Melih Altınok’tan Bir PKK Analizi

27.05.2011 18:48
Melih Altınok’tan Bir PKK Analizi
Bir kadının bacağını kopartacak, diğerini nefes borusuna kadar yakacak, çocukların hafızasında silinmez izler bırakacak o kutsal davalarınızın canı cehenneme. Anlıyor musunuz, alnındaki bere, cebindeki kitap cart curt unutturamaz bizlere: Cinayet her dem

İnsaf / Melih Altınok

Bir ideolojiye angaje olmak çoğu zaman gözleri, aklı ve vicdanları kör ediyor.

Hele hele biat edilen oluşum radikal bir mücadele sürecinde şeklenmişse ve hedefin kutsallığı kanıksanmışsa, mantığın bir kenara konulup diyalogun imkânsızlaşması, şiddetin devreye girmesi kaçınılmaz oluyor.

PKK çizgisindeki Kürt siyasetinin, Kürt sorununun en netameli zamanlarında, kimse gıkını bile çıkartmazken, resmî söyleme kıyasıya vuran ancak son dönemlerde, o da zaman zaman, kendilerini eleştiren aydınlara, yazarlara, gazetecilere karşı tahammülsüzlüğü bu durumun somut bir kanıtı.

Egemen Kürt siyasetinin bu perspektifi utanç verici pragmatist ittifaklara soyunmak gibi sonuçlar da doğuruyor.

Mimarı Şükrü Elekdağ'ın, "Anadilde eğitim bir AB standardı değil, mecburiyet yok" dediği ve ulus-devleti güçlendirmek için tasarlandığını açıkça söylediği "Milli Bütünleşme Projesi"ne sahip CHP'nin, Kürt olduğunu daha dün, o da pıspıs, "söyleyebilen" genel başkanının Hakkâri'deki, Ağrı'daki mitinglerine "yığmalar" yapmakta bir beis görmüyorlar.

Buna karşın, CHP'de yaşandığı iddia edilen dönüşümün, Kemalist ulus-devletin çağın gerekliliklerine göre daha güçlendirilmesine denk geldiğini söyleyen, yani açıkça ezilen Kürtlerden yana tavır alan demokratları, papağan gibi klişeleri tekrar etmedikleri için yerden yere vuruyorlar.

Hâlâ "Türkiye Türklerindir" logosuyla çıkan bir gazeteyi protesto etmek akıllarının ucundan bile geçmiyor; dillerinden "terörist, bölücü başı, leş" gibi tanımlamaları eksik etmeyenlere karşı olduklarının "tahmin" edilmesini bekliyorlar. Ancak ulusal basında Kürt sorununa duyarlılığı noktasında kimsenin eline su dökemeyeceği Taraf'ı hedef tahtasının göbeğine şak diye oturtuyorlar.

Madem ülkede hâlâ dağda silahlı adam bulunduracak kadar derin bir sorunun bulunduğunda ısrarcısınız, niçin gözünüzü bu savaşta karşı cephenizde olanlardan önce, sizden "farklı şekilde barış" diyen bir avuç demokrata dikiyorsunuz.

Öyle ya, hiç olmazsa arada bir demokratları ve liberalleri eleştirmekten fırsat bulup milliyetçilere de birkaç söz söyleseniz. Size göre "asarız keseriz"in dozunu gün be gün arttıran MHP, çözüm için atması gereken beş adımın henüz ilkini atanlardan daha mı makbul?

Tamam, siyasal iktidarın elbette pek çok eksiği, hatası var. Bizler de her fırsatta, üstelik de dava konusu olabilecek kadar sert bir dille bunları hatırlatıyoruz. Ama sizler AKP'ye çaktığınızın onda biri kadar "operasyon merakını" müthiş bir kararlılıkla görmezden geldiğiniz askerî bürokrasiye de sitem etseniz mesela.


Uludere'de 12 PKK'linin yaşamını yitirdiği olayla ilgili haberlerimizde de adı geçen generalin karanlık ilişkilerine dair iddiaların üzerine gitmek sizin de göreviniz değil mi?

Niçin bölgeden gelen her tıkırtıda "kedidir kedi" deyip sivilleri adres gösteriyorsunuz. Sorumluların ortaya çıkmasından çekinceniz mi var? Yoksa sivil siyasileri savaşçılardan daha tehlikeli gören Ergenekon zihniyeti iddia edildiği gibi bir süredir aklınızı mı çeliyor?

CHP'nin Kürt sorunun çözmek için yegâne önerisi olan Et Balık Kurumu açma formülünü, "tamam kârdan da pay vereceğim" şeklinde revize etmesini alkışladığınız kadar coşkuyla olmasa da TRT Şeş'e, en azından "fena değildi" diyebilseniz örneğin.

Allah korusun Kürtler arasında çözümün sivil siyasetten, parlamentodan gelebileceğine dair "yanlış bir kanaat" uyandırmak mı istemiyorsunuz?

Bunlardan birini yapsanız, tavrınızı siyasetinizin bütünlüğünü korumak için eleştiriye tahammülsüzlüğüne yorabilirdim.

Ancak artık müzminleşen bu halinizin, o klasik "çelişkiler keskinleşsin ki..." perspektifinin bir gerekliliğini olduğuna enikonu inanmaya başlıyor insanlar.

Bu yüzden hâlâ iyi niyetini koruyup "evet iki PKK var" diyen demokratların bile adım adım "ama sanırım birbirlerinden pek farkı da yok" noktasına doğru evrildiğini görüyorum.

Evet, bin umut adaylarınıza oy vermiş bir seçmen olarak artık istediğiniz çözümün ne olduğuna dair ciddi kaygılarım var benim.

Pardon insaf minsaf diye iyiden iyiye unutmaya başladığınızı düşündüğüm martavallarla vaktinizi alıyorum. Unutmuşum, "Dersim yolunda Atatürk'ün izindeyiz" diyen partinin Diyarbakır'da mitingi var, ona omuz vereceksiniz daha, değil mi?

Biliyorum canım oy vermeyeceksiniz. Daha tarihteki acıları gün gibi diri olan Kürtlerden bunu isteyecek raddeye gelmemişsindir diye umuyorum. Bölgedeki tek rakibiniz, çözüm için CHP'den katbekat ilerde olan hükümete gözdağı için bu oyunu oynuyorsunuz, farkındayım.

Ama peki siz farkında mısınız, kazancı belki oy olan bu oyununuzda, her partide kaybedilen de mutlaka can oluyor?


İnsaf

Dün yine İstanbul'un göbeğinde bir bomba patladı. Eskiden PKK'nin yaptığı söylenen eylemlerde "kontrgerilladır" diye düşünen benim gibi insanlar, şimdi Ergenekon'un parmağı olduğu iddia edilen olaylarda "PKK acaba işin neresinde" diye sorguluyor?

Suçlu yalnızca biz miyiz?

Sıkıldık, yüreğimiz yanıyor.

Bir kadının bacağını kopartacak, diğerini nefes borusuna kadar yakacak, çocukların hafızasında silinmez izler bırakacak o kutsal davalarınızın canı cehenneme. Anlıyor musunuz, alnındaki bere, cebindeki kitap cart curt unutturamaz bizlere: Cinayet her dem cinayettir, ta Habil ile Kabil'den beri.


melihaltinok@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim