1. YAZARLAR

  2. Avni Özgürel

  3. Mahkeme Cumhuriyet konseyi mi?
Avni Özgürel

Avni Özgürel

Yazarın Tüm Yazıları >

Mahkeme Cumhuriyet konseyi mi?

A+A-

Anayasa Mahkemesi’nin türban meselesiyle ilgili verdiği kararın gerekçesi Türkiye’de hak, adalet, demokrasi gibi genel kavramlardan geçtik, mer’i hukukun dahi belli bir zihniyetin süzgecine tabi olduğunu düşündürüyor.

Bu kafadaki mahkemenin yetkilerini yeniden düzenlemek, kısıtlamak fayda eder mi bilmem... Varsayın ki bu istikamette bir değişiklik yaptınız, onu iptal edebilir; anayasayı yeniden yapsanız kulpunu bulur kendini yeniden inşa edecek içtihadı üretir.
Anayasa Mahkemesi 27 Mayıs ihtilalinin eseri bir kurum... Esas kuruluş sebebi de malum; adalet tesis etmek, çağdaş hukuk anlayışını tesis etmek falan değil, siyaseti kontrol etmek... Bugüne kadar farklı bir işlevi oldu mu; yani hukuk tarihimizde köşe taşı olacak bir karar üretti mi? El’hak hayır!

Aslında rahmetli Recep Peker’in 3. adamlık günlerinde şekillendirip kendisini ‘cizvit rahibi iradesine sahip cumhuriyet havarisi’ olarak gördüğü günlerden kalma projedir Anayasa Mahkemesi... 1930’dan sonra Cumhuriyet Halk Fırkası’nın fiiliyatta en yetkili karar organı olan Genel Başkanlık Kurulu’nda altı sene Atatürk ve İsmet İnönü’nün yanında üçüncü adam olarak bulunan, genel sekreter olması hasebiyle ve tüzük gereği umumi reis mevkiindeki Atatürk adına konuşma yetkisine sahip kişiydi Recep Peker.. Partinin 1931 ve 1935 program taslaklarını o hazırlamış; gerekli gördüğü noktalarda açıklamaları o yapmıştı. 1935 kongresinde “Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletidir!..” diyen kişidir Peker.

Tabloyu genç kuşaklar için biraz daha netleştireyim.

Peker’in yakın arkadaşı ve İstiklal Mahkemeleri’nin ‘Üç Ali’sinden biri olan Necip Ali’nin ‘Atatürk cenneti’nde ‘milli tapınağın kutsal mihrapları’ olmak üzere kurduğu Halkevleri’nde halkın damarlarında dolaşan ‘kirli kan’ı -kastedilenin din olduğunu söylemeye gerek yok sanırım- temizlemeye çalıştığı; gerçek kutsalın din değil cumhuriyet inkilabı olduğuna, Büyük Nutuk’un Türk’ün yeni mukaddes kitabı olduğu söyleminin revaçta olduğu dönemdir.

Hayalindeki denetleyici mekanizmanın adına Anayasa Mahkemesi demiyor Cumhuriyet Konseyi diyordu Peker. İtalya’da gördüğü Faşit Konsey’den mülhem. Atatürk’ün rahatsızlığının ölümcül olduğunun anlaşıldığı ve nispeten geriye çekildiği, başbakan olarak İsmet İnönü’nün, CHP Genel Sekreteri olarak Recep Peker’in ipleri ellerine geçirdikleri dar zamanda gündeme getirmişti öneriyi. Gerek onun gerekse İnönü’nün zihninde ‘Atatürk sonrası’ döneme ilişkin kaygılar vardı muhtemelen.

Avrupa siyasi sistemlerini incelemek için çıktığı gezi sırasında İtalya’ya uğrayan ve Mussolini’nin yasladığı modeli pek beğenen Recep Peker, dönüşünde bunu raporlaştırıp projelendirdikten sonra teklif halinde başbakan İsmet İnönü’ye sunmuş o da uygun bulup imzaladıktan sonra nihai karar mercii olan Atatürk’e götürmüştü.

Rahatsızlığı dolayısıyla dikkatli incelemeden imzalar diye mi düşünüyorlardı, bilinmez. Ama sonuç bekledikleri gibi olmadı. Atatürk teklif edilen modeli okuduktan sonra öfke kusmaya başladı: “İnanılmaz şey. Ben memleketi hâlâ bir tek parti ile idare etmekte olduğum için utanıyorum. Ama bazı arkadaşlarımız bu hali devamlı kılmak istiyorlar.”

Atatürk’ü öfkelendiren madde metnin son paragrafında yer alıyordu. Büyük Millet Meclisi’nin üstünde görev yapacak bir yüksek konsey teşkili ve bunun Meclis kararını gözden geçirip onaylama ya da reddetme yetkisiyle donatılması.

Raporun altında İnönü’nün onayının bulunmasına şaşırmıştı esas Atatürk. Çevresindekilere Paşa’nın belgeyi okumadan imzalamış olabileceğini söylüyordu. Ama onu dinleyenlerin hepsi, Recep Peker’i partinin yeni tüzük hazırlığı için Avrupa’ya İnönü’nün gönderdiğini ve Paşa’nın okumadan belge imzalayacak mizaçta biri olmadığını biliyordu.

Atatürk’ün özel kalem müdürü Hasan Rıza Soyak anılarında bu olayı naklederken Gazi’nin kendi kendine ‘Zorbalar...’ diye mırıldandığını söyler.

Altı ay sora Recep Peker’i bir yıl sonra da İsmet İnönü’yü görevden aldı Atatürk..

Gün oldu, devran döndü ‘Cumhuriyet Konseyi’ fikri 27 Mayıs sonrası hatırlandı. Müessir ihtilaldi, eser ise malum. Konsey denmedi de mahkeme dendi adına. Tıpkı darbeyle devirdikleri iktidarı mer’i anayasada olmayan suçla yargılayan heyete Yüksek Adalet Divanı dendiği gibi.

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT