Mehmet Turmak'tan “Kur’an’da Melek” Semineri

01.01.2016 22:38
Mehmet Turmak'tan “Kur’an’da Melek”  Semineri
Tatvan Özgür-Der ’in “Yolumuzu Aydınlatan Kur ‘ani Kavramlar” üst başlığıyla devam eden cuma seminerlerinde bu hafta “Kur’an’da Melek” konusu işlendi.

Semineri Tatvan Özgür-Der üyesi Dr.Mehmet TURMAKsundu. Muzaffer KARAMAN'ın moderatörlüğünü yaptığı seminer, Tatvan Özgür-Der binasında gerçekleştirildi.

Seminer; Tatvan Özgür-Der üyesi   Erol KUTLU’nun okuduğu Kur'ân-ı Kerîm ve mealiyle başladı.

Mehmet TURMAK, sunumunda şu hususlara değindi:

a) Melek Kavramı ve Meleklere İman

Sözlükte "haberci, elçi, güç ve kuvvet" anlamlarına gelen melek, Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî ve ruhanî varlıktır.

Kur'an'da meleklere imanın farz olduğunu bildiren birçok âyet vardır:

"Peygamber Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler..." (el-Bakara 2/285).

"...Asıl iyilik Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamber­lere iman edenlerin iyi amelidir..." (el-Bakara 2/177).

Meleklere inanmayan kişi, bu âyetlerin hükmünü inkâr ettiği için kâfir olur. Ayrıca Cenâb-ı Hak, Kur'an'da meleklere düşman olanları kâfir diye nitelemiş ve böyle kimselerin Allah düşmanı olduğunu vurgulamıştır (el-Bakara 2/98).

Meleklere inanmamak, dolaylı olarak vahyi, peygamberi, peygamberin getirdiği kitabı ve tebliğ ettiği dini de inkâr etmek anlamına gelir. Çünkü dinî hükümler, peygamberlere melek aracılığıyla indirilmiştir.

b) Meleklerin Mahiyeti

Melekler duyu organlarıyla algılanamayan, gözle görülmeyen, sürekli Allah'a kulluk eden, asla günah işlemeyen, nûrânî ve ruhanî varlıklardır. Bu sebeple onlar hakkındaki tek bilgi kaynağı âyetler ve sahih hadislerdir. Onun ötesinde bir şey söylemek mümkün değildir. Meleklerin gözle görül­mez, duyu organlarıyla algılanamaz varlıklar oluşu, inkâr edilmeleri için bir gerekçe olamaz. Gerek akla gerekse pozitif bilimlere dayanılarak, meleklerin var veya yok olduklarına dair kesin deliller ileri sürülemez. Çünkü melekler, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerin ilgi alanı dışında kalan fizik ötesi varlıklardır. Şartlanmamış insan aklı da meleklerin varlığını imkânsız değil, câiz ve mümkün görür.

c) Meleklerin Özellikleri

Melekleri diğer varlıklardan ayıran birtakım özellikler vardır. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür:

1. Melekler nûrdan yaratılmış; yemek, içmek, erkeklik, dişilik, uyumak, yorulmak, usanmak, gençlik, ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmış nûrânî ve ruhanî varlıklardır: "...O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar. Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler" (el-Enbiyâ 21/19-20), "Onlar rahmânın kulları olan melekleri dişi kabul ettiler. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir" (Zuhruf 43/19); Sâffât 37/149; Necm 53/27-28).

2. Melekler Allah'a isyan etmezler, Allah'ın emrinden çıkmazlar, asla günah işlemezler, hangi iş için yaratılmış iseler o işi yaparlar. "Onlar, üstle­rindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar"(Nahl 16/50; Enbiyâ 21/26-28; Tahrîm 66/6).

3. Melekler, son derece süratli, güçlü ve kuvvetli varlıklardır: "Gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. O, yaratmada dilediği artırmayı yapar. Şüphesiz Allah her şeyegücü yetendir" (el-Fâtır 35/1). İslâmî kaynaklarda meleklerin kanatları ol­duğu bildirilmekle birlikte bu kanatların mahiyeti konusunda bir şey söyle­mek mümkün değildir. Meleklerin nûrânî varlıklar olduğu göz önünde tutu­lursa, bunları kuş veya uçak kanatları gibi maddî nitelemelere konu etmenin doğru olmayacağı ortadadır. Kanatların mahiyetini ancak Allah ve melekleri gören peygamberler bilebilirler. Meleklerin kanatları onların sûretini, kanat­larının fazlalığı onların güç ve sürat yönünden derecelerini, Allah katındaki değerlerini gösterdiği şeklinde anlaşılabilir.

Melekler Allah'ın emir ve izniyle çeşitli şekil ve kılıklara bürünebilir­ler. Cebrâil (a.s) Hz. Peygamber'e ashaptan Dihye şeklinde görünmüş, bazen kimsenin tanımadığı bir insan şeklinde gelmiştir. Yine Cebrâil (a.s), Hz. Meryem'e bir insan şeklinde görünmüş (Meryem 19/16-17), meleklerden bir grup, Hz. İbrâhim'e bir oğlu olacağı müjdesini getiren insanlar şeklinde gel­miş, o da onları misafir zannederek kendilerine yemek hazırlamış, fakat yemediklerini görünce korkmuş, sonra da melek olduklarını anlamıştır (Hûd 11/69-70). Bu ayetten meleklerin yiyip içmedikleri sonucu da çıkmaktadır.

Melekler gözle görünmezler. Onların görünmeyişleri, yok olduklarından değil, insan gözünün onları görebilecek kabiliyet ve kapasitede yaratılmamış olmasındandır. Melekler peygamberler tarafından aslî şekilleriyle görülmüşler­dir. Asıl şekillerinden çıkıp bir başka maddî şekle, meselâ insan şekline girme­leri durumunda diğer insanlarca da görülmeleri mümkün olur. Cibrîl hadisi diye bilinen, iman, islâm ve ihsan kavramlarının tanımlarının yapıldığı hadiste belirtildiği gibi, Cebrâil ashap tarafından insan şeklinde görülmüştür (bk. Buhâ­rî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 1; EbûDâvûd, “Sünnet”, 15).

Melekler gaybı bilemezler. Çünkü gaybı, ancak Allah bilir. Eğer Allah tarafından kendilerine gayba dair bir bilgi verilmiş ise, ancak o kadarını bilebilirler. Kur'an'da ifade edildiğine göre Allah, Hz. Âdem'e varlıkların isim­lerini öğretmiş, sonra da isimlerin verildiği varlıkları meleklere göstererek, bunların isimlerini haber vermelerini onlardan istemiş, bunun üzerine me­lekler "Seni tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgi­miz yoktur. Çünkü her şeyi hakkıyla bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin" demişlerdir. Bunun üzerine de Cenâb-ı Hak Hz. Âdem'in, varlıkların isimlerini haber vermesini emretmiş, o da söyleyiverince şöyle seslenmiştir: "Size demedim mi ki, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim. Neyi açıklarsanız neyi de gizlemişseniz ben bilirim" (el-Bakara 2/31-33).

d) Meleklerin Görevleri ve Çeşitleri

Âyet ve hadislerde sayıları hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan fa­kat pek çok oldukları anlaşılan meleklerin temel görevleri Allah'a kulluk ve O, neyi emrederse onu yerine getirmektir. Melekler görevleri açısından şu gruplarda incelenebilirler:

Cebrâil, dört büyük melekten biridir. Allah tarafından vahiy getirmekle görevlidir. Cebrâil'e (a.s.) güvenilir ruh anlamına gelen "er-Rûhu'l-emîn" de denilmiştir. Ayette de ona Rûhul­kudüs adı verilmiştir: "...Kur'an'ı Rabbinden hak olarak Rûhulkudüs indir­miştir" (en-Nahl 16/102). Cebrâil, meleklerin en üstünü ve en büyüğü, Al­lah'a en yakını olduğu için kendisine “meleklerin efendisi” anlamında seyyi­dü'l-melâike denilmiştir.Mîkâîl, dört büyük melekten biri olup, kâinattaki tabii olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir. İsrâfîl, sûra üflemekle görevli melektir. İsrâfil, sûra iki kez üfleyecek, ilkinde kıyamet kopacak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir. Azrâil ise, görevi ölüm sırasında canlıların ruhunu almak olduğu için "melekü'l-mevt" (ölüm meleği) adıyla anılmıştır: "De ki: Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz" (es-Secde 32/11).

KirâmenKâtibîn, insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adı­dır. Sağdaki melek iyi iş ve davranışları, soldaki ise kötü iş ve davranışları tespit etmekle görevlidir. Hafaza melekleri adı da verilen bu melekler kıya­met günü hesap sırasında yapılan işlere şahitlik de edeceklerdir. Kur'an'dabu melekler hakkında şöyle

buyurulmuştur: "İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarınızı yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın" (Kaf 50/17-18),"Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır. Onlar yap­makta olduklarınızı bilirler" (el-İnfitâr 82/10-12; ayrıca bk. ez-Zuhruf 43/80).

Hamele-i Arş, arşı taşıyan meleklerin adıdır. Kur'an'da haklarında şöyle buyurulur: "Arşı yüklenen, bir de onun çevresinde bulunanlar (melek­ler) Rablerini hamd ile tesbih ederler. O'na iman ederler..." (el-Mü'min 40/7; ayrıca bk. el-Hâkka 69/17).

Mukarrebûn ve İlliyyûn adıyla anılan melekler, Allah'ı tesbih ve an­makla görevli olup, Allah'a çok yakın ve O'nun katında şerefli mevkii bulu­nan meleklerdir (en-Nisâ 4/172). Cennet ve cehennemdeki işleri yürütmekle görevli melekler de vardır (bk. er-Ra‘d 13/23-24; et-Tahrîm 66/6; el-Müddessir 74/29-31).

 TURMAKkonuşmasının sonunda şunları söyledi.

- Gaybi varlıklardır.

- Onlara iman müminliğin olmazsa olmazlarındandır.

- Yüce Allah’ın değerli kullarıdırlar.

- Rablerini durmadan yorulmadan hamd ile tesbih ederler.

- Allah’a(cc) secde eder ve asla büyüklük taslamazlar.

- O’nun emirlerini eksiksiz yerine getirirler.

- Alah(cc)-insan arasında aracıdırlar.

- Peygamberleri destekler onlara salat ederler.

- Dünyanın ve kâinatın İnsanlar/cinler için dört dörtlük/kusursuz bir imtihan alanı olabilmesi için,

- Din gününün, cennet ve cehennem hayatının yine insan açısından en doğru veya olması gereken şekilde yaşanması için,

- Yüce Rabbimiz Meleklerine de çeşitli görevler vermiştir.

- Melekler, cinler ve insanlar Rablerine, Yüce Yaratıcılarına gereği gibi kulluk görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler…

- ŞEREF VE ÜSTÜNLÜK bu yükümlülüğü hakkıyla yerine getirmekle elde edilir…

- Müminlerin duacısı, yardımcısı ve Allah’ın izni ile koruyucularıdırlar.

- Yemezler, içmezler.

- Görevleri icabı güçlü, kuvvetli ve cüsseli varlıklardır.

Seminer, soru-cevap faslının ardından sona erdi.

mehmetturmak2.jpg

mehmetturmak2-001.jpg

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim