1. HABERLER

  2. HABER

  3. MEDYA

  4. Medyada Şii Propagandası Devri Başlıyor!
Medyada Şii Propagandası Devri Başlıyor!

Medyada Şii Propagandası Devri Başlıyor!

Dış politikada hükümetin uyguladığı politikalar özelde havuz medyasının genelde medyanın konumlandırma çabalarında anlamlı görüntüler ortaya çıkarıyor.

A+A-

Medyada Şii Propagandası Devri Başlıyor!

Dış politikada hükümetin uyguladığı politikalar özelde havuz medyasının genelde medyanın konumlandırma çabalarında anlamlı görüntüler ortaya çıkarıyor.

HAKSÖZ-HABER

Dün kahraman, kardeş dediklerine bugün hain, ‘yahudi’ demeden tutun da ‘dostluğun zirvesini yaşadıkları Amerika’dan ‘her taşın altında Amerika var’a kadar bir dizi tutarsızlıklar serdediliyor. Nihayet referandum süreciyle birlikte Irak’ın bütünlüğü edebiyatı üzerinden şimdi de Şii güçlerin propagandası yapılmaya başlandığına şahit oluyoruz. Örneğin abartılı ve adeta dinin dahi önüne geçirilmeye çalışılan ‘Türkmenlik’ boyutu üzerinden Irak Türkmenlerinin çoğunluğunun Şii kimliğinin yansıması propagandalara prim veriliyor.

Bunlar yetmemiş gibi Irak’ta katliamcı kimliğiyle bilinen Haşdi Şabi ve onun azılı katillerinin propagandalarına hiç çekinilmeden yer veriliyor. Bütün bunlar ne için? Tam bir akıl tutulması eseri milliyetçi histerilerin gereğini yetirmek için. Yalan ve ikiyüzlülüğü kimlik edinmiş takiyeci siyaset ve kültür de muhataplarının bu zayıflık halini iyi kullanıyor. Nitekim IŞİD’in zulüm ve saçmalıklarını politik ve kültürel hegemonyalarının inşasında iyi kullanan Şii unsurlar şimdi de ‘bölünme, Kürdistan, Türkmen’ argümanları üzerinden hegemonyasını tahkim etme peşinde. Aşağıda kurgusal olduğu çok açık bir haberin Hürriyet’te yer alan örneği ile barbar ve zalim Ebu Azrail isimli katilin haberleri bu durumun tipik örneği.

*

2-124.jpg

HAŞDİ ŞABİ GÜCÜNÜN BAŞINDA 'AZRAİL' VAR

Vatan / 14.10.2017

Kerkük sınırına dayanan Şii milis gücüne 1500 DEAŞ’lıyı tek başına öldürdüğü iddiasıyla ‘Şii Rambosu’ olarak anılan ve ‘Ebu Azrail’ olarak bilinen Falih Hasan komuta ediyor.

Haşdi Şabi’ye bağlı İmam Ali Ketibeleri 40. Tugay Komutanı “Ebu Azrail”, Irak Başbakanı Haydar Abadi’nin, Kerkük’e saldırı için hazırlık talimatı verdiğini ve önümüzdeki günlerde bölgede büyük olayların yaşanacağını ileri sürdü.

“Ebu Azrail” olarak tanınan Eyyub Falih HASAN, Abadi başkanlığında, Bağdat’ta üst düzey komutanlarla bir toplantı yapıldığını, Abadi’nin Haşdi Şabi, Altın Kuvvetler, Federal Polis ve Irak ordusundan birliklerin, başta Kerkük olmak üzere tartışmalı bölgelere saldırı için hazırlanması talimatı verdiğini söyledi. Şii komutan, toplantıya katılan İmam Ali Ketibeleri Komutanı Haci Şıbil Zeydi ile diğer komutanların, Kürtlerle savaşıp, Kürt kanı dökmek istemediklerini söylediğini belirtti. Ebu Azrail, “Şu an bütün güçler teyakkuzda. Üstlerimizden gelecek emirleri bekliyoruz. Emir geldiği an saldırıya geçilecek, tartışmalı bölgelere yayılacağız. Ancak hiçbir şekilde Peşmerge Güçleri ve Kürtlere karşı savaşmak istemiyoruz” ifadelerinde bulundu. Önümüzdeki 2 gün içinde bölgede büyük değişimler yaşanacağını öngördüklerini söyleyen Ebu Azrail, burayı korumaya hazır olduklarını söyledi.

_________________________________________________________________________

1-012.jpeg

IŞİD'den kaçan Iraklı Türkmen kadın: 'Hayatta kalan çocuklara sahip çıksın' dedik

Hürriyet Gazetesi / 11.10.2017

N.B., terör örgütü IŞİD tarafından Irak'ta kaçırılan binlerce kadından biri. Şii Türkmen bir Iraklı. Örgütün 2014 yazındaki saldırısının ardından Tikrit'in kuzeyindeki El-Alam kasabasında başka kadın ve çocuklarla birlikte IŞİD tarafından kaçırıldıktan N.B. Daha sonra günler boyunca tanık olduklarını ve kaçış hikayesini BBC Türkçe'ye anlattı. Devam eden güvenlik kaygıları nedeniyle haberde mağdur kadının gerçek ismi kullanılmadı ve yine aynı nedenle fotoğrafta yüzü gösterilmedi.UYARI: Okurlarımız aşağıda anlatılanların bazı bölümlerini rahatsız edici bulabilir.

IŞİD hayatımıza girmeden önce biz, Tikrit'in kuzeyindeki El-Alam kasabasında yaşıyorduk. Ben Şii Türkmen'im, kocam ise Sünni Arap'tır. Kocam cami imamıydı, yaşı büyüktü ve bizim oraların ileri gelenlerinden biri sayılıyordu. Cami hemen evimizin yanındaydı.

Biz eskiden kim Şii'dir, kim Sünni'dir bilmezdik. Sormazdık da. Bunlar konuşulmazdı bile.

Küçük bir bakkalımız vardı. Çok şükür idare ediyorduk. Evde ekmek yapardım, süt vardı, bahçede sebze ekerdik.

Kimseyle bir düşmanlığımız yoktu. Evimiz büyüktü. Tuzhurmatu ve Amerli'den bir kaç Türkmen öğretmen kız evimde kirada kalırdı.

İki çocuğum da onların okuluna gidiyordu. Okul çok yakındı, birlikte giderlerdi okula.

'SPEİCHER'DAN KAÇAN ASKERLERE KADIN KIYAFETİ GİYDİRDİK, BİRİNİ TANDIRA SOKTUM'

IŞİD Tikrit'e girince, Speicher Üssü'nde askerleri infaz etti. Hani 1500'den fazla kişinin öldürüldüğü o ilk büyük katliam.

Oradan kaçan askerlerin bazıları bizim kasabaya geldi. Aramızda Dicle Nehri var, onu aşıp bizim oraya geldiler. Sonra da IŞİD geldi.

Kaçanların bazıları Türkmen'di, benim de Türkmen olduğumu görünce bizim eve sığındılar.

Birkaç askere kadın kıyafeti giydirip gönderdik. Bazılarına kocam kendi kimliğini verdi yolladı.

IŞİD onları ararken bir askeri evdeki tandırın içine soktum. İçi sıcaktı, bazı yerleri yandı gencin, "Cızzz" diye ses geliyordu ama gene de bağırmadı. IŞİD'liler gidince oradan çıkardım, kaçtı.

'GENÇ ASKERLERİ ÖLDÜRDÜLER, KOCAMI GÖTÜRDÜLER '

Basralı üç Şii genç vardı. Kocam onları saklamak için camiye götürdü.

Bir gece üçte IŞİD eve geldi. Her yer yağmurdu, çamurdu. Bizim onlara yardım ettiğimizi anladılar.

Basralı gençleri hemen buldular ve vurup öldürdüler.

Kocamı da yanlarına alıp götürdüler. Ondan bir daha hiç haber alamadım.

'EVİMİZİ BOMBALADILAR'

Ertesi sabah gene geldiler. Evimizi bombaladılar.

Aralarından birisi bana, "Sen aşure yapıyormuşsun, demek imam Hasan'ı seviyorsun, şimdi bunun acısını senden çıkartacağız" dedi.

Bize "Gidin buradan" deyip gönderdiler.

Ben, iki çocuğum, evimizde kalan öğretmenler, onlardan birinin bebeği ve bir de kocamın diğer karısından olan kızım (O da bir genç kızdı) yola çıktık.

Yürürken bir yerde IŞİD bizi alıkoydu.

'BİZİ GARAJA KAPATIP TECAVÜZE VE İŞKENCEYE BAŞLADILAR'

Çevreden topladıkları başka kadınlarla bizi bir araya getirip arabaların tamir edildiği bir garaja götürdüler.

Bu garaj Havice yolu üzerinde, çöllük bir yerdeydi.

Biz orada 18 genç kız ve kadındık. Genç kızlardan biri hamileydi. Ayrıca dört de çocuk vardı.

Bizi orada evliler ve evli olmayanlar olarak böldüler. Beş tane genç kız vardı. Gözümüzün önünde bu kızlara tecavüz etmeye başladılar.

'Bir kıza dört adam tecavüz ediyordu'

Kızlar bana "Abla bizi kurtar" diye yalvarıyordu. Ben o kızların üstüne kapanıyordum. "Kuran'a yemin ederim ki bunlar bakire değil, bunlar kadındır, yapmayın, etmeyin" diyordum.

Bana vurdular. Bir tanesi benim omzumu ısırdı, yara oldu. Bugün hâlâ omzum kapkara

BİR KIZA DÖRT ADAM SIRAYLA TECAVÜZ EDİYORDU

'Üvey kızım tecavüzden sonra hemen öldü'

Üvey kızım 18 yaşındaydı. Onu ben büyütmüştüm. Ona tecavüz ettiler, o hemencecik öldü.

Diğerleri 20'lerinin başlarındaydı. Bir yandan tecavüz ederken bir yandan vuruyorlardı onlara. Yanlarında silah vardı.

Öğretmen kızlardan bir tanesi çok güzeldi. Ona çok tecavüz ettiler, çok fenalık yaptılar.

Bir tanesi kayanın üstüne düştü, vücudu kırıldı, öldü.

Diğerlerinin de hepsi kanıyorlardı. Ben böyle bir şey görmedim, çok kanıyorlardı.

'TECAVÜZ EDENLERDEN İKİSİ BİZİM ORALARDANDI'

O tecavüz edenlerin yüzüne baktım, gördüm ki ikisini tanıyorum. Bizim komşumuz Araplar'dı.

Evleri uzaktaydı ama bizim yöredendiler.

Bizim oralardaki bir Sünni köyden çok insan IŞİD'li oldu.

Ama başka bir Sünni köy de IŞİD'e çok direndi, çok savaştı.

'GARAJDA 21 GÜN KALDIK, BAYGIN HALDEYDİK'

Biz garajda kadın başımızaydık. Günler içinde kendimizi kaybettik, baygın haldeydik.

Beynimiz çalışmıyordu. Çok zayıfladım, yüzüm kabuk döktü. Akrep soktu onu bile hissetmedim.

Birbirimize hep, "Hayatta kalan çocuklara sahip çıksın" diyorduk.

O garajda 21 gün kaldık. Yiyecek hiçbir şey yoktu.

'TECAVÜZ EDİLEN KIZLAR ÖLDÜ'

Tecavüz edilen kızlar ölüyordu. Tecavüzden, kanamadan, kahırdan…

IŞİD bizim başımıza yaşlı bir adam koymuştu. Adam bizi çok sevdi.

Tecavüz edenler gidince o yanımıza geliyordu, bize su veriyordu.

Bir gün bir keçi getirdi, çocukların ağzına doğru keçiyi sağıp çocuklara süt içirdi. Bu, çocuklara şeker gibi gelmişti.

Bir gün gelip kalanları iki gruba böldüler ve diğer kadınları götürdüler.

Biz; ben, iki çocuğum, bir diğer kadın ve öğretmenlerden birinin bebeğiyle kaldık.

'IŞİD'Lİ YAŞLI ADAM BİZİ KURTARDI, ONU DA SONRA ÖLDÜRMÜŞLER'

Sonra o yaşlı adam o gece geldi ve "Sizi de sabah götürecekler, onlar gelmeden buradan kaçın" dedi.

Bizi bir yola kadar götürdü, sonra geri döndü.

Ben o garajdayken sürekli "Allah'ım yardım et, ya Hüseyin yardım et' diye dua ediyordum. İnanıyorum ki o adamı bize Allah yolladı.

Sonra ileride, bize yardım ettiği için IŞİD'in o yaşlı adamı da öldürdüğünü öğrendik. O adam çok iyi adamdı, çok iyi adam...

'BEŞ GÜN ÇÖLLÜK ALANDA YÜRÜDÜK, OT YEDİK, BEBEK KOLLARIMDA ÖLDÜ'

Yaya yola çıktık. Beş gün boyunca çöllük alanda yürüdük. Yağmur, çamur...

Üstümüzde doğru dürüst giysimiz yoktu. Yolda hep ot yiyorduk.

O öğretmenin bebeği yolda öldü. Battaniyeye sarmıştım, kollarımda ölüverdi.

Günlerce yürüdükten sonra Kerkük'ün Mekteb-i Halid bölgesine vardık. Orada Haşdi Şabi'ye bağlı bir grup bizi gördü. Onların yanına gittik. Kurtulduk.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum