1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Mankurtlar: Hakaret, Katliam ve Genelleme Özgürlüğünün Savunucuları
Mankurtlar: Hakaret, Katliam ve Genelleme Özgürlüğünün Savunucuları

Mankurtlar: Hakaret, Katliam ve Genelleme Özgürlüğünün Savunucuları

Batılı değerler ve onlardan sadır olan ikiyüzlülüklerin faal eylemlerinin aklayıcıları mankurtlara varoluşunun amacını kavratabilmek, Batı’nın sarsılıp kendine gelebilmesini sağlamaktan daha güç.

A+A-

BAHADIR KURBANOĞLU / HAKSÖZ-HABER

Şımarık, gaddar ve kendi dışındakileri gayrı adil yöntem ve değerlerle ötekileştirmekte hiçbir beis görmeyen Modern Batı’nın iki yüz yıla yakındır saldırısı ve tahakkümü altındayız. On yıllarca medeniyet ve barbarlık arasındaki farkların belletilmeye çalışıldığı nutukları kurşunlar ve bombalar eşliğinde yeterince tecrübe etmiş halklar olarak bugün yaşadıklarımıza şaşırmak ne mümkün.

Öyle bir etki ki bu; her ağzını açtığında anti-emperyalizmden bahseden, Batı düşmanlığında herkesle yarışmaya aday seküler muhaliflerimizin bizatihi köleleşmiş zihin yapıları nasıl bir girdabın içine itildiğimizi göstermesi açısından manidar. Sövüle sayıla kendisinden bahsedilen aynı Batı’nın, ikiyüzlüce savunduğu da her defasında yinelenen değerlerine iman konusundaki bu iştah, sadece Stockholm sendrolleriyle falan açıklanamaz.

Vahşi, emperyalist, kapitalist… Ne kadar insanlığa düşmanlık adına sövgü cümlesi ardı ardına sıralansa da onun dünyaya yaydığı hegemonik dili sahiplenmede ve aynı dille muarızlarına hücum etmede serdedilen gayretkeşliğe bir açıklama getirebilmek oldukça güç.

Tıpkı Batı’nın II. Dünya Savaşından sonra fiili olarak İslam dünyasına savaş açtığı son 25 yıllık zaman dilimi ayan beyan ortadayken dahi, buna tek kelimelik de olsa işaret etmeden, katledilen milyonları, işgaller gerçeğini adeta yaşanmamış varsayarak, bir Batılı gibi üzülüp; bir Batılı gibi kaygılanıp; bir Batılı gibi hatta daha öfkeli bir retorikle Müslümanları sığaya çekme çabasını ne kadar tahlile gayret gösterseniz de nafile. Üstelik bütün bunların evrensel bir vicdan, hümanizma, insan hakları, ifade özgürlüğü adına gerçekleştirildiğini savunmak; üst perdeden kendi insanlarını “yeryüzünün lanetlileri” sınıfından dahi kovmak istercesine “canilik”, “terör”, “insan dışılık” kombinasyonu içine sokabilmekteki maharet hayret edilesi.

Sadece ideolojik yenilgilerle, kendi dünyasını inşa edememekle ve buna yönelik suçlular ihdas etme çabasıyla açıklanabilir mi bu durum? Sanmıyorum. Bu öylesi bir öfke ki, buralarda doğduğuna bin pişman adeta! Bu öyle bir aşağılık kompleksi ki, asırlar önceki nesilleri bile suçlular potasına atıp, insanlık tarihine bile inşa etmiş olduğu medeniyetlerden ötürü nefretle bakan bir muhayyile ve zihne sahip. Hem utanıyor, hem öfkeleniyor, hem suçluluk hissediyor, hem aidiyet sorunu yaşıyor, hem buralı olmak istiyor, hem buraların değerlerinden nefret ediyor, hem de azınlıkta olmanın layuselliğiyle, tada tada, sorumsuzluklar içinde kendisine inşa ettiği yaşam alanlarında efendilerinin değerlerinin bir gün her yeri kaplayacağı, tüm benlikleri saracağı hayaliyle avunuyor. Avunmakla kalsa iyi, bu hayal, bu rüya (kabus mu demeliydim) her seferinde bir ileri karakol amiri, bir ileri entelektüel yetkili(!), bir vicdan hakimi hükmünde yaşadığı topluma ve o toplumun kabulleri, kültürü ve değerleri, alışkanlıkları, duyarlılıklarının ramına hareket etmeyi bir hak telakki ediyor. Olimpos dağından kendisine uzatılmış olan ateşi, kendi coğrafyalarını yaka yaka dolaşıma sokup ne adına olduğu bilinmeyen bir “kurtuluş” umuduyla arzı endam ediyor.

Hep hazır ve nazır. Yeter ki her ağzını açtığında ikiyüzlü, alçak, emperyalist, kapitalist, vahşi addettiği efendilerinin kendi dünyaları adına yaktıkları bu ateşten ona da bir pay ayırsınlar. Onu bu düşüncelerinden ötürü ikinci sınıf da olsa “insan” yerine koysunlar. Her “çözüm” dediklerinde, çözümün adresinin asla bu topraklarda olmadığına, küfrettikleri efendilerinin çizdikleri sınırların en makbul, en beğenilesi, en sorgulanmaz olduklarına iman ettiklerinden; evine, eşine, komşusuna, kadınlarına, erkeklerine, yaşlılarına, efendilerinin değerlerini yakalamakta kusur gösteren, hatta o değerlere düşmanlık eden kim varsa adeta kendi varoluşuna tehdit gibi algılamakta.

Batılı değerler ve onlardan sadır olan ikiyüzlülüklerin faal eylemlerinin aklayıcıları bu mankurtlara varoluşunun amacını kavratabilmek, Batı’nın sarsılıp kendine gelebilmesini sağlamaktan daha güç. Çünkü ikincisi olmadan, ilki hep varolacak.          

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum