasına gereksiz bir tören olduğu için itiraz etmişti.

Kutlanması gerekirken kimileri onu hedefe koymaya çalışmıştı.

Oysa Bülent Bey son derece sıradan insani bir tespit yapmıştı.

AK Parti'nin vicdanını oluşturan değerlerden biri de Sanayi ve Ticaret Bakanı olan Nihat Ergün Bey'dir. Dürüst, ilkeli, makul, mantıklı, ayağı yerde, kültürlü, bilgili ve dünya gerçeklerini görebilen abartısız mütevazı bir insan.

Seçim bölgesi Kocaeli'ne bakan olarak yaptığı ilk ziyarette protokole itiraz etti ve tekrarlanmayacağını açıkladı.

Nimet Çubukçu Hanım da bayan vekiller arasında bakanlığa en layık olanlardan biridir. Milli Eğitim gibi taşıması çok ağır bir yükün hukukçu bir hanımın omuzlarına yüklenmesi beni şaşırttı ama o da makul ve mantıklı bir insan olarak okullardaki andımızı tartışmaya açacak cesareti göstererek Türkiye'deki anlamsız törenleri gündeme getirmek suretiyle birilerine anlamlı bir çağdaşlık dersi verdi.

Bülent Bey'i de Nihat Bey'i de Nimet Hanım'ı da kutluyorum.

Fakat bu anlamsız uygulamaya en somut tepkiyi de Milliyetçi Hareket Partisi Niğde Milletvekili Mümin İnan verdi.

Basına yansıyan habere göre, Niğde'de 19 Mayıs törenlerine katılmak için protokole giden İnan, vali, belediye başkanı ve garnizon komutanının arkasında oturtulmasına tepki vermiş. Neden öne alınmadığı itirazına vali bey vekil için arkada yer ayrıldığını ve orada oturması gerektiğini söylemiş.

İnan haklı olarak tepkisini koymuş ve protokolden çıkarak halkın arasına karışmış.

Ben Sayın İnan'ı haklı görüyorum ve tepkisinden dolayı da kendisini kutluyorum.

Tamamen militarist kafayla hazırlanmış ve demokratik anlayışla uzaktan yakından ilgisi olmayan bu protokol sıralamasına aslında bütün vekillerin İnan gibi itiraz etmesi gerekir.

Geçen dönem ben de vekildim ve Sayın İnan'ın ruh halini çok iyi anlıyorum. Ben de aynı tepkiyi koymuştum. Seçildikten sonra Tokat'ta yapılan ilk törene katıldığımda protokolün ön sırasına üç baba koltuk yerleştirildiğini, vali, garnizon komutanı ve belediye başkanına tahsis edildiğini gördüm. Belediye başkanı da yoktu ona vekalet eden yardımcısı vardı. Benim için seçilmiş milletvekili olarak ikinci sırada yer ayrılmıştı. İtiraz ettim. Yanımda oturan başsavcı da yerini beğenmemişti. O da itiraz etti. Efendim protokol böyleymiş, bakanlık tespit ediyormuş. Biraz oturduktan sonra protokolü terk ettim. İktidar partisi milletvekili olduğum için bağırıp çağırmadım. Kime bağırıp çağıracaktım. İktidarda olan benim partimdi.

Ankara'ya döndüğümde protokoldeki bu çarpıklığı İçişleri Bakanı'na söyledim ve düzeltilmesini talep ettim. Bir müddet uğraştım sonuç alamadım. İşin peşini bıraktım ama seçilmişleri istiskal eden o protokolün uygulandığı hiçbir törene katılmadım. Bunu, geçen hafta Kayıhan Yayınları'ndan (0212.513 51 90) piyasaya çıkan, "Ne Süleyman'a Esiriz Ne Selim'in Kuluyuz" isimli kitabımda da belirttim.

O kadar anlamsız törenler ve o kadar saçma protokol uygulaması var ki isyan etmemek mümkün değil.

Bunlar geri kalmış ülkelerin kendilerini büyük gösterme hevesinden başka bir şey değil.

Ama bürokrasi öyle alıştırılmış.

Kimi bürokratların sırf törenden törene koştuğu için zaman zaman asli işini yapamadığını biliyoruz.

Andımızdan tutun, olur olmaz yerde saygı duruşu, İstiklal Marşı, soğukta sıcakta çocukları bekleterek eziyet etmeler, saatlerce süren çelenk koyma törenleri, sokakların caddelerin trafiğe kapatılarak bütün bir şehirde hayatı felce uğratmalar.

Bir de bunlara ek olarak yanlış ve eksik protokol. Milletin seçilmiş temsilcilerini istiskal.

Evet hazır AB ile müzakere sürecine girmişken, çağdaş dünyadaki tören ve protokol uygulamalarını bir an önce gözden geçirsek, protokoldeki eksiklikleri gidersek, hem müdürü memuru kimi lüzumsuz törenlerden kurtarsak hem de hayatı felce uğratan uygulamalara bir son versek diyorum.

Olmaz mı?

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum