1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Madımak ve Saraçoğlu’nda yaşananlar aynı değil mi?
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Madımak ve Saraçoğlu’nda yaşananlar aynı değil mi?

A+A-

Alın size, bir toplumsal olay daha..

 “Futbol”da şampiyonun belirlendiği maçın hemen akabinde çıkan olaylarda 30’a yakın polis yaralanmış, onlarca iş yeri zarar görmüş, birçok polis aracı kullanılamaz hale gelmiş...

Tek sevindirici durum, ölümcül bir olayın yaşanmamış olması..

Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda sahaya inme ile başlayan protestolar, sonrasında dağılan seyircilerin yollarda sergilediği taşkınlıkları seyrederken, 1993’te Madımak Oteli önündeki olayları hatırladım..

Her ikisi de, kendiliğinden gelişen, toplumsal olaylardı..

Birisi iyi yönetilemedi. 37 insan öldü..

Diğeri iyi yönetildi.. Sadece yaralanma ve mal kaybı ile aşıldı..

Oysa Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın yakınlarında da, aynen Madımak Oteli önünde olduğu gibi, bir aracın tersyüz edilmesi vakası vardı.

Bir de değil, iki araç birden. Sivil de değil, polis araçları. Hatta araç devirme işlemi, benzin istasyonu yakınında gerçekleştiriliyor.

Ve şükürler olsun ki, istenmeyen hadiseler, araçların devrilmesinden sonraki aşamalara geçmeden sonlanıyor..

Buyrun, iki olayı karşılaştıralım..

Sivas’ta, hergün kendi işi gücünde olan insanlar, her hafta gittikleri Cuma namazına gidiyorlar. Sonrasında kendilerini olaylar zinciri içinde buluyorlar..

Önceki akşam, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda olduğu gibi. İş-güç sahibi insanlar, her hafta olduğu gibi bu hafta da takımlarını desteklemek için, maça gitmişler..

Ama o maç sonrasında yaşananlarla, kendilerini hiç de istemedikleri olaylar zinciri içinde bulmuşlar..

Sivas’ta da insanlar bir şeyleri protesto ediyorlardı..

Kadıköy’de de protestolar vardı.

Her ikisinde de protestolar vardı ama.. İkisinde de kimsenin niyeti, insan öldürmek değildi, insan yaralamak değildi..

Allah korusun, küçücük bir şanssızlık, önceki akşam Kadıköy’de devrilen polis araçlarını, büyük bir benzin istasyonu yangınına döndürüverirdi.

Ama Kadıköy’deki taraftarların niyetinin kimseyi öldürmek olmadığı gibi, kimseyi yaralamak olmadığı gibi; Sivas’taki insanların da istedikleri, aslında kimseyi öldürmek değildi..

Ama dedik ya..

Toplumsal olaylar bunlar..

İyi yönetilmesi gerekir.

Taraftar sahaya mı indi?.. Hedef olabilecek rakip takım futbolcularını hemen soyunma odasına götüreceksin..

Yok öyle dayılanmak..

Yok öyle Madımak’taki gibi, eline sopa alıp, “Otelin içine girsinler de, gösterelim dünyanın kaç bucak olduğunu” meydan okumaları..

Ne oldu sonra, Saraçoğlu Stadı’nda?

Saatlerce süren pazarlıklar..

“Kupayı sonra verelim..”

Niye?

“Protestolar var, istenmeyen hadiseler olabilir..”

Aynı şeyi, Madımak’a uygulayalım..

Dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu, benzer bir sakinleştirme girişimi sebebi ile, bugün dahi hedef tahtasına oturtuluyor. Ne imiş, Temel bey demiş ki “Etkinlikler iptal oldu. Haydi dağılın.”

Bu açıklama, “protestoculara prim vermek” imiş!

İşte yaşadık, Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda, aynı pazarlıklar yapıldı.

Saatler sonra, Başbakan’ın talimatı ile, o da kamera ışıkları altında kupa verilebildi.
Ama dikkat edin, kupayı veren Federasyon Başkanı’nın, şöyle güleç bir pozunu kimse yakalayabilmiş değil.

Hani tam kupa verilirken, flaşlar patlar ya..

Yok öyle bir enstantane..

Çünkü protestolar sürüyor.. Her an, dağılan taraftarların tekrar toplanıp stadı basmasından korkuluyor.

Aslında, stadda o sırada, ışıklar da yok..

Tüm stad ışıkları kesilmiş.

Kimse protestocuların inadına inadına gidip, “Bu kupa bugün, hemen şimdi, ışıklar açık olarak, herkesin huzurunda verilecek” demiyor..

İşi yatıştırmak için herkes çaba sarfediyor..

Madımak’taki gibi protestoculara meydan okumalar yok..

Göstericilerin inadına inadına açıklamalar yapan yok..

Ve böyle bir olgunluk sonucunda, Şükrü Saraçoğlu’nda, ölümsüz bir protesto ile konu kapanıyor..

İsterim ki, devlet Madımak’a da aynı gözle baksın.

Sivas Davası’nda verilen kararlar, akl-ı selimle bir daha gözden geçirilsin..

Sıradan bir protestonun, istenmeyen hadiselere sebebiyet verdiği kabul edilsin..

Sivas’ta yaşananlar, bir ibretlik olay olarak hafızalara nakşedilsin. Ders alınsın..

Ama Sivas mağdurlarının çilesine de, artık son verilsin..

 YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT