Mavi Dizeler

18.07.2008 23:22

İbrahim Sediyani

Bir kuş gibi uçup gitti konduğu yüreğimden

yaşama sevincim

kurudu köyümün topraklarına akan ırmak

yapayalnız kaldı beyaz sayfalar

üşüdü şiirin mısraları

savruldu göğsümde yükselen dağlar

karlar düştü eteklerine düşlerin

hayâllerimi düşürdüğüm denizler

dert ortağım nehirler

ve dûâyla ellerimi kaldırdığım gökyüzü

girmiş yetim bir çocuğun gözlerine

bakıyor mavi.

 

Sessizlik sinmiş caddelerine şehirlerin

kalabalıklaşmış her geçen gün cenaze namazları

acı bir kurşun sesi duyulmuş sokaklarında Silvan’ın

genç bir kız ağlamış Siverek’te gelinlik içinde

bir hediye paketi asılı kalmış dikenlitellerde

son durağı olmuş Nusaybin

solmuş güller henüz koklamadan sevgili

hüzün girmiş gözlerine Ceylanpınar’ın

üzülmüş İdil ağlamış Adilcevaz

sevdâlarını gömmüş toprağa çilekeş anneler

her biri bir ırmak olmuş yasak şarkıları yitik ülkemin

Dicle olmuş Fırat olmuş

akıyor mavi.

 

Ateş düşmüş eteklerine dağların

yakmış bağrını Kafkasya topraklarının

karanfil açmış buğday renkli saçlarında

gülümsemiş çocukları Cevherkale’nin

dize gelmiş düşman her kuşatmada, boyun eğmiş

feryâdlar yükselmiş Maykop’ta Nalçik’te

tanık olmuş destana karlı dağlar

misafir etmiş direniş erlerini

kucak açmış sevdâsına ülkenin

titremiş soğuktan bedenleri yiğitlerin

kirpikleri buz tutmuş bir Çeçen savaşçının

karla kaplı mavzerinde

üşüyor mavi.

 

Tadı bal, kaderi kan

ikisini de hep yaşamış Balkan

utanç coğrafyası olmuş insanlığın

yok olan vicdanlar

kirletilen iffetleri hamile kadınların

kıyameti yaşamış vaktinden evvel Saraybosna

zaman durmuş karşısında jenosidin

kelebekler iz sürmüş ceset kokularının

toplu mezarlar aramış Srebrenitza’da

minik bir kelebeğin kanatlarına girmiş

kır çiçekleri görmüş mezarın üzerinde, artemis

konuyor mavi.

 

Allâh’a adanmış hayatlar

susamışlar ölümsüzlüğe inancın gölgesinde

içmişler kana kana şehâdet şerbetini Kana’da

ölüm karanlığında uyumuş Beyrut’un geceleri

cezalandırılmış ülkem teslim olmadığı için lanetlilere

Mücâdele sûresinden âyetler inmiş yeniden

Kenan topraklarına

parçalanmış minik bedenleri beşikteki bebelerin

ölümle tanışmış daha altı günlük hayatlar

güneyinde Lübnan’ın

ve henüz on aylık bir bebek

adı Abbas Muhaqqid Haşim

hareketsiz dudaklarında emzik

emiyor mavi.

 

Haydutlar sarmış dört bir yanını Bağdad’ın

ölüm kusuyor her bir sokağında Felluce

boyunlarına köpek tasması takılan çocuklar

ırzlarına geçilen kadınlar

dehşeti yaşayan bir halkın acısı

kardeş ellerin kalleş hançerinin verdiği acıyla

yarış halinde sanki vahşet görüntüleri

kirletildi Basra yıkıldı Samarra

fitne tohumları ekilmiş bereketli topraklara

kesilmiş dalları kardeşlik ağacının

yüzü tanıdık bir bombanın fitiline girmiş

Necef’te bir şiî mescidinde

patlıyor mavi.

