1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. MC sol bloku
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

MC sol bloku

A+A-

Geçtiğimiz günlerde konuştuğum Sevgili hocamız Baskın Oran, CHP’de sola doğru bir dönüşümün ne derece de mümkün olduğunu ne de güzel özetledi:

“CHP değişmez, değişirse CHP olmaz!”

Budur.

Biliyorum, “Bir şans da verilemez mi” diye soranlar var aramızda. Sanki CHP’nin sola, hadi ondan da geçtim evrensel anlamda sosyal demokrat bir partiye evrilmesinin önündeki en büyük engel kredi konusundaki hasisliğimizmiş, Cumhuriyet’in partisinin elini tutan varmış gibi.

Şimdi de Baykal’ı, Sav’ı tasfiye edip yerine, canımız, çocuğumuz Ceylan Önkol’dan gazetedeki köşesinde “leş” diye bahsedebilen bir acayip akademisyeni ve KCK davasına Kürtleri “azınlık” bile saymayan Süheyl Batum’u ikame eden “yeni” CHP ile EDP, HAK-PAR, DSİP gibi bu ülkenin gerçek sol partilerini “tecrit” etmek için bir cephe oluşturmaya çalıştıklarını öğrendiğimiz kesimlerin ittifakına destek vermemizi istiyorlar.

Ne adına?

AKP’nin fütursuzluklarını bir nebze de olsa engelleyecek muhalefet ihtiyacını kapatması umuduyla...

Kuşkusuz böyle bir ihtiyaç elzemdir. Ama bugün ülkenin ihtiyaç duyduğu muhalefet sol bir muhalefettir. AKP’nin Kürt açılımı, AB üyeliği, Kıbrıs ve azınlık haklarının genişletilmesi yolundaki ileri adımlarında yetmez ama evet diyecek özgürlükçü sol bir muhalefet...

“Türkiye Bosna olmasın”, “Türban Çankaya’ya çıkmasın”, “AB üyeliği girişimleri askıya alınsın”, “Kapansın el kapıları, hatta çelik kapı yapılsın” türünden sloganlarla yan yana gelen partilerin, altı oku bu ceberut devlet aygıtının hâlâ temellerini oluşturduğu CHP ile kuracakları ittifak olsa olsa Milliyetçi cephe sol blokudur.

Ve bu blokun siyasal iktidara karşı değil, bizzat ülkenin son dönemde içinde bulunduğu dönüşüm süreci karşında konumlanmak üzere yola çıktığı aşikârdır.

Bu noktada, BDP’nin niçin böyle bir öneriyle ortaya çıktığı sorusu beliriyor elbette önümüzde.

Sanırım yanıt da Abdullah Öcalan’ın son dönemdeki görüşme notlarında gizli. Daha önce çeşitli vesilelerle, “AKP askerle aramızı açıyor” diyen Öcalan, son olarak da silahlı mücadelenin miadını doldurduğunu dile getiren Osman Baydemir gibi isimleri paylayarak “Devlet, Kürt sorununun çözümü noktasında AKP’den daha ileri bir konumdadır” dedi.

Yakın tarihte, PKK’nin bölgede laikliğin teminatı olduğu türünden CHP’vari söylemelerine aşina olduğumuz BDP’liler de, İmralı’nın ilerleyen günlerdeki muhtemel stratejisini açık eden bu pası alır almaz, ofsayda düşmek pahasına gol atma hevesine düştüler.

Ama çok açık söylüyorum, bölgedeki ve nihayetinde ülkedeki AKP etkisini kırmak için, demokrasi mücadelesini tali ilan edip, “Tek rakibim Türk Hava Yolları” diyen BDP’liler yine şahsi oynadılar.

Yenilen ama yıkılmayan Ergenekon’un, “10. Yıl Marşı’nı bırakalım 100. yıl marşına bakalım” diyen kimi aklıevvel neo Kemalistlerin teorisyenliğini üstlendiği cilalı Kemalizm devrine, çekirge rolünde ortak olamaya soyundular.

“Cilala parlat, cilala parlat çekirge!”

Ama ne yazık ki büyük kısmının sözcüsü oldukları Kürt halkı, Kürt demekten bile imtina eden, naif üst kimlik tanımına bile deliren bu partiyi ve onun yeni ırkçı söylemelerini çoktan farelerin kemirici eleştirisine terk etti.

İnanmıyorsanız, Diyarbakır’da herhangi bir kahveye girin ve ahaliden, her biri, benim diyen siyaset bilimciye sosyolojinin önemini dakkasına hatırlatacak CHP analizlerini bir dinleyin hele. Yetmezse de, sırtını 21. yüzyıla yüzünü ise 1900’lere çeviren kimi eski yoldaşlarına “Allah selamet versin” deyip ‘geleceğe dönüş’te rol alan Türkiye’nin özgürlükçü solcularına kulak verin.

Konu, Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu’ya yaptığı bu “arkadaşlık” teklifinin hemen ardından katıldığım TV8’deki Haberaktif’te de gündeme geldi.

Programda sözkonusu ittifakta adı geçen partilerden temsilciler vardı. Konuklar, böylesine bir yan yana gelişin amacını “AKP devletin ta kendisi olmaya başladı ve Kartaca mutlaka yıkılmalı” mantığıyla teorize edip bu pragmatist ittifakın mümkün olacağını dile getirdiler.

Doğrudur. Orada da söyledim. Hedef bunca yıldır elitlerin devlet aygıtıyla (askerî güç) esir aldığı, yeni yeni muktedirleşen halkın ve onun temsilcilerinin yeniden zapturapt altına alınmasıysa, söylemleri ve edimleriyle bu sisteme lojistik destek verdiklerini fark edemeyen kimi sol çevreler, 80 yıldır bu rejimin ideolojik aygıtı olan CHP ile pekâlâ safları sıklaştırabilirler. Medyası falan da gazını esirgemez elbette.

Ama pişirilmeye çalışılan bu popülist Et Balık Kurumu milli sol ittifakı, ülkede ne kazan kazan mantığına işlerlik kazandırıp bir demokrasi bayrak yarışını başlatabilir, ne de Kürt ve Türk halklarını bugün gelinen noktadan bir adım daha ileriye taşıyabilir.

Zira hamur da belli kekin kalıbı da işte.

Kürtlerin o güzel bir deyişi var. Kaz yumurtasından tavuk çıkmaz diyorlar ya. İşte o hesap.

Pollyannacılık oynamakta ısrar eden anaç yoldaşlara Allah zihin açıklığı versin.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT