Mavi Marmara Amerikan Rüyasını Bitirdi

08.10.2010 07:06
Mavi Marmara Amerikan Rüyasını Bitirdi
Mavi Marmara’yı Hürriyet Gemisi olarak adlandıran El-Rifai Filistin meselesinin artık gemiden önce ve sonra olmak üzere ele alındığını ve gemi yolcularının Siyonist dengeleri alt üst ettiğini söyledi.

 Lübnan'da Vakit'e konuşan Filistin İslami Cihad 2. Lideri Ebu İmad El Rifai: Vakit muhabirini Lübnan'daki ofisinde ağırlayan İslami Cihad'ın ikinci önemli ismi Ebu İmad El Rifai, Hizbullah'ın konukları olarak Lübnan'da bulunan Mavi Marmara gazilerini tebrik etti. Mavi Marmara'yı Hürriyet Gemisi olarak adlandıran El-Rifai Filistin meselesinin artık gemiden önce ve sonra olmak üzere ele alındığını ve gemi yolcularının Siyonist dengeleri alt üst ettiğini söyledi.

Mavi Marmara'nın Amerika'nın bölge üzerindeki siyasetlerini altüst ettiğini vurgulayan el Rifai, "Hürriyet gemisiyle beraber Amerikan rüyası bir kez daha iflas etmiştir. Artık Filistin meselesi gemiden önce ve sonra şeklinde değerlendiriliyor" dedi.

Şehit Dr. Fethi Şikaki'nin Filistin'de temelini attığı İslami Cihad'ın ikinci lideri Ebu İmad El Rifai, Lübnan'da Vakit'e konuştu. Hamas ve Hizbullah ile birlikte gerek Filistin'de gerekse Lübnan'da Siyonist İsrail'e karşı gösterdikleri kahramanca direnişle Filistin halkının ve İslam ümmetinin takdirini toplayan İslami Cihad hareketinin lideri Ebu İmad El Rifai, "Hürriyet gemisinden sonra Amerika ve İsrail'in bölge siyaseti altüst oldu. Gerek dünya nezdinde gerekse Arap dünyasında direnişe olan destek artarken Amerika ve İsrail'e olan öfke ve tepki de çoğaldı.

Mahmut Abbas'ın Amerika'da yaptığı sözde barış görüşmeleri de bu bağlamda İsrail'e soluk aldırıp sarsılan imajını düzeltme çabalarıdır. Ancak bu bölgedeki Amerikan rüyası bir kez daha iflas etmiştir" dedi. Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki İslami Cihad ofisinde Mavi Marmara gazileri ile Türkiye'den sivil toplum kuruluşu temsilcilerini ağırlayan El Rifai, "Hürriyet Gemisi yolcularını ağırlamaktan büyük bir şeref duyuyorum. İnşallah Hürriyet gemisi şehitlerinin o pak kanları Filistin'in kurtuluşuna ve Rafah sınır kapısının sürekli açık kalmasına vesile olur. Yine bu gemi yeni bir dönemin başlangıcına vesile oldu. Bize yeni kapılar açtı ve yeni stratejilerin belirmesini sağladı. Türkiye'nin sergilediği onurlu tavır Müslümanların kendilerine gelmesine neden oldu.

Şehadetten sonra gemi yolcuları İsrail'in gerçek yüzünü dünyaya gösterdi. Gazze ve Filistin belki siyasi ve kültürel ambargoyla sınırlandırılmış ama bütün dünya Hürriyet gemisinden sonra anladı ki bu mesele sadece Filistinlilerin meselesi değil. Artık bu mesele tamamıyla bir ümmet meselesidir" ifadelerini kullandı.

HİLAFETİN İLGASIYLA TÜRKİYE'Yİ ARAP DÜNYASINDAN KOPARMAK İSTEDİLER

Amerika ile batının bölge üzerindeki kirli oyunlarının bölgede güçlü bir Türkiye ile İran'ın oluşumunu engellemeye yönelik olduğunu vurgulayan El-Rifai, "İşgal devleti kurulmadan önce bu bölgede iki önemli kuvvet vardı. Biri Türkiye, diğeri İran. Amerika bu kuvvetlere karşı bir güç oluşturmak istedi. Ortadoğu'yu şekillendirecek ve yönlendirebilecek gücü olan bu iki ülkeyi boğmak istediler. 1979'da Amerika kendi inşa ettiği portrenin değişime uğradığını gördü. Onların hayal edemediği şeyler oldu. Osmanlı Hilafeti ilga edildikten sonra aslında Türkiyeli Müslüman kardeşlerimizi Arap dünyasından koparmak istediler. Ancak Batı şunu anlayamadı. İslam dünyasının içinde barındırdığı bir ateş vardı. Şu anda halkların bu ateşi yaktığını ve yeniden bir araya gelmeye başladığını, birbirlerini anladığını gördüler. İran devrimi, Batıyı çok korkuttu. Müslümanların tek çatı altında birleşmesini İran'la beraber boğmak istediler. Bunun için sürekli mezhep çatışmalarını körükledi. Özellikle Amerika'nın işgal politikasına Türkiye'nin hiçbir zaman destek vermemesi ümmetin asaletini yeniden göstermesine neden oldu. Amerika'nın bölgedeki bütün siyaseti güçlü bir İsrail içindi.

Ancak bugün bu siyaset çökmüştür. Bush Ortadoğu'da büyük bir proje hayal etmişti. Bu projede İsrail'e biçilen rol çok önemliydi, ancak bu Allah'ın izniyle çöktü. BOP iflas etti. Çünkü bunca baskı ve şiddete rağmen hem Filistin'deki hem de Lübnan'daki direniş çok kuvvetli bir şekilde devam ediyor. İslami direnişi bölemediler ve durduramadılar" şeklinde konuştu.

FİLİSTİN DİRENİŞİ ÜMMET DİRENİŞİDİR

Amerika'nın Ortadoğu'daki bütün İslami direnişleri tasfiye etmeye çalıştığını hatırlatan El-Rifai, 11 Eylül ile başlayan tasfiye politikasının bugün tamamen hayalden ibaret olduğunu söyledi. Bölgedeki direnişin bir ırk veya mezhep direnişi olmadığının altını çizen Rifai şunları söyledi: "Çünkü Filistin direnişi ümmetin bir parçasıdır ve ümmet adına bu direnişi gerçekleştiriyor. Biz İslam ümmeti ile Filistin direnişi arasında bir köprüyüz.

11 Eylül saldırısıyla Amerika bölgedeki bütün İslami güçleri tasfiye etmeyi ve yönetimleri değiştirmeyi arzuladı, yine böyle bir rüyanın peşinden hareket etmek istedi. Allah'ın izniyle bu da anlamsızlaştı ve direnişin karşısında tasfiye oldular. Bizi terörist göstermek istediler. Direnişin dünyadaki algılanışını değiştiremediler.

Dünya halkları Filistin direnişinin terörist bir oluşum olmadığını gördü. Bunun için Amerika siyaseti iflas etti. Amerika bunun için Gazze'ye ambargo uyguladı hatta Arap yönetimlerinin eliyle bunun şiddetini artırdılar. Bu bize şunu gösteriyor: Eğer onların Gazze ve Lübnan'a yönelik baskı ve şiddetleri artarsa yeni direnişler ve oluşumlar oluşacaktır. Onlar da bunu çok iyi gördüler."

Lübnan'daki İslami Cihad ofisinde muhabirimiz Kemal Gümüş'e konuşan İslami Cihad Hareketi'nin 2. Lideri Ebu İmad El Rifai, Türkiye'nin onurlu tavırlarıyla İslam dünyasına büyük bir ilham kaynağı olduğunu söyledi. Mavi Marmara Gazileri ile beraber Gazeteci Yazar Nurettin Şirin'i de ağırlayan El-Rifai, Mavi Marmara'nın Batı'nın bölgedeki siyasetini yerle bir ettiğini söyledi.

İsrail'e Soluk Aldırmak İstiyorlar

Son dönemde Arap dünyasının yeni silahlar almasına değinen Rifai, Siyonizmin bölgeyi yeni bir mezhep çatışması zeminine çekmeye çalıştığını söyledi. Mezhep çatışmalarına asla izin vermeyeceklerini ve fitnenin farkında olduklarını kaydeden Rifai, "Onlar bölgemizdeki mezhep farklılığını yeni çatışmaların oluşumu için bir kaynak ve fırsat olarak görüyorlar. Allah'a hamd olsun, geçmişteki tecrübemizle buna izin vermeyeceğiz. Mahmud Abbas'ın Amerika'da yaptığı son sözde barış görüşmelerinin Filistin'e hiçbir faydası yok. Bunların tek amacı İsrail'in sarsılan imajını yeniden düzeltmek ve ona bir soluk aldırmaktır. Özellikle Hürriyet gemisinden sonra dünya çapında yerle bir olan İsrail imajını düzeltmeye çalışıyorlar. Ayrıca Arap ve İslam dünyasında direnişe olan sempati ve desteğin kırılmasını da amaçlıyorlar. Ancak Amerika'nın Ortadoğu'da İsrail'i meşru gösterme çabaları neticesiz kalmıştır. Burada gerek Amerika gerekse BM'nin önünde sadece iki yol vardır. Onlar için üçüncü bir yol yok. Amerika'nın bugüne kadar uyguladığı politika iflas etmiştir. Ya bunları itiraf edip geri dönecekler ya da İsrail'e destek verecek, bunun karşılığında İran, Suriye, Lübnan ve Gazze onların karşısında direnişe devam edecek. Ancak Arap dünyasının liderleri Amerika'nın bu bölgedeki politikalarının uygulayıcılarıdır. Ancak Arap halkı ile direniş güçleri arasında bir sorun yok. Arap halkları da bizimle" şeklinde konuştu.

KEMAL GÜMÜŞ / VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim