1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Öztürk

  3. MHP Ve CHP aynı noktada buluşuyorsa bu bir felakettir
Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

MHP Ve CHP aynı noktada buluşuyorsa bu bir felakettir

A+A-

İki parti birbirine niye iltihak etmiyor anlamıyorum.

Çünkü parti amblemleri dışında hiçbir ayrılıkları yok. Ülkenin bütün milli meselelerinde birbirlerinin düşüncelerine öyle sahip çıkıyorlar ki, doğrusu bu nikâhları göz yaşartıyor.

Dış görünüşleriyle böylesine zıt iki parti, eğer ülkenin huzuru, güveni ve istikrarı için yapılan açılımlara karşı duruyorsa bu bir felaket demektir. Türkiye’nin partisi olmadıklarının ispatıdır. İttihat ve Terakkicilerden farkları yoktur. Onlar da Osmanlı’nın sonunu getirmişti.

Türkiye’de kurulmuş siyasi bir parti, neden toplumun her kesimini kucaklamasın? Eğer kucaklamıyorsa o zaman memleket üzerine herhangi bir tezleri yok demektir. Kürt gerçeğini nasıl inkâr edeceğiz? Kürtleri inkâr, Osmanlı toplumunu inkâr değil midir?

Urfa, Diyarbakır, Bingöl, Bitlis, Siirt ve diğer beldelerimizdeki insanlık tarihi, biz Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden daha eskidir. MHP ve CHP’liler inanır mı bilmem ama mesela Urfa peygamberler şehridir. Diyarbakır yine peygamberler ve sahabeler şehridir.

Demek ki Kürt yurttaşlarımız, biz Türklerden önce gelip bu topraklara yerleşmiş ve bize ev sahipliği yapmışlar. Dinim İslam ırkçılığı yasakladığı için ırkçılık yapamam ama MHP ile CHP öyle geriyor ki, insanın Kürtçülük yapası geliyor.

Cumhuriyet tarihinde şimdiye kadar üretilen bütün çözüm projeleri yan yattı, çamura battı. İlk defa ciddi şekilde ülkemizin huzur ve güveni için çözüme yaklaşıldı, bu sefer de CHP ile MHP iş birliği yaparak, demokratikleşmenin önünde faşizanca duruyorlar.

İşin en tuhaf yanı, MHP lideri ile CHP lideri karşı bir çözüm üretmedikleri gibi körü körüne niye direndiklerini de söylemiyorlar. Oysa her iki partinin uzmanları çıkıp hükümete ve çözüm isteyenlere alternatif bir yol gösterip, neden karşı olduklarını akılcı bir raporla açıklasalar, bunu da yapmıyorlar. Sadece kötü niyetli kaynanalar gibi sürekli laf sokmaktan başka bildikleri bir şey yok.

Keşke Baykal ile Bahçeli birlikte güneydoğu illerimizden birine gidip misafir olabilseler. O insanları yakından tanıyabilseler, sofralarına oturup bir bardak ayranlarını içebilseler. Cumhuriyet öncesi Osmanlı ordusuna, Cumhuriyet sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri’ne asker verdiklerini, vergilerini ödediklerini ve vatanımızın bekası için bütün savaşlara katıldıklarını onların ağızlarından dinleyebilseler.

MHP ve CHP cenahının bu işten kaçmasının veya çözüme direnmesinin ana sebeplerinden birisi, bölgenin din meselesinde çok kavi olmasındandır. PKK’lı teröristler ve PKK’ya sempati besleyen kesimler hariç, güneydoğu halkı, dinleri konusunda çok hassastırlar. Yüzyıllardır diğer ırklarla birlik ve beraberliklerini sağlayan dinleridir.

İster kabul edilsin, ister kabul edilmesin ama güneşin balçıkla sıvanmayacağı kadar gerçek olan bir şey vardır ki, o da güneydoğunun; şeyhler, veliler, evliyalar ve yukarıda da söylediğim gibi büyük bölümü peygamberler toprağı ve ocağıdır. Bu gerçekler göz ardı edildiğinde, kimse sağlıklı bir neticeye ulaşamaz.

Bir valinin, bir kaymakamın Cuma namazına gidip vatandaşlarla el sıkışması, o şehirde huzur ve sükûneti sağlıyor. Vali de kaymakam da baş tacı ediliyor, haliyle devlete olan güven artıyor. Ama istikrar ve güvenden rahatsız olan belli medya gurubu ile bir kısım siyasiler, valiyi ve kaymakamı topa tutarak, ya irtica sınıfına sokup cezalandırmaya çalışıyor ya da devlet memuriyetinin ciddiyetini koruyamadığından şikâyet edip, kargaşa çıkarıyorlar.

Devlet memuriyetinin ciddiyeti nasıl bir şeydir? Daima asık suratlı olmalı, asla gülmemeli, sert konuşmalı, sert bakmalı, hep fırça çekmeli, hata affetmemeli, ceketinin önü hep ilikli olmalı. Karşısında konuşurken namazda durur gibi durmalı ve nefes bile almamalı. Evet, CHP’nin elemanları gibi çalışan devlet memurları böyleydi. Şimdiki nesil baskı ve şiddete boyun eğmiyor. Köprülerin altından çok sular aktı ve toplum değişti.

Efendiler! Bizim toplumumuzun genleri şefkat hamuruyla yoğrulmuştur. Musafaha toplumudur. Şimdi bir de musafahanın da ne olduğunu açıklamam lazım. Onu da bir zahmet kendileri araştırıp bulsunlar. Biz Peygamberî bir barış toplumuyuz. Ne olur biraz da bu çerçeveden bakalım memleketimize ve insanımıza.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT