Meydan direnişe kalmasın diye diplomasi...

12.01.2010 05:14

Yaser ez Zeatira

Arap bölgesinde ve uluslararası alanda tanık olduğumuz hummalı diplomasinin tek hedefi, Filistinli ve İsrailli tarafları müzakere masasına döndürmek. Bu sorun 1967’den ve hatta 1948’den beri bölgenin havasının ayrılmaz parçasıyken, direnişi dillendiren seslerin yükselmemesi için barış yanılgısının devam etmesi arzulanıyor. Zira direniş havası sağlanmayınca, direniş güçleri yerel ve uluslararası dengelere boyun eğiyor. Ancak Filistinlilerin hali hazırdaki bölünmüşlüğü olumlu; zira uzlaşı direniş kampının müzakere kampına girmesi anlamına gelir.

Müzakerelerin yeniden başlaması gerektiğine dair bir ABD, İsrail, Avrupa, Filistin ve Arap ittifakı söz konusu. Fakat bütün Arapların bu düşünceye katıldığı da söylenemez. Barack Obama yönetimindeki ABD’nin yanı sıra İsrailliler ve Filistin Yönetimi bu konuda epey istekli. Obama’nın bu yaklaşımı, bölgedeki en önemli çekişmeyle ilgili siyasetinin başarısızlığını ilan etmek istememesinden kaynaklanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ysa direnişi güçlendirebilecek bir siyasi boşluğun bulunduğunun farkında. Şartlar böyle devam ederse siyasi işlemezlik içine girecek Filistin Yönetimi de müzakerelere dönmeyi istiyor. Diğer yandan Filistin Yönetimi diğer düzlemlerde gayet iyi işliyor. Zira Batı Şeria’ya Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın yakın çevresinin ve halkın azımsanmayacak bir kesiminin yararlandığı yatırımlar akıyor.

Amerikalılar Filistin ve İsrail taraflarının müzakere masasına dönmesi için bazı Araplara da baskı yapıyor. Bu baskı Arap ülkelerinin bir kısmında, yöneticilerin iktidar endişesi nedeniyle karşılık buluyor. Bir kısmınıysa da İran ‘gulyabanisi’ korkutuyor. Görünen o ki, bu çabalar Filistin tarafına masaya dönme gerekçesi sağlasa da, verilecek garantiler henüz belirlenmiş değil. Bu noktada, yerleşim birimlerinin durması şartının ‘dost’ Obama’nın geçici bir ‘hatası’ olduğunu hatırlatmak gerek. Zira Obama barış girişiminin yeni gelişmelerle başlaması için Netanyahu’ya baskıda bulunabileceğini düşünmüştü.

Müzakerelere başlama işareti bekleyenlerin, Filistinlileri ve arkalarındaki Arap sokaklarını Netanyahu-Abbas görüşmelerine dönmenin faydasına ikna etmesi zor. Zira yerleşim inşaatı ikna edici ve kapsamlı biçimde durmayacaktır. Netanyahu Arapların çabalarına ve iyi niyetlerine Kudüs’te yeni yerleşim paketiyle karşılık veriyor.

Yeni bir labirente hazırlıklı olun

ABD’nin sorunu iki yıl içinde çözmek istediği söylense de, takvimler hiçbir zaman kutsal olmadı. Bir Filistin devletinin kurulmasıyla son bulması gereken 2006 tarihli Yol Haritası’ndan geriye güvenlik koordinasyonu dışında bir şey kalmazken, başka takvimler de kayboldu gitti. Netanyahu’nun Bar-İlan Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada iki devletli çözümü kabul etmesinin dışında neyin değiştiği sorusuna yanıt verilemiyor. İsrail başbakanının konuşmasında, Filistinli müzakereci delirmediği sürece bir çözüm bulunmasının imkânsız olduğunu teyit eden ayrıntılar vardı.

O halde, ortadaki siyasi boşluğu aşırılıkçıların doldurmaması ve Batı Şeria’daki ‘geçici’ yönetim oyununun sürmesi için barış girişimi yeterli olacak. Tıpkı Oslo’da yaşandığı üzere Filistinlilere ve Araplara bir anlaşmayı Amerikalıların gücüyle dayatacaklar. Bizi becerebilirlerse yeni bir labirente sokacaklar, ancak çok sayıda kurban verilse bile halkımızın bu komployu boşa çıkarma gücünden eminiz. (Ürdün gazetesi Düstur, 10 Ocak 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim