1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. LÜBNAN

  4. Lübnan Siyasetinde Hizbullah Gölgesi
Lübnan Siyasetinde Hizbullah Gölgesi

Lübnan Siyasetinde Hizbullah Gölgesi

Lübnan’da “ülkeyi yeniden inşa eden” isim olarak nitelenen eski Başbakan Refik Hariri’ye yönelik suikastın 10’uncu yılında ülkedeki Sünni grupların siyasette etkisi azaldı.

A+A-

AYŞE SARIOĞLU / AA

Başkent Beyrut’un merkezinde 14 Şubat 2005’te uğradığı bombalı saldırıdan kısa süre önce ülkeyi 29 yıldır işgal eden Suriye askerlerinin çekilmesi için müzakereler yürüten Hariri’nin ölümünden sonra, “suikastın ardındaki örgüt” olmakla suçlanan Hizbullah, Lübnan siyasetinde gücünü arttırdı.

Suriye’nin, 2005’te Lübnan’daki askeri varlığını çekmesiyle sonuçlanan Sedir Devrimi, Lübnan siyasetinde Şam etkisinin kırılması için geçici bir adım oldu. Hariri’nin oğlu Saad Hariri liderliğinde kurulan 14 Mart Hareketi, Suriye karşıtlarını bir çatı altında topladı. Ancak Hizbullah Suriye yanlısı Hıristiyan grupları da yanına alarak, 8 Mart Hareketi’nin oluşumuna öncülük etti.

Haziran 2006’daki 34 gün süren İsrail savaşı da Hizbullah örgütünün elini güçlendirirken, Hariri sonrası yeni liderini arayan Sünni grupların etkinliğini zayıflattı.

Hizbullah, BM Hariri Suikastı Komisyonu'na rest çekti

Lübnan siyasetini kontrol altında tutmak isteyen Hizbullah, ilk günden itibaren Hariri suikastından İsrail ve ABD'yi sorumlu tuttu. Mahkemenin, suikastle ilgili suçlamalarını reddeden Hizbullah, BM'nin kurduğu Hariri Suikastı Araştırma Komisyonu ile işbirliği yapmadı. Örgüt lideri Hasan Nasrallah, Komisyonun saldırıyla ilgili suçlanan 4 Hizbullah üyesinin teslim edilmesi talebine, “Değil, 3 yıl, 30 yıl, 300 yıl geçse bile kimseyi teslim etmeyeceğiz. Onlara uzanan elleri keseriz” açıklamasıyla meydan okudu.

Hariri sonrası gelişmeler

Hariri’nin ölümünden sonra kimin başbakan olacağı konusunda sert tartışmalar yaşandı. Önce "ılımlı" bir isim olan Ömer Karami, başbakanlık koltuğuna oturdu. Ancak Karami, yoğun protestolar nedeniyle 3 ay sonra görevi Suriye’ye yakınlığıyla bilinen Necip Mikati’ye bırakmak zorunda kaldı. Necip Mikati de selefi Karami gibi büyük halk tepkisiyle karşılaşınca başbakanlığı, Hariri çizgisine yakın Fuat Sinyora’ya devretti.

Hariri çizgisinin lider arayışı, 2009’da oğul Saad Hariri’nin başbakan olmasıyla geçici olarak karşılık buldu. Ancak bu istikrar dönemi uzun sürmedi. Saad Hariri hükümeti, 30 üyeli kabineden, Hizbullah ve Hizbullah'ı destekleyen gruplara mensup 11 bakanın istifasıyla 2011 yılında düşürüldü.

Hariri, başbakanlıktan ayrıldıktan birkaç ay sonra "Lübnan'da can güvenliği olmadığı” gerekçesiyle ülkeden ayrıldı. Saad Hariri, önce Fransa'da daha sonra da babasının 27 yıl kaldığı Suudi Arabistan’da yaşamaya başladı.

"Hizbullah destekli Sünni Başbakan Mikati"

Hariri hükümetinin düşürülmesinden sonra “Hizbullah adayı” olarak bilinen Trabluslu Sünni milyarder iş adamı-politikacı Necip Mikati, yeniden başbakan oldu.

Mikati’nin ikinci başbakanlık döneminde, Refik Hariri’ye en yakın isimlerden Lübnan İstihbarat Başkanı Visam Hasan, 2012’de Beyrut’un Eşrefiye semtinde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Muhammed-ül Emin Camii’nde Hariri’nin yanına defnedilen Hasan’ın ölümü, Hariri yanlıları arasında büyük tepkiye neden oldu. Trablus, Beyrut ve Sayda şehirlerinde binlerce kişinin katıldığı ve yerel basında “Lübnan intifadası” olarak adlandırılan gösteriler nedeniyle Başbakan Mikati, “Ben Hizbullah’ın başbakanı değilim” açıklaması yapmak zorunda kaldı.

Mikati, kendisine yönelik yoğun protestolar, yeni seçim kanunu konusundaki anlaşmazlık ve “Hizbullah karşıtı” olarak bilinen dönemin İstihbarat Şefi Eşref Rifi’nin görevden alınmasıyla ilgili baskılar nedeniyle istifa etti.

Hizbullah’ın, “mevzi kaybettiği” bu istifa sonrasında Temmam Selam, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suudi İstihbarat Şefi Bender bin Sultan ve eski Başbakan Saad Hariri ile görüştükten sonra Beyrut’a dönerek 2014’ün Şubat’ında yeni hükümeti kurdu.  Ancak Sünni grupların yeniden etkin oldukları bu dönem de uzun sürmedi.

"Yeni cumhurbaşkanı Suriye yanlısı mı olacak?"

Eski Başbakan Saad Hariri’nin başını çektiği 14 Mart Hareketi, Mayıs 2014’te görev süresi dolan 12'nci Cumhurbaşkanı Mişhel Süleyman’ın yerini alacak yeni cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda Hizbullah’la karşı karşıya geldi.

14 Mart Hareketi’nin desteklediği aday olan Samir Caca’nın seçilme ihtimalini zayıf gören Hariri liderliğindeki Müstakbel Partisi, “Tek seçeneğimiz Caca değil” açıklaması yaparak, Aralık 2014’te Hizbullah ile diyalog görüşmeleri başlattı. Böylece, Hizbullah’ın cumhurbaşkanlığı adayı Mişel Avn’ın seçilmesi konusunda 8 Mart’çılara yeşil ışık yakmış oldu.

Ancak bu adım, Lübnan siyasetindeki “çalkantıyı” bitirmeye yetmedi. Mişel Süleyman’ın yerini alacak 13'üncü cumhurbaşkanı hala seçilemedi. Suriye’deki iç savaş ve güvenlik riski gerekçe gösterilerek, seçimler 20 Haziran 2017’ye kadar ertelendi. Temam Selam’ın kurduğu geçici hükümetin görev süresi de bu tarihe kadar uzatıldı.

Bugün Lübnan’ın Sünni bölgelerinde sıklıkla görülen ve Hariri suikastının faillerinin bulunmasını talep eden “Zaman-el adale” "Adalet zamanı" afişleri, Hariri yanlılarının 10 yıldır bekledikleri “gelmeyen adalet” ile siyasi olarak etkisizleştirilmeye gösterdikleri tepki olarak değerlendiriliyor.

Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT