Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım!

05.11.2009 00:08

İbrahim Kiras

Şöyle bir soru var: Darbe ve cunta faaliyetlerine en fazla AK Parti iktidarı döneminde şahit olmamız tesadüf mü?

Son yıllarda yaşadıklarımıza bakarsanız haklı bir soru. Ama bir yanılsamaya dayanıyor. Darbecilere karşı açıktan mücadele en fazla bu dönemde verildiği için tablo bize öyle görünüyor. Geçmişteki durumun şimdikinden farklı olduğunu söylemek pek doğru değil.

Bizim ordunun içinde cunta oluşumları, darbe hazırlıkları vesaire hiçbir zaman eksik olmuyor. Çünkü bu darbelerin, cuntaların, andıçların, bilmemnelerin arkasında komuta kademesinin konjonktürel çıkışları yok. Aksine komutanların hepsi birden değişse de kendisi hiç değişmeden kalan bir zihniyet var bunların arkasında.

TSK’da egemen olan bu anlayışın adını doğru koymak lazım. Bunun adı “Jakoben Kemalizm”. Türkçesi tepeden inmecilik. Daha da Türkçesi: Halkın değerlerine inançsızlığın beslediği demokrasi inançsızlığı.

Yüksek bürokrasiyi oluşturan kurumların hepsinde bu zihniyetin egemenliği aşikâr. Ayrıca, bürokrasi haricinde, bu anlayışı tutkuyla sahiplenen bir kurum daha var: CHP.

Onun için “biri tutmuş... biri pişirmiş” hikayesindeki gibi zamanı geldiğinde biri darbe yapıyor, öbürü onaylıyor, bir diğeri durumu siyasete uyarlıyor...

***

TSK bünyesinde egemen olan anlayışla CHP zihniyetinin paralelliği Türkiye’nin demokrasi tarihinde karşımıza çıkan bütün ciddi problemlerin kaynağı.

İsterseniz daha açık şöyle anlatabiliriz:

Eskiden “CHP+Ordu: İktidar” diye bir formülden bahsedilirdi. Yani CHP ile ordu el ele verecek ve iktidarı ele geçirecekler. Galiba 27 Mayıs’tan kalma bir slogan.

Oysa 27 Mayıs’tan bugüne kadarki süreçte gayet net biçimde gördük ki iki kurumun bir araya gelmesine ihtiyaç yok. Çünkü bunlar birbirlerinden ayrı değiller. Yönetici kadroların taşıdığı zihniyet daima aynı.

Bu bakımdan aslında iktidar güçlerinin ordu ve CHP diye iki ayrı kuruma sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Zaten pratik işleyiş de şöyle oluyordu:

CHP zihniyeti zaten iktidardaydı. Ama “cahil” halkın oylarıyla gelen sağ “siyasi iktidar”lar müesses “Zihniyet İktidarı”na az çok zarar veriyorlardı. Ne var ki CHP halkın değerleriyle kavgalı olduğu için -yahut kendilerine soracak olursanız “halkın temiz din duygularını istismar edemediği için”- seçim yoluyla siyasi iktidarı devralma imkânına sahip olamıyordu.

Ama bunun da bir çaresi vardı: CHP’nin sandıkta yenemediğini askerler gelip iktidardan indiriyor, CHP’nin “Zihniyet İktidarı”nda oluşan zedelenme tamir ediliyordu.

***

Trajik bir hal bazen komik görünebilir. Biz de ister gülelim, ister ağlayalım... TSK’da egemen olan anlayışın ürettiği tablo aşağı yukarı bu.

Mesele şu ki o anlayış hâlâ yerinde duruyor.

Şimdi yeniden bir “demokratik sistem inşası” peşindeysek eğer, silahlı kuvvetlerimizde “o anlayışın” egemenliğini en azından tartışma konusu yapmak gerekiyor.

O anlayışla hesaplaşmamızı yapamazsak darbelerin, cuntaların yolunu nasıl kapatacağız?

“Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım” diyerek mi?

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim