Lübnan: 'Hoş emdid'den 'hoş geldin'e

29.11.2010 00:43

Ureyb El Rentavi

Lübnan'da bir Türkiye-İran rekabeti yok ancak eşyanın tabiatı bu. Bölgede yükselen güçler, uluslararası güçlerin çekilmesinden veya Arap güç merkezlerinin aşınmasından doğan her boşluğu doldurmaktalar neredeyse.

Lübnan, Türkiye'nin 'esnek gücünü' test etmeye çalıştığı 'jeo-siyasi' boşluk sahalarından biri. Türkiye bu küçük ülkedeki güç kartlarının sınırlı, değersel ve ahlakî nitelikte olduğunun, İran'ın ise bütün Şii mezhebini kapsayan bir nüfuz tabanının bulunduğunun farkında.

Sünni Lübnanlılar ve en belirgin siyasî ifadeleri olan Müstakbel akımı, Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretini Ahmedinejad'ın birkaç hafta önceki Lübnan ziyaretiyle mücadele içine koydu. Dev kalabalıklar ve geniş kapsamlı medya kampanyaları, Dahiye ve Bin Cübeyl'deki kalabalıkları anımsatıyor. Hariri akımının açık Türkçeyle Erdoğan'ı karşılamak için yükselttiği 'hoş geldin' sloganı, Hizbullah'ın açık Farsçayla Ahmedinejad'ı karşılamak için yükselttiği 'hoş emdid' sloganına karşılıktı.

Lübnan'daki Şii ve Sünni mezhepçi kutuplaşma iki büyük bölgesel gücü 'iğne deliğine' girdirmekte başarılı oldu. Oysa İran ve Türkiye mezhepler coğrafyası ve sınırları için geçici bir rolle bütün bölgeyi istiyor. Birinci kanıt, Ahmedinejad'ın Hariri ile ve Erdoğan'ın Hizbullah heyetiyle görüşmesi. İkinci kanıt ise İran Cumhurbaşkanı ve Türk Başbakan'ın Lübnan çabalarının Suriye-Suudi Arabistan ortak hareketine alternatif değil, bu hareketi desteklemek ve takviye etmek için olduğunu teyit etmeleri.

Mezhepçi kutuplaşma, bazı Lübnanlı grupların kendi siyasî tutumları ile bu bölgesel iki gücün tutumları ve politikaları arasındaki buluşma ve farklılık noktalarını görmelerini engelledi. Zira Hizbullah ve Dahiye bölgesi halkları, Erdoğan'ı karşılama festivallerinde güçlü şekilde yoktu. Oysa Türk liderin özellikle de İsrail'e saldırısının şiddeti, direniş seçeneğini savunma dozu, 2006 zaferini övmesi ve gelecek savaşta Lübnan zaferine güvenindeki siyasi söylemi, Hariri ve Müstakbel akımın söyleminden çok Hizbullah'ın söylemine daha yakındı. Sanki Hizbullah bu kibirle Hariricilerin İran liderini karşıladığı durgunluk görüntülerine ve sadece resmî karşılamayla yetinilmesine karşılık veriyordu. Hizbullah bu hataya düştü.

Erdoğan'ın Lübnan ziyaretini başarılı kılmak için bütün zamanını ve çabasını veren Hariri ve Müstakbel akımı siyasi söylemin içeriğine hatırı sayılır hiçbir önem vermediler, Erdoğan'ın Sayda ve Akkar eteklerinden tarihî duruşunun göstergesine dikkat çekmediler. Genelde yerel rakiplerine karşı bölgesel referanslarını hoşnut etmek için bazen İran'la mücadelede çocukça tacizler ve küçük sinirlenmeler mantığına boğuldular.

Hariri ve Müstakbel akımı Erdoğan'ı karşılamasında Hizbullah'ın Ahmedinejad'ı karşılamasını andıran bir çaba ortaya koymadı. Ayrıca ziyareti, akımın halk desteğini yineleme ve Hariri'nin liderlik dizginini geri almak için kullanmadı. Lübnan'da 'Suudi rolünün hastalığı', 'Hariri ile Şam ilişkilerindeki durgunluk' ve 'yalancı şahitler' sorunuyla birlikte Hariri'nin liderliği sarsılmıştı. Fakat Hariri'nin ziyareti tekeline almakta abartıya kaçması, merasimler ve eskortlarla intikam alması, bazı Sünni kesimler de dahil birçok Lübnanlıyı kendisine karşı kışkırttı, Lübnan'ın en büyük ikinci kenti Trablus'ta kötü bir intiba bıraktı.

Durum ne olursa olsun Erdoğan'ın Lübnan ziyareti ve ziyaret sırasında İsrail, Filistin sorunu ve Arap-İsrail çekişmesine dair kendisinden çıkan tutumların bir benzerini açık Arapça lisanıyla duymadık. Öncesindeki Ahmedinejad'ın ziyareti ve Binti Cübeyl'deki meşhur konuşması, bizleri komadaki Arap rejiminin geleceğine dair daha ümitsiz kılıyor. İki bölgesel büyük komşu liderinin yaptığı gibi Lübnan'a kuzeyinden ve güneyinden giren Arap lideri yok. Arap milletimiz içinde tıpkı Türk ve Arap liderlerin yaptığı gibi kendi dilini, söylemini ve nabzını geri almaya kadir bir lider yok.

Ürdün gazetesi El Düstur, 27 Kasım 2010

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim