Lübnanlı İslam âlimi Fethi Yeken, İstanbul'daydı

28.05.2008 12:48

Elif Çakır

Erbakan Hoca'nın "kayıp trilyon" davasından dolayı aldığı ev hapsi cezasının pazar günü gece yarısından itibarın başlayacağını, ne yalan söyleyeyim, hiç takip etmemiştim.

Bunu cumartesi günü, Lübnan'dan gelen tanınmış İslam âlimi ve Lübnan İslami Amel Partisi Genel Başkanı Fethi Yekenle özel görüşmemiz esnasında öğrendim

Hemen hepsi (15'den fazladır) Türkçeye çevrilen ve yıllar öncesinde birkaçını okuduğum kitapların yazarı Fethi Yekenle görüşmemizde bu konuyu gündeme getirince, "vefa'nın nasıl bir duygu olduğunu daha iyi anladım.

Kendisi de Erbakan Hoca ile aynı yaşlarda olan bu zatın, infazın başlamasından önce Lübnan'ın karışık ortamındaki işini gücünü bırakıp Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile bu konuyu konuşabilmek için koşup gelmesini takdir etmemek mümkün değil.

"Hoca'nın talebeleri olarak, bu ayıp Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'e yeter” diyor Fethi Yeken. "Abdullah Gül'ün af yetkisini kullanması çok mu zor" diye soruyor.

28 Şubat sürecinde Refah Partisi'nin aldığı hazine yardımı hakkında açılan dava, Anayasaya aykırı bir şekilde Maliye Bakanlığı tarafından yürütülmüş ve Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilerek ceza verilmesi sağlanmıştı. Partilerin mali denetimini yapmaya yetkili tek kuruluş Anayasa Mahkemesi iken, dönemin maliye bakanları ve Yargıtay Başsavcılığı hukuka rağmen bunu yapmışlardı. Yakın dönemde aynı husus CHP için söz konusu olunca hukuk doğru işlemiş ve konu Anayasa Mahkemesi'ne havale edilmişti.

(Yazıya başladığımda tekrar aradım, randevu talebine cevap gelmediği için Lübnan'a dönmüş.)

Her şeyi çabucak unutuverdiğimiz için, konuyu kısaca özetledim. Yoksa, Fethi Yeken'le Ortadoğu merkezli bir konuşma yaptık.

***

Avrupa Birliği macerasını Türkiye için zillet olarak görüyor Yeken, "Bir zamanlar Batının kapısında dilendiği Türkiye, Avrupa kapısında dilenmemeli" diyor. "Gücünün farkına vararak, bölgede ağabeylik yapmalı. Bunu ancak Türkiye yapabilir."

O heyecanla anlatırken, Erbakan Hoca'yı Avrupa Birliği macerasını Türkiye için zillet olarak görüyor Yeken, "Bir zamanlar Batı'nın kapısında dilendiği Türkiye, Avrupa kapısında dilenmemeli" diyor. "Gücünün farkına vararak, bölgede ağabeylik yapmalı. Bunu ancak Türkiye yapabilir."

0 heyecanla anlatırken, Erbakan Hoca'yı dinlemiş gibi oluyorum.

Konuyu Lübnan'a getirmek istiyorum, o halen Türkiye'nin yapması gerekenleri anlatıyor.

Lübnan'daki Türk askerlerini soruyorum, gülümsüyor. "Onlar bizim misafirimiz, diğer yabancı askerler de." Kısa bir nefes arası verip ekliyor: "Güvenliğimizi sağladıkları sürece."

"Ama eğer NATO'nun çeşitli yerlerde yapmak istedikleri gibi bir görev üstlenirlerse, 1980'de Amerika'nın bölgede bulunan gemilerine yaptığımızı yaparız!"

Türkiye'ye bu kadar muhabbetle bakan bir insan, söz konusu Lübnan'ın bağımsızlığı olunca, büyük bir ciddiyete bürünüyor. İsrail ve Amerikan politikalarına eşlik edecek hiçbir güce tahammüllü olmayacaklarını vurguluyor.

Fethi Yeken ve partisi Sünni cemaatin öncüsü. Hizbullah ise Şii.

Aralarında bir ayrılık olup olmadığını soruyorum. Çok net cevap veriyor: "Aramızda bazı ihtilaflar olsa da, Şia'ya karşı mücadele eden bir grup olmayacağız. Ortadoğu oyunlarında Amerika ve İsrail'e karşı hep birlikte olacağız. Lübnan'da Dürziler, Hıristiyanlar ve başka gruplar da Hizbullah'ı destekliyorlar. Dünyada Amerikan politikalarına karşı olan ülkelerle de aynı tutum içerisindeyiz. 2006 Hizbullah zaferinden önce Lübnan'da mezhep farklılıkları hiç konuşulmazdı. Irak'ta olduğu gibi Lübnan'da da aynı oyunu oynuyorlar ama bilsinler ki bu oyun asla tutmayacak. Lübnan'daki direnişi 80'lerde biz başlattık ama arkamızda destek yoktu Hizbullah'ın arkasında destek var. Bizi desteklemesi gereken Sünni Arap ülkelerinin hükümetleri zaten Amerika'nın destekçisi."

Nasrallah veya Fadlallah ile görüşüp görüşmediğini merak ediyorum. Tabi ki görüşüyoruz" diyor. "Ancak yakın zamanlarda yüz yüze görüşmeye fırsat bulamadık. Ama telefonla sık sık görüşüyoruz."

Lübnan'daki karmaşanın sebebini ise Fethi Yeken şöyle yorumluyor: "Lübnan'da şu anda gelişmekte olan olaylar yeni değil. Amerikanın uzun yıllardan beri Lübnan üzerindeki oyunlarının bir neticesi olarak kabul edebiliriz. Lübnan'daki İslami gücü silip kendisini hâkim kılmak istemesinden başka bir şey değil. Lübnan'ın kurtuluşundan bu yana bir çatışma sürüyor."

Bugünlerde Türkiye'nin arabuluculuk yapmasıyla gündeme gelen Suriye-İsrail anlaşmasını soruyorum: "Suriye, Golan tepelerini alıp, Hizbullah ve Hamas başta olmak üzere bölgedeki direnişe desteğini keser mi?"

"Bölgedeki Amerikan/İsrail karşıtı direniş güçlerine desteğini çekmek karşılığında Golan'ı alacak bir anlaşma yapmak, Suriye'nin sonu olur. Bunu düşünmek bile istemiyorum. Suriye'yi yakından tanıyorum ve böyle bir şey yapacaklarına ihtimal vermiyorum."

Son olarak İran'ın vurulması hususunda ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum.

"Amerika, kendine boyun eğen ülkeler dışında kimsenin nükleer silah üretmesini istemiyor. Iran, bölgedeki gücünü kullanmayı da biliyor. Amerika Rusya'da oyunlar oynadı, Irak'ta oynadı. Amerika dünyanın ilahı olmak istiyor. Bunun önündeki engel İran'dır, bu nedenle vurmak istiyor. Ama İran’da bu oyun başarılı olamayacak.”

Taraf gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim