1. YAZARLAR

  2. Ali Atıf Bir

  3. Medya mesajdır
Ali Atıf Bir

Ali Atıf Bir

Yazarın Tüm Yazıları >

Medya mesajdır

A+A-

Genelkurmay Başkanlığı'nın "Balyoz Gündemi" sonrası "imaj restorasyonu" amacıyla iletişim çalışmalarına yöneldiği ortada...

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Hürriyet, Milliyet gazetelerine verdiği röportajlardaki mesajları ve önceki gün sempozyum resepsiyonunda verdiği mesajların geniş bir analizini önümüzdeki bir iki gün içinde yapmayı düşünüyorum.

Analizlere geçmeden önce mesajın yerleştirildiği "iletişim aracı" açısından duruma bir bakalım.

Sorulması gereken ilk soru şu:

Daha tarafsız bir iletişim platformu olan "basın toplantısı" dururken kutuplaşmış gazete kategorisinde öyle ya da böyle "taraf" gazeteleri mesaj verme aracı olarak seçmek ne kadar doğru?

Doğru değil. Ama anladığım kadarıyla Genelkurmay Başkanı kontrollü iletişim ortamı tercih ediyor. Ergenekon ve darbe planları ile ilgili her türlü soruya yanıt vermek istemiyor.

Taktik açıdan ilk bakışta bu tercih doğru görülebilir ama Marshall Mac Luhan'ın iletişim kuramına kazandırdığı "medya mesajdır" olgusu düşünüldüğünde İlker Başbuğ'un mesajlarının bir önyargı filtresi ile okunacağı, istenen iknaya yol açmayacağı ortada...

Kim üzerinde?

Tabii ki Hürriyet ya da Milliyet'in okurları üzerinde değil.

Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin okurları zaten İlker Başbuğ'un verdiği mesajları kolaylıkla alan ve sindiren okurlar.

Hatta büyük çoğunluğuna bakarsanız asker geç kaldı bile! Dün tankları meydanlara çıkarmalı darbe de bir an önce yapmalıydı!

Mesaj verilmesi ve ikna edilmesi (simetrik ya da asimetrik propagandadan söz etmiyorum, modern anlamda iknadan söz ediyorum) yalnız bırakılmaması, "herkesin ordusu, herkese aynı mesafede " düşüncesinin pekiştirilmesi gereken "ötekiler!"

Ne demek istediğimi anlatmak için bir örnek vereyim.

Genelkurmay Başkanı Hürriyet'te Enis Berberoğlu'na "Önyargıya dayanmayan ve doğru bilgilere dayanarak yazan ve konuşan herkese saygı duyarım" demiş.

Ben de diyorum ki yukarıdaki satırları "önyargısız ve uzmanlığıma" dayanarak yazıyorum."

Başbuğ ve ekibi inanıyor mu?

Tam olarak inanmadıklarına eminim. Çünkü yazdığım yer Bugün ve onlar Bugün'ün kategorisindeki gazetelere, dolayısıyla Bugün'e karşı önyargılılar ve beni de o filtreyle okuyorlar.

Bilmem anlatabildim mi?

Hürriyet'ten, Milliyet'ten mesaj verip "darbe planları yapılmadığına, çürük elmaların temizlendiğine, tarafsız olunduğuna" ötekileri nasıl ikna edeceğiz?

Önce "inanç, tutum, değer, davranış" ve "önyargılar" arasındaki ilişkiyi Genelkurmay'ın biraz daha iyi çözümlemesi gerekir gibi geliyor bana.

Eğer amaç sadece bir taraftaki "çözülmeyi" önlemek ve aşınma ihtimali olan güven duygusunu restore etmek değilse tabii?

Önerim Genelkurmay'ın partiler, görüşler ve kavgaların üstüne çıkması "herkese eşit mesafede" iletişime geçmesi.

"Eşit mesafe" algısının nerede ve nasıl gösterileceğini dilim döndüğünce anlattım sanırım!

Çekirgelik

"Yaşamın tamamı görmek fiilinde yatar." (T. D. CHARDIN)

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT