1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Liseli Gençlere Kitapla Siyonist Propaganda
Liseli Gençlere Kitapla Siyonist Propaganda

Liseli Gençlere Kitapla Siyonist Propaganda

MGD kitabı ne buyuruyor dersiniz? Aynen şöyle: “Türkiye-İsrail ilişkileri son dönemde karşılıklı yarar temelinde, başta siyasi, ekonomik, teknolojik, bilimsel ve askeri alanlar olmak üzere her alanda çok yönlü bir gelişme göstermiştir.”

A+A-

Liselerde Siyonist propaganda / Kenan ALPAY

Milli Güvenlik Dersi (MGD), lise 2. sınıf öğrencileri için hem en zorunlu hem de en sorunlu ders olarak kronik bir kriz olmaya devam ediyor.

Dersin işleyişine, müfredatına ve misyonuna ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı nedense en ufak bir müdahalede bulunamıyor.

İçeriğinden işleyişine kadar Milli Güvenlik Dersi her şeyiyle Genelkurmay tarafından MEB’e resmen dikte edilen bir derstir. Elimde bulunan 2006, 2009 ve 2011 baskılı MGD kitaplarının kaynakçası şöyle: Genelkurmay Başkanlığı Dökümanları ve Türkçe Sözlük/TDK. Diğer dersler gibi MGD’nin de amacı “Atatürkçülüğü bir yaşam biçimi olarak benimsetmek.” En önemli fark ise okulda bu işin Atatürkçülüğün asıl temsilcisi ve muhafızı olan TSK mensupları tarafından yapılması.

İç ve dış tehdit tanımlarının en yüksek ve en keskin perdeden anlatıldığı kitapta lise öğrencilerine Siyonist İsrail’e ilişkin nasıl bir algı aşılandığını irdelemek aciliyet kespediyor. Okulları kışla, idareci ve öğretmenleri emir subayı, öğrencileri ise kurşun asker çerçevesine sıkıştırmayı hedefleyen ‘Atatürkçü militarizm’in Siyonist İsrail vizyonu MGD kitaplarında nasıl işleniyor acaba?

Kitaptaki “Türkiye’ye Yönelik Tehditler ve Çevre Ülkelerle İlişkiler” ünitesi ilginç ve çarpıcı bir diplomatik teamül çıkarıyor. Türkiye’nin diğer devletlerle münasebetleri aktarılırken açıkça “bütün komşular bir tarafa İsrail bir tarafa” anlayışı dikte ediliyor. Nasıl mı? Yunanistan, Bulgaristan ve Ermenistan gibi Hıristiyan toplumların yaşadığı ülkelerle ilişkiler, verilen her bir örnekle, giderilmesi mümkün olmayan düşmanlıklar olarak anlatılıyor. Tarihten bugüne devam eden “toprak ihtilafları, terör politikaları, işbirlikçilik, soydaşlarımıza yapılan baskılar” bolca işleniyor.

İran, Irak ve Suriye gibi Müslüman toplumların yaşadığı ülkelere dair verilen örnekler de aynı çatışma mantığı üzerinde işliyor. Teokratik yönetimini ihraç etmek isteyen İran; topraklarını teröre üs olarak kullandıran ve Türkmenleri sindirmeye çalışan Irak; Hatay’a ve sınırı aşan sulara göz koyduğu için teröre destek olan Suriye. Bu ülkelerle ilişkilerin şimdilik düzelme eğilimine girdiği, böyle bir izlenim verdiğinin altı kalınca çizilir.

Yazının devamı…

HABERE YORUM KAT