22 Mayıs 2012 Salı

Asım Yenihaber

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Meğer Farsça yokmuş!

20 Şubat 2012

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir lâf etti, bir hayli cevapla karşılandı. Cevapların çoğu, Bülent Arınç'ın "Kürtçe medeniyet dili değildir" hükmüne itiraz sadedinde.

"Medeniyet dili" ne demek? Bir medeniyetin konuştuğu, yazdığı, okuduğu, okunduğu... dil demek. Böyle kitaplara geçmiş "bilimsel" bir tarif yok elbette. Biz "makul"ün peşindeyiz.

İslâm medeniyetinin üç güçlü yazı dili var: Arapça, Farsça ve Türkçe. İslâm medeniyetinin ilim dili başlangıcından beri Arapça oldu. Hâlâ da Arapçasız bir İslâm ilmi söz konusu edilemez. Farsça, İslâm medeniyetinin edebiyat dilidir. Türkçe ise en geç devreye girmiş olmasına rağmen, yönetim dilidir. Farsça'ya ve Arapça'ya giren Türkçe kelimelerin çoğu yönetimle (askerî, sivil) ilgilidir. Meslek isimleri -cı, ci, -cu, -cü ekiyle Türkçe'den yapılmıştır.

İslâm edebiyatı, Arapça döneminden sonra Gazneli ve Selçuklu saraylarında Farsça konuşmaya başlamıştır. Derler ki, bu dönemin Farsçası, Türkistan'da kullanılan bir Farsçadır, ilk Farsça yazan şairler de Türktür. Doğru yanlış, bilmeyiz. Bu edebî gelenek Anadolu'da Türkçeleşti. Anadolu/Osmanlı şairleri Farsça ve Arapça divanlar da tertip ettiler. (Bunların en meşhuru Fuzuli'dir) Ama İran'dan Macaristan'a kadar Türkçe divanlar, Türkçe eserler büyük bir yaygınlık kazandı.

Türkçe 19. Yüzyıl'da, batı ilim ve edebiyatını tercüme ederek genişledi. Terminoloji esas olarak Arapça köklerden, az miktarda Farsça ve Türkçeden üretildi. Ve batı lisanlarında yazılmış ilmî ve edebî eserler çevrildi. Böylece Türkçe, modern dönemdeki gelişimi ile Arapça ve Farsça'nın önüne geçti.

Bir türlü Kürtçeye gelemedik!

Önce şu tespiti yapalım: Kürtçe bu üç büyük dilin sahası içinde bulunmaktan ötürü şanssız bir dildir denilebilir. Bu üç dilin çok geniş bir yazılı metinler koleksiyonu var. Kürtçenin ise sadece Osmanlı ve hatta Anadolu sahasında yazılmış çok az sayıda metni mevcut. Yani İslâm medeniyetini Kürtçe üzerinden okumak, akutmak imkânımız yok.

İran sahasında kalan Kürtçede Farsça, Irak'ta kalan Kürtlerde Arapça, Türkiye'deki Kürtlerde Türkçe kelimeler fazla.

Tabiî biz böyle tarihe ve literatüre bakıp konuşurken, Kürtçenin ne müthiş bir medeniyet dili olduğunu ispat sadedinde yazanların bazı iddiaları ile karşı karşıya kaldık.

Aslında biz doğrudan doğruya kalmadık! Bir zamanlar Odalar Birliği'ne Kürt raporu hazırlayarak sansasyona sebep olan Doğu Ergil, Bugün gazetesinde sütununa aktardı, oradan haberdar olduk. Dolayısıyla İbrahim Sediyani'yi tanımışlığımız yok. Fakat iddiaları dilbilim âlemini sarsacak kadar çarpıcı! Onu okuduktan sonra, Farsça diye bir lisanın olmadığı kanaatine varmaktan başka çarem kalmadı!

Ey İran mülkünün sahipleri! Sizin Farsça dedğiniz şey Kürtçeden aparmadır!

Zat-ı muhtereme göre, "serbest", "bülent" ve "arınç" kelimeleri Kürtçe imiş. Yani Başbakan Yardımcımızın ismi zaten tümden Kürtçe!

Bu "bilimsel" metinde ilk itirazı, "kent" kelimesine yapacağız. "Kent" Soğdcadan Farsçaya ve Türkçeye geçmiş bir kelimedir. Azeri sahasında köy anlamında kullanılır, yeni Türkiye Türkçesinde şehir. Yani hazretin ifade buyurduğu gibi, Yunanca filan değil!

Ya "serbest"? Bilmem ki ne desem!

Bütün muteber sözlükçüler, cehaletlerinden olsa gerek, bu kelimenin Farsça olduğunu yazıyor!

"Bülend" için de aynı kayıt var!

Zat-ı muhterem bunların Kürtçeden Türkçeye geçtiğini buyuruyor ama, bizim söyleyiş tarzımızın neden Kürtçeye değil de Farsçaya yakın olduğunu açıklamıyor. Biz neden Kürtçeden aldığımız "bılınd"ı Kürtler gibi söylemiyoruz da, Farslar gibi bülend/t diyoruz?

Ya "arınç"? Asıl golü burada atmış zat-ı muhterem! Başbakan Yardımcısı'nın soyadı bile Kürtçe! (Bu yüzden öz Kürt sayılsa yeridir).

Yahu azıcık Türkçeye âşina olan fehm eder ki, Bülent Bey'in soyadı "arı" kökündendir. "Arınmak" fiili bu kökten yapılmıştır. "-ınç" eki ise, sıfat ve fiil yapan Türkçe bir ektir! Bu ekle yapılan en meşhur kelime: "Sevinç"tir!

Bülent Arınç şunu demek istemiş olamaz mı: "Kürtçe ile bugünün ve dünün dünyasını yazılı olarak okumak mümkün değildir. Eğitim dili olarak kullanılması iyi sonuç vermez."

Bu sebeple İran'da Kürtler dünyayı Farsça, Irak'ta Arapça okuyor. Türkiye'de de Türkçe. Eğer bu diller üzerinden okumak istemiyorsanız, sümürgecilerin dillerinden birini, mesela İngilizceyi ya da Fransızcayı tercih edebilirsiniz! Esasında, Türkler, Araplar ve Farslar da, dilleri yetmediğinde öyle yapıyorlar!

YENİ AKİT

YORUMLAR ( Toplam 3 yorum)
A. Reşit EKŞİ
VAKİTDEKİ IRKÇI DAMARLAR
22 Şubat 2012 Çarşamba 13:11
Asım Yenihaber müsterih olsun, Türkçeye afrikadan bile kelime geçmiş ama kürtçeden geçmemiştir! Daha o günden bu günleri gören cennet mekan ceddimiz, bölücülüğe yol açar diye kürtçeye hiç bir prim vermemişlerdir!!!
murat alp
İrani diller
22 Şubat 2012 Çarşamba 06:00
Yazar kürtlerin şimdiye kadar fazla eser vermemesinde haklı fakat bu dilden değil tarihsel süreçten kaynaklı, yazarda bunun farkında zaten.

Gelelim ana konuya kürtçe bilndiği gibi hint avrupa dil ailesindendir burdanda irani diller ailesinin kuzeybatı kolundandır . Farsça ile ortak kökenlerden gelmiştir. ibrahim beyin verdiği bir çok örnek farsçadada vardır Sevan nişanyan daha önce bu konuda şunu demişti " bir topluluk kendinden güç olarak daha aşağıda topluluktan kelime almaz" diye muhtemeldir ki türkçede kullanılan kürtçeden geçtiği varsayılan kelimeler farsçadan geçmiştir. Ayrıcada Soğcada irani bir dildir.
Fakat yazar durumu bu şekilde değil art niyetli bir şekilde anlatıyor içindeki kini kelimelerin arkasında görebiliyoruz. Son paragrafı bile bunu anlamaya yeter.
Bir dil konuşuldukça zenginleşir, medeniyet dilide olur yaşamanın dilide,yok olan bir dil sadece nostaljik olur( bakınız zazaki) Bir milletin yok etmek istiyorsanız dilini yok edin şu anda türkiye bunu yapıyor, kürtleri yok ediyor. Kürtçe eğitim dili olur hatta türkçeden daha güzel olur. Biliyoruz ki zamanında osmanlıdada eğitim dili farsça arapça idi ne değiştide tükçe medeniyet ve eğitim dili oldu !
davut
dilmibilimci
21 Şubat 2012 Salı 09:54
herhalde hepiniz yakında dil bilimci olup çıkacaksınız ama arınç kelimesini türkçemi kürçemi bilmiyorum ama sana şunu söyliyeyim arınce kürçe köy isimleri vardır ve bulunduğu yerlerdede türkelerin hiç birzaman yaşamadığı yerlerdir acaba bulardamı türkçeden alınmadır bülent kelimesini aslında bılent. bılo diye genelikle okuyoruz ama kimlikte bülent yazdırıyorlar şimdi sana soruyorum hangisi kürçe hangisi türkçe yani bunca ciddi meseleler varken neyle uğraşıyoruz hani fatihin istanbulu fethederken papazların melekler kızmı erkekmi meselesi.
KARİKATÜR
PANO


Haksoz haksöz