 

Uzak diyarlara sıçramış ateşi hüznün

kaybolmuş simalar yaşlanmış yüzler

kimsesiz kalmış umut kurak topraklarda

ağıt yakmış genç kızlar Urumçi sokaklarında

unutulmuş türküler Altay steplerinde

kölesi olmuşlar ektikleri toprakların

sahipleriyken ırgatlar

yalnızlığa terkedilmiş mescidler

yasaklanmış secdeler genç alınlara

kayıp bir coğrafyaya bayrak olmuş

dalgalanıyor mavi.

 

Yaşamak için çıkmışlar yollara

kaçmışlar doğdukları topraklardan

“her yer buradan iyidir” diyerek

nereye gittiklerini kendileri de bilmeden

mülteci olmuşlar yersiz yurtsuz

düşmüşler insan tacirlerinin ellerine

bindirilmişler otuz kişi birden

küçücük bir sandala

ve öylesine salıverilmişler açık denizlere

yaşlı, genç, çocuk, kadın, erkek

sarılmışlar biribirlerine devrilmemek için

bir fırtına kopmuş yağmurlar yağmış

ters dönmüş sandal, düşmüşler suya

anne, baba, amca, teyze, evlat, torun

çırpınmışlar denizin ortasında çaresizce

boğuyor mavi.

 

Alınmış yaşama sevinci elinden

dalından koparılan bir çiçek gibi

bitirmişler hayâllerini, öldürmüşler düşlerini

gelinlik giydirmişler daha oyun çağındayken

zevcesi yapmışlar hiç tanımadığı bir adamın

sormamışlar hiç gönlün var mı diye

merak bile etmemişler kalbini

içine gömmüş acısını

yüreğine kazımış kimselerle paylaşamadığı sırlarını

beşik sallamış akranları okula giderken

anne olmuş daha on yedisine bile girmeden

nazar boncuğu takmış bebeğinin tulumuna

seviyor mavi.

 

Bilinçten yoksun ama sorumluluk yüklenmiş

geçim derdine düşmüş garibim

silâhını takmış beline

ölüm korkusuyla yaşamış günün her saati

tek derdi ekmeğini kazanmakmış

rızkını temin etmekmiş

her an yetim kalabilecek olan yavrusunun

ailesini bile alamamış yanına bu hayat pahalılığında

bahçesinde bayraklar asılı bir binanın önünde

sebebini kendisi de bilmeden nöbet tutarken

kandırılmış bir gencin silâhından çıkan kurşunla

serilmiş yere bedeni nöbet tuttuğu yerde

bir polis memurunun üniformasında

kanıyor mavi.

 

Bin bir umut yüklenerek sırtına

gönderilmiş büyük şehre okumaya

evin okuyan çocuğuymuş o

bu yüzden en önemli kişisiymiş

“kızım, tek umudumsun” demiş fakir babası

gururla uğurlarken üniversiteye

kovulmuş kapısından eşiğine vardığı üniversitenin

hain denmiş kendisine, tehlike denmiş

düğümlenmiş hıçkırıklar boğazında

düğümlenmiş örtüsüyle birlikte

fakir babasını düşünmüş

gün yüzü görmeyen annesini

zarif parmakları havalanmış titreye titreye

başlamış çıkarmaya tek tek

örtüsüne iliştirdiği topluiğneleri

yağmur taneleri düşmüş açılan saçlarına

ıslanmış ipek saçları

hüzne boğulmuş tanıklık eden gökyüzü

ağlıyor mavi.

 

Zûlüm kaplamış her bir yanını yeryüzünün

çiğnenmiş ayak altında insanlık onuru

hançerlenmiş adalet, kirlenmiş haysiyetler

ordular işgale çıkmış

yasaklanmış diller, zincirlenmiş bilekler

düşman etmiş biribirlerine Adem’in çocuklarını

kavmiyetçilik belası ve egemenlik hırsı

sinmiş özgürlük sevdâsı dizelerine şiirlerin

yüreğine işlemiş bu kavga şâirin

doğunun ve batının mahzun coğrafyalarını

yitik ülkelerin topraklarını besleyen ırmaklar

sevgiliye kavuşurcasına akan nehirler

mürekkep olmuş kaleminde Sediyani’nin

yazıyor mavi.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

  • Yorumlar 27
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim