1. HABERLER

  2. HABER

  3. Mehmet Görmez: "Ramazan Festival Ayı Değil"
Mehmet Görmez: Ramazan Festival Ayı Değil

Mehmet Görmez: "Ramazan Festival Ayı Değil"

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Ramazan ayı hakkında açıklamalarda bulundu.

A+A-

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ramazanın en büyük gayelerinden bir tanesinin günlük hayatın koşuşturması içerisinde kendi özünü, kendi mayasını kaybeden, değişen, dönüşen insana iyi yönde yeniden değişmesini sağlamak olduğunu belirterek, ''Ancak, gerek ülkemizde gerekse İslam dünyasında son yıllarda ramazan ile ilgili uygulamaların özellikle ramazanın bizi değil, biz ramazanı değiştirmeye kalkışıyoruz'' dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu'nda basın toplantısı düzenledi ve ''Ramazan geldi selam ile'' başlıklı temanın tanıtımını yaptı.

Görmez, milletçe yeni bir ramazana aşkla, heyecanla, sevinçle kavuşulduğunu belirterek, ''Ramazan ayı, her bir Müslümanın derin bir iştiyakla kendisiyle yüzleştiği, kendisini yenilediği, iç dünyasını tazelediği ve her yıl müminleri değiştirmek ve dönüştürmek üzere gelen rahmet ayı, bereket ayı, mağfiret ayı. Bizi böyle bir aya kavuşturan Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun'' dedi.

Ramazan ayını her yıl ötelerden gelen kutlu bir misafire benzettiğimize dikkat çeken Görmez, ''Ramazan, bize her sene Kur'an-ı Kerim'i yeniden getirir. Ramazan başta vatan sathi olmak üzeren bütün yeryüzünü bir mabede dönüştürür ve bütün müminlerde günün her anında, her saniyesinde abit olurlar. Ramazan aynı zamanda iradelerimizi eğiten bir mektep olur, bizi biz insanları her türlü beşeri arzularımızın egemenliğinden kurtararak gerçek özgürlüğe, gerçek hürriyete kavuşturur'' diye konuştu.

Görmez, ramazanın sahurun bereketi ve iftarın sevincini getirdiğini anlatarak, toplumun sosyal yaralarını ramazanın şifalı elleriyle sarıldığını söyledi. Görmez, zenginin, yoksulun halini anlaması için ramazanın çok büyük bir fırsat olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

''Zarafet, kardeşlik, dayanışma ramazanın bize getirdiği yüce hasletlerdendir. Ramazan bizi her türlü kötü alışkanlıklara son vermek için her yıl ilahi fırsat olarak önümüze gelir. İyiden, güzelden yana yeni sayfalar açmak, ahlakı güzelleştirmek, hakkı, hakikati, adaleti ve sevgiyi tesis etmek için ramazan bize büyük bir fırsattır.

Ramazanın en büyük gayelerinden bir tanesi günlük hayatın koşuşturması içerisinde kendi özünü, kendi mayasını kaybeden, değişen, dönüşen insana iyi yönde yeniden değişmesini sağlar. Ancak gerek ülkemizde gerekse İslam dünyasında son yıllarda ramazan ile ilgili uygulamaların özellikle ramazanın bizi değil, biz ramazanı değiştirmeye kalkışıyoruz. Biz ramazanı değil, ramazan bizi değiştirsin. Çünkü insan oğlu mayasındaki bazı özelliklerle iyilikleri de kötülüklere, doğrulukları yanlışlara dönüştürme kabiliyetine sahip. Nice insanı düzeltmek üzere gelen dinler dahi insan eliyle değişmeye yüz tutmuştur.

Bugün İslam dünyasında ramazan ile değişmekle ramazanı değiştirmek arasında gidip gelen yeni bir takdim sorunu dikkat çekmektedir. Oysa aslolan, doğru olan ramazan ile değişmektir, ramazanı değiştirmek değil. Çünkü ramazanı değiştirdiğimiz zaman ramazanın bizi değiştirme gücünü de ortadan kaldırmış oluyoruz. Ramazan bütün imtihan süreçleri ile bize değişme imkanı sunar. Hakka, hakikate, ahlaka dönme imkanı sunar. Ramazanda değişmek, onun etkili manevi ortamında değişimi gerçekleştirme, muradı ilahiye uygun bir kul olarak bu sınavlardan geçmek her bir Müslüman için kuşkusuz en büyük bahtiyarlıktır. Hal böyleyken bu ayda değişmek gibi gerçek ve derinlikli bir amaca uygun hareket etmek yerine onu değiştirmeye kalkışmak, ramazanı değiştirmeye kalkışmak asla doğru değildir.''

Ramazanın Kur'an ve sünnetle belirlenmiş sabitelerinin asla değiştirilmeye kalkışılmaması uyarısında bulunan Görmez, bazı kutlama ve şenliklerin de İslam'i adab ve gelenek içinde yeni bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini kaydetti. Görmez, ''Bilhassa hepimizi kuşatan popüler kültürümüz, bizi değiştirmeye gelen ramazanımızı da orucumuzu da ibadetlerimizi de olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle buna dikkat çekmek istiyorum'' dedi.

-Gösterişli iftar programları-

Görmez, değişmek için ramazanın ruhaniyetine teslim olmak gerektiğine vurgu yaparak, ''Ramazanın ruhaniyetini ve maneviyatını ihlal eden her türlü davranıştan uzak durmak gerekiyor. Gösterişli iftar programları, sınıf ve itibar esasına dayalı ihtişamlı davetler, Ramazanı yanlış bir şekilde bir tür eğlence, karnaval ve festival havasında terennüm eden eğilimlerin mevcut gidişatı ciddi olarak dikkat çekmeye başlamıştır. İnsanlık durumumuzu yüce Rabbimiz indinde tahkim etmenin yolu, lütuf ve ihsan ayı Ramazanın ruhaniyetine ve maneviyatına bihakkın teslim olmak, yeniden yapılanmak ve değişmektir'' diye konuştu.

İbadetle neşelenen gönüller müminler arasındaki muhabbeti de pekiştirmesi gerektiğine işaret eden Görmez, ''Bu coşku bir eğlence, şatafat ve bir gösteriye asla dönüşmemelidir'' ifadesini kullandı.

''Ramazanda en çok dikkat edeceğimiz hususlardan bir tanesi iftar sofraları israf sofralarına dönüşmemelidir'' uyarısında bulunan Görmez, son yıllarda özellikle büyükşehirlerde beş yıldızlı otellerde ve gerekse değişik mekanlarda hazırlanan iftar sofralarının kendi içinde israfı ve gösterişi barındırdığını söyledi.

-Zenginlik müminler için bir statü değildir-

Görmez, zenginliğin müminler için bir statü olmadığını belirterek, ''Ne de fakirlik ve yoksulluk insanı ötekileştiren bir vasıftır. Aksine müminlerin ahlakı, camideki gibi aynı safta olanların her zaman bir ve beraber olmasını esas alır'' dedi.

İslam dininin zengin ile fakiri eşit gördüğünü anlatan Görmez, paylaşımın yoğun yaşandığı bu ayda elde edilen ahlaki meziyetleri bütün zamanlara yaymanın herkesin görevi olduğunu bildirdi.

Görmez, iftar çadırlarına da değinerek, şunları kaydetti:

''Başlangıçta tamamen yoldan geçenlerin ve yolda kalmışların bir çorba ile iftarını açması ile ilgili son derece güzel bir düşünceye dayanılarak ortaya çıkan ve kurulan iftar çadırlarının son zamanlarda bu gayenin dışına çıkarak bir gösteri aracına dönüştürülmemesine özellikle kamu hizmeti yapanların dikkat etmesi gerekir.

Dini hükümlerin ortaya koyulmasında ve tatbikinde aslolan bu hükümlerdeki hikmetlerdir. Hikmeti kaybolan bir hükmün tatbiki İslam'ın istediği bireysel kemale erme yolculuğuyla oluşacak olan erdemli bir toplumun inşasına yardımcı olmayacaktır.

Ramazan dolayısıyla müminler arasında yaşanan toplumsallaşma tabiidir. Ancak bu tarz sosyallikler doğal seyrinde yaşanmalıdır. Ramazanın dönüşmememi ve bizi iyi yönde değiştirmesi için özellikle dikkat edeceğimiz hususlardan bir tanesi, ramazanda yaşadığımız sosyalleşmelerin, toplumsallaşmaların bir reklama, tanıtıma ve gösteriye dönüşmemesine azami gayret sarf etmektir. Bütün sosyal, kamusal ve ticari kuruluşlara buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Her yıl ramazan ayında yaptıkları hayırlı faaliyetlere elbette devam etmelidirler. Ancak bunu yaparken ramazanın ruhuna, maneviyatına, tevazusuna, sükunetine ve huzuruna riayet etmek her birimizin vazifesidir.''

Görmez, kamu ve özel kuruluşlara toplu iftarları çalışanlarıyla birlikte yapmaları çağrısında bulunarak, ''Çalışanlarla, işçilerle, memurlarla ve emekçilerle, iş sahiplerinin, patronların, amirlerin ayrı dünyaların insanı olmadıklarını ramazan dolayısıyla gösterelim. Bu iftarla oluşan manevi atmosferi bütün bir yıla yayarak bu kardeşliğin kalıcı olmasını sağlayalım'' dedi.

Yardımlaşma ve dayanışma için toplumda yeni bir dile ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Görmez, ramazan dolayısıyla son yıllarda her tarafta görünür olan gıda paketlerinin toplumsal yaraları ne kadar sardığının da tartışmalı olduğunu vurguladı. Görmez, ''Bireyin onuruna yakışanı kendi ihtiyaçlarını kendisinin almasıdır. Yardım edenlerin bu hassasiyeti göz önünde bulundurarak toplumsal dayanışmaya katkı vermelerinin insan onuruna daha yakışır olduğunu özellikle ifade ediyorum'' diye konuştu.

-Ramazan ayının teması: Selam-

Geçen sene komşuluk ilişkilerini ramazanda tema olarak belirlediklerini hatırlatan Görmez, bu senenin temasının ise ''selam'' olduğunu bildirdi. ''Selamı yaymak için seferber olmak istiyoruz'' diyen Görmez, ''selam''ın tanışmanın, buluşmanın, görüşmenin ilk adımı olduğunu ve selamla açılmayacak kapı, varılmayacak hedef olmadığını söyledi.

Görmez, sözlerine şöyle devam etti:

''Müminler her durumda ve koşulda selam vererek güvenlerini tazelemek durumundadırlar. Birbirlerine merhamet eder, birbirlerinden emin olurlar selam ile. Bugün cümle mevcudata karşı perdelenmiş bir ilişkiler ağı ile karşı karşıyayız. Bu ilişkiler ağında selam yeni bir umut ve taze bir başlangıçtır. Selam İslam'ın en temel şiarları arasında yer alır ve müminler birbirlerine selam verdikleri her seferinde barışa, esenlik ve huzura atıfta bulunurlar. Selamsız geçmenin küçük düşürücü birer davranış olarak kodlandığı bir dünyadan selamı bir külfet olarak gören yeni bir dünyaya geçişin bedeli tüm insanlık için çok ağır olmuştur. Selamsızlık, telafisi imkansız hasarlara yol açmıştır. Ramazan ayı vesilesiyle selamı ihya ederken, bunun bir sonucu olarak da kardeşliklerimizi, dostluklarımızı, yakınlıklarımızı, tanışıklıklarımızı takviye etmiş olacağız.''

-Ramazan ve medya ilişkisi-

Görmez, medyanın dini konuları anlamsız tartışma ve gerilim konusu olmaktan özenle kaçınmaya dikkat etmesinin takdire şayan olduğunu ifade eden Görmez, ''Elbette İslami konular kamuoyunda konuşulmalı ve gerektiği ölçüde tartışılmalıdır. Ancak, bu konuşmalar asla reyting kaygısı ve magazin boyutunda olmamalıdır. İslami konular, İslami ahlak, yüksek bilgi ve hikmet çerçevesinde ele alınmalıdır'' dedi.

Ramazan'da yapılan bazı dini programlarda ''dini tecrübede kabul görmemiş birtakım zayıf görüşlerin, tedbiri ikinci plana iten tevekkül anlayışının ve reytingin de etkisiyle hüzün eksenli bir menkıbe ve dramatik din anlayışının'' öne çıkarıldığına işaret eden Görmez, ''Dini içerikli programlarda aslolan, İslam'ın genel, kuşatıcı ve doğru şekilde anlatılması olmalıdır'' diye konuştu.

Görmez, Ramazan'a yönelik olarak 30 ilçeye müftü, camilere 9 bin görevli ve 500 vaiz atandığını, yurt dışında 179 diyanet çalışanın görevlendirildiğini, Alo 190 Dini Danışma Çağrı Merkezi'nin sabah 09.00'dan gece 23.00'a kadar hizmet vereceğini, Kur'an portalını hizmete soktuklarını belirterek, Diyanet TV'nin Ramazan'ın birinci gününde yayına başlayacağını aktardı.

-Arakan'daki insanlık dışı muameleler son bulsun-

Görmez, ''Ramazan-ı şerifin, Suriye'de akan kardeş kanının bir an evvel durmasına vesile olmasını ve dünyanın gözünden uzak bir yerde, Burma'da/Arakan'da yaşayan din kardeşlerimize reva görülen insanlık dışı muamelelerin sona ermesine ve dünyanın muhtelif yerlerinde saldırılara ve zulümlere maruz bırakılan Müslümanların felahına vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum'' dedi.

Haber 7

HABERE YORUM KAT