"Maden Sahibinin Kim Olduğunu Soran Olmadı!"

16.05.2014 00:12
"Maden Sahibinin Kim Olduğunu Soran Olmadı!"
Soma faciasından birinci dereceden sorumlu olan işletme sahibinin neden akıllara getirilmediği soruldu. Bazı medya kuruluşlarının işletme sahibini "mağdur" olarak haber yapmaları eleştirildi.
Mustafa Karaalioğlu ve İbrahim Kiras, ‘Yeni Türkiye’ programında Soma faciası konuşuldu. Programda işletme sahibinin neden korunduğuna cevap arandı.
 
SENDİKALAR BİRİNCİ DERECEDEN ÖNEMLİ
 
İbrahim Kiras, devletin çıkardığı yönetmelikler ile uygulamaların geniş bir alana yayılması gerektiğini ifade etti. Kiras, sendikaların da birinci dereceden sorumlu olduğunu şu sözlerle ifade etti:
 
"Yönetmelikler, tüzükler çıkarsanız da onun uygulanması geniş bir alana yayılan bir zeminde söz konusu olabiliyor. Onun için de denetim yapandan tut, işletmeyi idare eden insanlara kadar bir çok farklı katman, sendika da bunun içinde, hatta sendikayı birinci derecede ilgilendiren bir şey. Kendi işçilerinin can güvenliğiyle ilgili herhangi bir sorunun, herhangi bir riskin olması sendikayı da birinci dereceden ilgilendirir."
 
KİMSE MADEN SAHİBİNİ AKLINA GETİRMİYOR
 
"Herhalde işletme sahibinin, o işletmeyi idare eden insanların da bundan birinci derecen sorumlu sayılmaları lazım. Fakat, 3 gündür sanki himaye ediliyormuş gibi, kimsenin aklına getirmediği işletmeci profili var. Bu biraz tuhaf. Gazetelerde, televizyonlarda herhangi bir yasaların suç saydığı yayın yapıldığı zaman gazetenin sahibi de mahkeme kapılarına gidip ifade vermek, hesabını vermek durumunda fakat madenin sahibi ile ilgili bir eleştiri yok. O denetimi gerçekleştirenlerle ilgili pek bir şey aklımıza gelmiyor." 
 
HİÇBİR GAZETE BUNLARI SORGULAMADI!
 
Mustafa Karaalioğlu, hiçbir gazetenin sorgulamadığı şeylere dikkat çekti. Soma Madenciğin patronu Alp Gürkan’ın medya ile ilişkili olduğunu, ve verdiği mülakatların hiçbir şekilde sorgulanmadığını aktardı:
 
"İlk gün akıllara gelmesi gereken bir soru vardı; kim bunun sahibi? Şimdi Alp Gürkan Soma Madenciliğin patronu. TÜSİAD üyesi bir kişi, medyayla da ilişkili birisi. Aslında çok dramatik bir şekilde medya da sorumlu. Bu zatın çeşitli mülakatları var. Bu mülakatlarda ne kadar başarılı işletmecilik yaptığı, ne kadar güvenli yaptığını söylemiş. Bu madenlerde güvenlikli odalar, 20 gün oksijen ve yemek ihtiyacı tedarik odalarda bir kriz anında, bir kaza anında 500 işçinin kendini koruyabileceği yaptığını iddia etmişti. Bunlar gazetelerde yer aldı. Hiçbir gazeteci de bunları sorgulamadı tabi. Çok önemli bir şey söyledi aslında adam. Var mı yok mu bunları gidip görelim. Ya da bir iş güvenliği uzmanı “bir dakika bu adam yalan söylüyor” demedi. O kadar gelişi güzel ki o zihniyet problemi, iş güveliği problemimizin bazen ne kadar slogan, bazen ne kadar hamasetten olduğunu bu vaka yüzümüze çarptı."
 
İŞLETME SAHİBİ “MAĞDUR OLDU” DİYE HABERLER YAPILDI
 
İbrahim Kiras, medyanın bugün takındığı tavrı eleştirdi. Veli Göçer’e yapılan muamelenin yüzde 1’inin bile yapılmaması bir yana, işletme sahibinin “mağdur oldu” gibi haberler yapıldığını söyledi. Kiras, şöyle devam etti:
 
"Şimdi bir mülakat vermiş, mülakatta diyor ki; “yaşam odaları yaptım, 500 kişi burada 15-20 gün kalabilecek falan.” Hangimiz gidip de bu adam doğru mu söylüyor diye denetlemeye gider. Ama medyanın bugün takındığı tavır, onun sorgulanması lazım tabi. Veli Göçer’e yaptığı muamelenin yüzde 1’ini yapmıyorsun, hatta kurban oldu, mağdur oldu falan filan diyorsun böyle bir aşamada. Orada asıl sorun."
 
OCAĞIN SAHİBİNİN MÜLAKATTA VERDİĞİ AÇIKLAMALARIN DOĞRULUĞU SORGULANMADI
 
Mustafa Karaalioğlu, Alp Gürkan’ın verdiği mülakatta iş güvenliği konusunda iddia ettiği şeylerin olmadığı, ihmaller zincirini şöyle açıkladı:
 
- "Trafo problemi var. Yanlış trafo kullanıldığı iddia ediliyor. Bunun beraberinde yine madendeki vardiya sisteminin daha kısa vardiyalarla yapılması gerektiği, bu yapılmıyor.
 
Buradan tartışmanın zamanı geldi artık diyen Karaalioğlu sözlerine şöyle devam etti:
 
- “Galerin yanında yaşam odalarının bulunması.” Alp Gürkan mülakatında diyor ki; ben bu madeni böyle yaptım.” Bu olsaydı hiç kimse ölmeyecekti. Ama bu dediği yok.
 
En çok merak ettiğimiz soru; bu eksiklikler kadar nasıl oldu da maden sahibi böyle bir imtiyaza sahip. Nasıl oldu da hiç kimse üzerine gitmiyor. Kimse yargısız infaz yapmasın, kimse önceden kimseyi dairenin içine alıp hedef göstermesin ama akla ilk gelecek kişi muhakkaktır işletme. Bu neden yapılmıyor, merak konusu.
 
MADEN SAHİBİNİN KİM OLDUĞUNU SORAN OLMADI
 
Şimdi bu soruyu sormanın zamanı değil ama sadece bir kenara not olsun diye söylüyorum:
 
Maden sahibinin kimliği, kişiliği, adı soyadı, bağlı olduğu dernek başka bir şey olsaydı bugün ne olurdu bunu da sorup kapatalım.
 
Bu tabloda ilginç olan şey de bu; ne iktidar, ne de muhalefet maden sahibini eleştiriyor, bu da çok ilginç.
Bu benzersiz trajedinin bir başka örneği de işletme sahibinin bu imtiyazlı durumu oldu."
 
BAYKAL, BU ACI ÜZERİDEN SİYASET YAPMANIN DOĞRU OLMADIĞINI AÇIKLADI
 
Murat Çiçek, Soma’dan katıldığı programa izlenimlerini, gördüklerini anlattı. Çiçek, Deniz Baykal’ın bir siyasetçiye yakışır bir açıklama yaptığını söyledi. Çiçek, şunları söyledi:
 
"Bugün Deniz Baykal’ı gördüm. Bakan Taner Yıldız’la görüştüler ve çıkıştı bir açıklama yaptı. Siyaset adamına yakışan bir açıklamaydı, bunun altını çok rahatlıkla çizebilirim. Deniz Baykal; “burada bir acı var ve bu acı üzerinden siyaset yapmak doğru bir şey değil. Hiç kimseye yakışmaz” diye basın toplantısında gazetecilere ifade etti. Şunu da ifade etti; burada yaşanan olayların üzerini örtmek, herhangi bir araştırma yapmamak, bunu burada bırakmak da doğru bir şey değil” dedi. Devlet Bahçeli’nin de tutumu hakeza böyle. CHP’nin de bu şekilde."
 
DAHA ÜSTÜ BİLE KİRLENMEYEN BİR GAZETECİ SOMA'YA GELİR GELMEZ…
 
Murat Çiçek, bazı gazetecilerin bazı haberleri olay yerinden nasıl deforme ettiklerini anlattı. Çiçek, Soma’da olanlar hakkında verdiği bilgiler şöyle oldu:
 
"Bugün, öğlen vakti gelen daha üstü bile kirlenmeyen bir gazeteci, ama her şeye hakim bir vaziyette ve kendisi gibi yeni gelen gazetecilere şu cümleyi kuruyor; “burada imamlar var ve aile yakınlarını tek tek dolaşıyor. Feryat edenlere diyor ki; evladınız şehit oldu, böyle feryat etmeyin, kimseyi suçlamayın, susun ve acınızı çekin ki şehit olan evladınızın sevabından siz de faydalanasınız. Ama böyle yüksek sesle feryat ederseniz, eleştirirseniz bu şehit sevabından faydalanamazsınız.”
 
El insaf demekten başka bir şey gelmiyor. İki gündür buradayız, bahsetmiş olduğu, bırakın bir örneğe, yakınından dahi geçebilecek olmadı burada. Dolayısıyla hedef belli, bunu çok açıkça söyleyebiliyorum. O hedefin şaşmaması için de kanımca şirket sahibinin adını bir şekilde perdelemeye çalışıyorlar. Bunlar küçük örnekler."
 


  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim