1. YAZARLAR

  2. Ayşe Böhürler

  3. Mahmud Ahmedinejad ile kahvaltı
Ayşe Böhürler

Ayşe Böhürler

Yazarın Tüm Yazıları >

Mahmud Ahmedinejad ile kahvaltı

A+A-

Karizması gülüşünden, halktan herhangi birisi gibi görünmeyi tercih etmesinden geliyor diye düşündüm dün İran Cumhurbaşkanı ile Çırağan Sarayı'nda bir grup gazeteciyle birlikte yaptığımız kahvaltılı sohbette.

Salona geldiğinde güler yüzle herkes gözleri ile selamladı. Kimse ile el sıkışmadı. Kıyafeti de söylemi gibi dünyanın hakim değerlerine karşı çıkışını yansıtıyordu. Tüm dünya liderlerinin aynı markaları giydiği bir yüzyılda, takım elbise yerine son derece sade spor mont giymeyi tercih etmişti. Konuşmasını onun İranlı olduğunu unutarak dinlediğinizde anti emperyalist bir sol lideri dinlediğinizi düşünebilirdiniz. Mütevazilik, devlet ve millet vurgusu yerine güçlü bir halk vurgusu, hakim emperyalist güçlerin kaybedeceğine ilişkin bir özgüven tüm konuşmasında hissedildi.

Kahvaltı boyunca (benim sorum hariç) gülümsemeyi, espri yapmayı hiç ihmal etmedi. Hatta Taraf gazetesi yazarı Yasemin Çongar'a taraf mı ve taraf-sız mı diyerek takıldı.

Dünyaya kafa tutan bir lideri yakından görmekten daha çok mütevazılıği etkileyici idi.

Sorulara verdiği cevaplarda vurguyu sıkça Türkiye ile İran'ın doğal ve tarihi birlikteliğine ve aynı uygarlık havzasında oluşuna yaptı.

En heyecanlı açıklamaları ise Amerika ve Siyonizm söz konusu olduğunda geldi. "Amerika'nın her tür halkın ilerlemesine karşı olduğunu İran ile ilişkisini bir haysiyet meselesi yaptığını "söyledi. " Amerika, İran-Irak-Türkiye birlikteliğine karşı çıkıyor ama bizim için önemli olan Amerika'nın ne istediği değil kendi halkımızın istedikleridir. Türkiye ile İran ortak hareket etseler bölgede büyük güce sahip olacaklardır" . "Birliktelikten doğan güç", "farklı kabiliyetlerin birleşmesi" gibi kavramları sık sık kullandı. Türkiye ile İran'ın işbirliği yapabileceği yeni alanlardan, alternatif kurumlardan, ilerlemenin kalıcı etki bırakmasından söz etti. Türkiye- İran arasındaki yakın işbirliğinin onları başka güçlere bağımlı olmaktan kurtaracağını söyledi.

Nükleer tehdit oluşturma ile ilgili suçlamaları kabul etmedi. " Amerika BM Güvenlik Konseyi'ni kendi yanına çekerek bir lobi oluşturuyor. Onlar bombadan korkmuyorlar. İşgalci bir gücün bombasına tepki duymuyorlar, bunu bizimle karşılaşmak için bir bahane olarak öne sürüyorlar. İstedikleri bizim istiklalimizi elimizden alıp irademize engel olmaktır. İran'a nükleer konusunda yasal hak verilmesinden çekiniyorlar çünkü bu hakkın yarın Türkiye Suudi Arabistan gibi ülkeler tarafından da talep edilmesini istemiyorlar".

Amerika'nın güçsüzleştiği yorumlarını da, ekonomik zayıflama, Gürcistan'da ki olayları örnek göstererek anlattı. Amerika'nın İran ile diyaloga geçmeden ve müzakere etmeden bölgedeki sorunların çözülmeyeceğini söyledi. " İran bugün kendi yapımı uydusunu uzaya göndermeye hazırlanıyor oysa 50 sene Amerika İran'ı desteklemişti, o dönemlerde araba bile yapamıyorduk bugün ise nano ve uzay teknolojisine sahibiz. Amerika'ya teşekkür ediyoruz bize ambargo uyguladığı için".

Kendisine yöneltilen bir soruya cevap verirken "İsrail Devleti" yerine "siyonist rejim" demeyi tercih etti. "Sorunun çözümü için öncelikle bölgede siyonist rejimin varoluşunun sorgulanması ve özgür bir halk referandumunun yapılması gerekir" Ahmedinejad'ın Ortadoğu barışı için görüşlerini özetleyen cümle oldu.

Yahudilere karşı olmadığı ülkesinde 5000 yahudinin yaşadığını, temsilcilerinin İran Meclisi'nde olduğunu söyleyerek siyonist rejimi Yahudilerden ayrı tuttuğunu belirtti. "Gözleri sararmış birisine göz ameliyatı yapmak meseleyi çözmüyor, soruna bakmak lazım" örneği üzerinden Ortadoğu meselesine bakışını anlattı.

Bu kadar çok istiklalden ve halklardan söz eden bir cumhurbaşkanı olarak ülkesindeki bireysel özgürlükler konusunda özelikle de kadın kıyafeti konusundaki tutumu üzerine yönelttiğim sorumu "İran'da her türlü fikri özgürlüğün mevcut olduğunu" söyleyerek cevapladı. Parlamento'daki çeşitliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 8 adayın olmasını örnek gösterdi. Kadın ve aile konusundaki kısıtlamaların trafik kuralları gibi toplumu ifrat ve tefritten korumak için gerektiğini söyledi. O da yasalardan söz etti.

Yasalar Türkiye'de olduğu gibi İran'da da kadın kıyafetini sınırlandırmak söz konusu olduğunda en iyi bahaneyi üretiyor anlaşılan.

İran cumhurbaşkanı toplantıdan halkları seven bir lider olarak İstanbul'luları mağdur ettiği için çok üzüldüğünü söyleyerek ayrıldı.

ERKEK SİYASETİ

Erkeklerin siyaset yapma usulleri konusunda yazdığım zaman sanki popülist bir söylemi tekrar ediyormuş ve durumu abartıyormuşum izlenimine kapılırım. Ancak en son Ak Parti yöneticilerinden arkadaşım Edibe Sözen olayında bir kez daha haklı olduğumu düşündüm. Siyaset hayatında herkes hata yapabilir, parti bilgisi olmadan bir taslak hazırlamak ve bunun hazırlık aşamalarında basın ile paylaşmak elbette ciddi bir siyasi hatadır. Ama sonuçta yapılan, iyi niyetli bir girişimdir. Bulunduğumuz siyasi ortam taslağın mahiyeti itibarı ile yanlış anlaşılmalara sebep olabilir vs. bütün bunların hepsine katılıyorum. Hatta ben gençlerin korunması sözüne de sıcak bakan birisi değilim. Korunmaya ihtiyaçları varsa niye siyasete teşvik ediyoruz diye düşünürüm. Ama hepimiz insanız, insanî de siyasî de hata yapabiliriz. Üstelik ortadaki sadece bir taslak önerisi konusunda çalışma isteğinin beyanıdır. Bu meselede öncelikle erkeklerden duyduğum "Edibe Hanım yanlış yaptı." ile başlayan cümlelere tepki duyuyorum. Bir kadın siyasetçinin de (sık sık hata yapan ) erkekler gibi siyaseten yanlış sonuçlar içerebilecek açıklamalar yapması söz konusu olabilir ve hatta normaldir. Ancak aynı platformdaki erkekler bunu yaptığında gösterilen dayanışma ve hoşgörüden yoksun bırakılmıştır. Gördüğüm kadarı ile erkek siyasetçiler kadın siyasetçilerin hatalarını konuşmaktan çok mutlu oluyorlar.

Kadınlar ise hala siyasette saygıyı önemsiyorlar.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum