1. YAZARLAR

  2. Muhammed Nureddin

  3. Mesajı alacak muhatap çıkmadı
Muhammed Nureddin

Muhammed Nureddin

Yazarın Tüm Yazıları >

Mesajı alacak muhatap çıkmadı

A+A-

Demokratik Toplum Partisi Grup Başkanı Ahmet Türk, dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Bazıları bu açıklamaların Türkiye'deki Kürt sorununun kartlarını yeniden karıştırabileceğini düşünürken bazıları ise belirli aralıklarla Kürt liderlerden çıkan ve ne Kürtlerden ne de devletten ilgi görmeyen 'rutin' açıklamalar olduğu görüşünde.

Deneyim ve tecrübe sahibi şahsiyetlerden biri olan Türk, şöyle dedi: "Açıkça belirtiyorum. Bizler PKK'ya, silahlı mücadelenin Kürtlere zarar verdiğini ve Türk ordusunun elini güçlendirdiğini ifade ediyoruz." Türk, sorunun çözümüne barışçıl bir çözüm projesi sunulduğu takdirde hiçbir gücün karşısında duramayacağını ifade ederek açıklamasını sürdürüyor.

DTP pratik olarak Türkiye'deki Kürtlerin tek resmî temsilcisi. Diğer parti Kürdistan İşçi Partisi PKK'yı ise Türk hükümeti, terörist ve siyasî çalışma yasaklı bir örgüt olarak sınıflandırıyor. Devlet, 1984'te silahlı şekilde ortaya çıkışından bu yana örgüte karşı sert bir savaş veriyor.

Fakat PKK ile DTP arasında bir organik ilişkinin olduğu biliniyor. Daimi suretle PKK, kendisine bağlı veya etkisinin bulunduğu siyasî partiler kanalıyla Türkiye içinde siyasî olarak hareketliliğe başvuruyor. Bazıları bu hareketlenmenin Kürt kimliğini somutlaştırma noktasındaki hedeflerini gerçekleştirmek için bütün araçları kullanmaya çalışan bir Kürt oyunu olduğu görüşünde.

Kürt siyasî kolu, Türkiye genelinde oyların yüzde 10'unu almayı şart koşan seçim sistemine çarpıyordu. Kürtler, bağımsız aday oldukları ve 21 milletvekili ile Parlamento'ya girme başarısı gösterdikleri vakit 2007 seçimlerinde sürpriz yaşandı. Yalnız tarih, bu noktada yeniden tekerrür ediyordu. Zira çok geçmeden yargının eli Kürt partinin ister milletvekili olsun veya olmasın PKK'nın elinde bir oyuncak olduğu suçlamasıyla kapatılması istemli müdahalesi gerçekleşti. Şu an Anayasa Mahkemesi, DTP'nin aynı suçlamayla kapatılmasını inceliyor.

Fakat temel soru, Ahmet Türk'ün açıklamalarının bir değişimi mi yoksa Kürt tutumundaki çatlaklığı mı yansıttığı etrafında. Kürtler arasında dışa bel bağlamanın kendi çıkarları doğrultusunda işlemeyeceğini dikkate alarak şiddeti bırakmanın gerekliliğini düşünen önemsenmeyecek bir eğilimin varlığını aklı başında hiç kimsenin inkar etmesi mümkün değil. Bu eğilim ayrıca Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'nin elde ettiği yüksek oy oranı üzerinde duruyor. Zira bu eğilimin sahipleri, bu oy oranının, Kürt sokaklarında şiddetin sona erdirilmesi ve barışçıl baskılarla taleplerin periyodik olarak gerçekleşmesi yönünde bir eğilimin olduğuna kanıt olduğunu düşünüyor.

Ahmet Türk, Öcalan ve PKK'dan çok Türk devletine, iktidarın ileriye doğru adım atması ve barışçıl niyetini göstermesi durumunda Kürtlerin şiddeti bırakmaya hazır olduğuna dair bir söylemde bulunmak istiyor. İktidar Kürtlerle yolun ortasında hatta çeyreğinde buluşmamayı sürdürdükçe Kürt şiddetinin durmasına çağıran eğilimin yaygın bir akıma dönüşmemesi gayet doğaldır.

Ankara'nın Kürt sorununa terör sorunu olarak bakmayı sürdürmesi şaşırtıcı görülüyor. Herhangi bir hareketin bir halkın kimliğini şiddet yoluyla ifade etmesi kabul edilemeyebilir, ancak bir halkın kendisini üstün bir halk ve diğerlerini de kendisine hizmet etmeleri için yaratılmış halklar olarak görmesi de kabul edilemez.

Ahmet Türk'ün açıklamaları, PKK'nın yüzüne bir haykırış olduğu kadar Türk devletine kendi tarihiyle barışması yönünde dostça bir çağrıdır. Anayasa Mahkemesi'nin Kürtlerin oylarını verdikleri iki parti AKP ve DTP'nin kapatılmasını görüştüğü bir zamanda bu mesaj, teslim alacak kimse bulamadı.

Zaman gazetesi

YAZIYA YORUM KAT