Medyadaki değişime bir de buradan bakın

22.08.2009 00:17

İbrahim Kiras

Türk medyası niye değişsin sorusunun cevabı bir başka sorunun içinde: Türk medyası Türkiye’nin geçirdiği dönüşüme ayak uydurabiliyor mu?

Bu ikinci sorunun cevabı ise bir üçüncü sorunun cevabını bulmayı gerektiriyor: Türk medyası Türkiye’ye “kimin gözüyle” bakar?

***

Çok değil, 10 yıl önce herhangi bir yabancı gazetede Türkiye ile ilgili küçücük de olsa bir haber, bir yorum yahut bir değini çıktığında bu mutlaka Türk gazetelerinde “haber” olurdu. “Avustralya’nın saygın gazetesi şöyle bir haber yayımlandı... Finlandiya’da bir dergide İstanbul fotoğrafları çıktı... Türkiye’nin Akdeniz kıyıları anlatıldı... vs”.

Ne acayip değil mi?

O günlerin Türkiyesi’nin o tuhaf atmosferini yaşamamış olanlar bilmezler... Gündelik hayatın içinde bile “biz adam olmayız” mottosuyla kendisini ifade eden o malum ideolojik havayı solumamış olanlar anlamazlar bunu.

Çünkü özellikle son on yıl içinde hem dünya çok değişti hem de Türkiye. Artık dünyaya aşağılık kompleksiyle bakmıyoruz. Artık batı basınında çıkan Türkiye konulu her haber gazetelerimizde haber olmuyor. Zaten buna imkân da yok.

Türkiye dünyanın öyle bir yerinde ki burada olup biten hiçbir şeye hiç kimsenin ilgisiz kalması mümkün değil çünkü. Özellikle Irak savaşı sonrasında Türkiye’nin stratejik konumunun önemi iyice öne çıktı. Son on yılın gündemini oluşturan yeni enerji nakil hatları konusu dolayısıyla da bu gerçek reddedilemez bir şiddetle kendini gösterdi.

Hem bu stratejik konumunu, hem tarihten devraldığı liderlik rolünü, hem de dünyanın 20 büyük ekonomisi içinde yer almanın ağırlığını değerlendiren yeni bir dış politikaya yönelmiş bulunan “yeni Türkiye” kaçınılmaz olarak bütün dünyanın ilgisini üzerine çekiyor.

Dolayısıyla başta Avrupa olmak üzere dünyanın hemen her yerinde gazetelerde, dergilerde, televizyon programlarında, internet sitelerinde Türkiye’ye dair her gün yüzlerce haber, yorum, değerlendirme yayımlanıyor. Özel bir amaçla bakmıyorsak bunları görmüyoruz bile.

***

Ancak...

Hala dış basında çıkan değerlendirmeleri ciddiye alan, hatta kimi zaman “bunlara bel bağlayan” kesimler var ülkede. Onlar için de hizmet üretiliyor kuşkusuz. (Ne de olsa talep devam ettiği sürece arz kesilmez.) Ama bu in

sanlar kendilerine sunulan “enformasyon”un gerçekte üçüncü el manipülasyonlardan oluştuğunun farkında değiller. Mesele bu.

Çünkü “dış basında” çıkan birtakım yorumlar aslında “iç basından” alıntı niteliğinde. Önce Türkiye’deki gazetelerde yayımlanıyor bazı haber veya yorumlar; sonra da Avrupa’daki veya Amerika’daki gazetelerde alıntılanıyor. Üçüncü aşamada yeniden Türkiye’deki gazeteler “batılı merkezlerin Türkiye değerlendirmesi” diye bu üçüncü parti ürünleri kendi okurlarına sunuyorlar.

Benim takip edebildiğim kadarıyla özellikle son beş yıldır New York ile İstanbul arasında işletilen böylesi bir tür “enformatik saadet zinciri” var.

İşin tuhaf tarafı, oradaki haberlerin kaynağı Türkiye oluyor; aynı haber Türkiye’de yayınlandığı zaman “batılı uzmanların görüşleri” kılığına büründürülüyor.

Taraflar öylesine iç içe geçmişler ki bu “haberlerin” gerçek menşeini ayırt etmenin imkânı yok. “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan” probleminin çözümü bundan daha kolay.

***

Bugünlerde ilgili ilgisiz hemen herkesin kafasını yoran “medyada değişim” meselesine bir de bu açıdan bakmakta yarar var.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim