Maarif’in hali ve SINIF 2010

08.12.2010 14:32

Sezai Arıcıoğlu

Sistemi kuranlar tarafından önemi çok önceleri keşfedilen “irfan ordusunun” sistemin işleyişindeki konum ve durumunu az çok biliyoruz.

”Tevhidi tedrisat”, “Harf devrimi”, “ Köy Enstitüleri” ve “ İlk öğretmen okulları” darbe ve dayatmaları ile günümüze kadar gelindi. M.Kemal’e atfedilen bu söz “İki orduya ihtiyacımız vardır. Biri, vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri ulusun geleceğini yoğuran irfan ordusu” herhalde emir telakkisi ile dinlenmiş (veya öyle söylenmiş de olabilir) olmalı ki eğitim sistemi hemen hemen tüm akademisyenler ve bilim adamları tarafından çökmüş olduğu kabul edildiği halde hala ilköğretim okullarında her sabah andımız okutturuluyor hala farklı kimlikler (özellikle İslam ve Kürt) yok sayılıyor.

Peki bu iş nereye gidiyor.”İrfan ordusuna” ne oldu da hezimete uğradı.

Sekizi İstanbullu ikisi Diyarbakırlı ikisi Sivaslı birer tanesi de Siirtli Ankaralı ve İzmirli olan toplam 15 öğrenci. Biri uçak mühendisi olmak istiyor. Dört tanesi hukuk okumak istiyor. İkisinin tercihi öğretmenlikten yana. İkisi ne olacağına henüz karar verememiş. Psikoloji okumak isteyen iki öğrenci var. Lojistikçi, İletişim gıda mühendisi ve pilot olmak isteyen de birer öğrenci var. Genellikle1991 ve 1992 doğumlular. İkisi 1990 birisi 1989 altı tanesi de1992 doğumlu. Sloganları "KAYBETTİKLERİNİ BOŞVER, KENDİNİ KAZAN."

Sınıf 2010’daki eğitmenler biri rehberlik olmak üzere toplam altı kişi. Tarih Matematik ve Felsefe eğitmenleri erkek Coğrafya Türk Dil Edebiyat ve Rehberlik ise bayan eğitmenlerden müteşekkil. Eğitmenler diyoruz zira sınıf 20102un internet sitesinde böyle adlandırılıyorlar. Programın bir de danışmanları var. Danışmanlar biri eğitim koçu biri de yaratıcı drama olmak üzere iki kişiden oluşuyor.

On yıllardır adeta bir denem tahtasına dönmüş olan Türkiye’deki eğitim sistemini aşmış baştan aşağı ideal gibi gösterilen Sınıf 2010’daki olumlulukları görmeyecek değiliz. Öğrenci öğretmen ilişkisi görece özgürlük ortamı öğrenciye yaklaşımdaki anlayışlılık ve hoşgörüyü anlamayacak veya takdir etmeyecek değiliz. Elbetteki doğru olana doğrudur demek erdemdir ve bizlerin sınıf 2010’nun bu faydalı taraflarına destek vermemiz veya en azından iyi şeyler yazmamız gerekir.

Ancak gerek program tasarımcılarının gerek Sınıf 2010’a seçilen öğrenci portföyünün gerek eğitimcilerin ve pek tabi en başta şu anda Ak Parti Hükümeti’nin idaresindeki TRT’nin atladığı ya da görmezden geldiği bir çok nokta olduğunun da altını çizmek gerekir.

İlk defa programı izlediğinizde sanki ya Avrupa ya da Amerika’dan bir okul görüntüsü hissine kapılıyorsunuz. Öğretmenlerin hitapları yaklaşımları öğrencilerin duyarlılıklarındaki batılı izler fiziki şartlar tam bir özgür eğitim öğretim modelini andırıyor. Kimse kimseyi dışlamıyor herkes gayet relaks tavırlar içerisinde etnik hiçbir baskı veya dayatma hissetmiyorsunuz. Özgürleşmeyi (!) aşmış öğrenci ve öğretmenleri gördükçe bir an nerede yaşadığınızı hangi ülkede bulunduğunuzu unutuyorsunuz. Bağırış çağırış yok hakaret küfür yok birbirine “Kürt” müş gibi bakan yok.

Kısacası Sınıf 2010’u izlediğinizde her şeyin yolunda olduğu gibi bir hisse kapılmamanız mümkün değil.

Fakat Sınıf 2010’da sorun yok gibi gösterildiği gibi aynı zamanda hiçbir ideolojiye de rastlayamıyorsunuz. Öğrencilerden ideolojik hiçbir yaklaşım veya yorum duyamadığınız gibi öğretmenlerde halen sistemin hakim ideolojisinin dışında hiçbir konuya gir(e)miyorlar. Yıllardır militarist şablonlarla dayatılan semboller üzerinden idare edilen eğitim sistemini reforme ediliyor zannı uyandırılan sınıfta oldukça idealist öğretmenlerin karşısında gayretkeşane tavırlar içerisindeki öğrenciler dikkat çekiyor.

TV ekranlarında Hayat Bilgisi isimli dizi ile başlatılan eğitici ve öğretici (!) okul dizilerinde sonradan Arka Sıradakiler dizisi ile devam ettirildi. Bugünlerde ise Öğretmen Kemal isimli diziyle zirve yapmış durumda.”Başka hayatlar aynı alfabe” sloganı ile vizyona sokulan dizide “öğretmen kemal” isimli karakter her bölümde gençlerin hayatlarında önemli değişiklikler yapan bir figür olarak kendisini gösteriyor. Tüm bu dizilerle yarını kurmaları beklenen gençlerin raydan çıkmış olsalar bile sistemin belli sembollerini yenileyerek tekrardan sahiplenmeleri imaj fikri işleniyor. Takip edebildiğimiz kadarıyla yapılmak istenen şey açıkça bir kandırmaca ve uyutmaca oyunu bu çok açık. Medya dünyasında öteden beri kimlikleri ve hangi grubun mensubu oldukları belli olan Birol Güven gibi Hamdi Alkan gibi tiplerin koordinatörlüğünde Kemalizm’e ve sistemin değerlerine eskisinden çok daha bağlı bir gençlik yetiştirilmeye çalışılıyor.

Sınıf 2010 saymaya ve izah etmeye çalıştığımız bu diziler kadar sanal ve medyatik görünmese de öğrencilere sunduğu proje anlamında bu dizilerden çok daha manipülasyona dayalı yaklaşımlar içeriyor.

Ülkenin en yakıcı sorunlarına ve hak ve özgürlüklere ait hiçbir dil veya işaret içermiyor. Adeta ülkenin tek sorunu kala kala Türkçeden matematikten ful çıkartmakmış gibi bir basitliğe ve çıkarcılığa indirgeniyor. Zaten üniversite sınavı ve onun öncesinde de liseye geçişte yaşanan azmışçasına ve kendisinden başkasını düşünmemeye ve bencilliğe ayarlı sınav sistemleri ile şaşkına döndürülen geniş genç kesimler oradan oraya savrularak kendilerini face’de anlamlandırıyorlar birbirlerini twit’lemekten başka bir şeye zaman ayıramıyorlar. Binde bir de olsa gerçek ve sahici olanla yüzleştikleri anda ise bu onlar için bir espri konusu ya da üzerinde durulmaya gerektirmeyen arızi bir durum olarak görüyorlar.

Kitap okuması özendirilmeyen ideoloji bilmekle kafayı yiyeceği ya da başının belaya gireceğine inandırılan öğrenciler arasında madde kullanımın artması sigara v.b. maddelerin artık tatmin edemez duruma gelmiş olmasını Maarif Vekaleti(!) acaba neyle izah edecektir. İlköğretimde başörtüsünü tuhaf karşılayan ve kılık kıyafet kanununu hatırlatan bir Bakan’ın idare ettiği Eğitim sistemindeki sorunların bırakın çözülmesi bu kafayla kördüğüm olması kaçınılmazdır.

Evet Sınıf 2010’daki öğrenciler son sürat üniversite sınavına hazırlanıyorlar. Herkes üzerlerine titriyor. Öğretmenleri anne babalarından daha müşfik ve sevecenler. Yiyorlar içiyorlar test çözüyorlar. Tek dertleri bu.Daha fazla çok daha fazla net çıkartmak. Baskıyı dayatmayı bilmiyorlar. Yasağı duymamışlar. Ellerinde yaprak testler zamanla yarışıyorlar. Burhan Kuzu’ya yumurta fırlatanlara Başbakan’ın dediği gibi yarını valileri kaymakamları olamasalar da doktorları mühendisleri öğretmenleri ekonomistleri olacaklar. Neo-Osmanlıcılık belki de bu olsa gerek artık yürüyemeyen sistemin kılcal damarlarına kan pompalamak.

Günden güne yozlaşan bu topluma sahip çıkacak olan ise elbette ki; ayakları yere basan söyledikleri ile tavırları tutarlı olan hak ve özgürlüklerin mücadelesini verirken “zulme karşı direniş, herkes için adalet” sloganını özümsemiş örnek Kur’an neslini inşa etmek için açık kimlikle mücadele veren Müslümanlardır.

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim