Liechtenstein’dan Mektup Var

23.10.2008 00:44

İbrahim Sediyani

Kendisine, kendisinin de bilmediği ve ben söylemesem hiçbir zaman da öğrenemeyeceği güzellikler borçlu olduğum sevgili Haksöz sitesi, bize yeni güzellikler yaşatmaya devam ediyor. Bizler – bir Allâh bir de uğruna ihmal ettiklerim şahid – kaleme aldığımız her yeni yazıyı, Pakistan’dan döndükten sonra, günün 14 saatini geçirdiğimiz işyerinde, dışarıda lapa lapa yağan karı camdan seyrederek ilk yazımızı yazdığımız o günkü heyecandan hiçbir şey kaybetmeden yazarken, ummadığımız, beklemediğimiz yerlerden aldığımız güzel karşılık, bize anlatmakta zorlandığımız, bir de, daha önce yaşadıklarımızdan ötürü anlatmaya, paylaşmaya biraz da çekindiğimiz mutluluklar tattırıyor.

Geride bırakalı daha bir ay bile olmayan Ramazan Bayramı’nın benim için ayrı bir önemi ve mutluluğu vardı. Bunun yegâne sebebi, haftada bir gün dinlenen bir insan olarak, Kasım 2006’dan bu yana geçen iki yıllık uzun bir zaman zarfında bir gün bile izin almadan çalışmış, son iki yıl içinde iki gün art arda hiç dinlenmemiş, çalışmadan geçen bir 48 saati olmamış bir işçi olarak, bir haftalık “bayram tatili”ne ayrılmış olmam değildi kuşkusuz. Bunun en başta gelen sebeplerinden biri, dünyanın en küçük 6. ülkesi olan Liechtenstein’ın, dünyanın en küçük 5. başkenti olan Vaduz kentinden bana gönderilen bir mektuptu. O mektup ki, aldığım en güzel “bayram hediyesi” oldu.

Bayramda, Liechtenstein Turizm Bakanlığı imzalı Almanca olarak kaleme alınmış bir mektup aldım. Başkent Vaduz’dan gönderilen bir mektuptu bu. Seyyâh’ın Sılâ’ya değil, Gurbet’in Seyyâh’a mektubuydu.

Liechtenstein, bu “küçüktür” ve “güzeldir” ülke, sitemizde yayınlanan “Bir Günde 4 Ülke ve Alpler’in Eteklerinde 4 Gün” adlı 5 bölümlük gezi yazımızdan ötürü bana ve Haksöz’e teşekkür ediyor, şükranlarını sunuyordu. Mektupta onların ülkelerini güzel bir şekilde anlattığımız ve Türkiye’ye tanıtımını ilgi çekecek biçimde yaptığımızın da hususen belirtilmiş olması, bende, bakanlığın bu yazıyı ülkelerinde yaşayan veya bizzat kendi kurumlarının çatısı altında çalışan Türkler’e tercüme ettirdiği ve Almanca çevirisinden gezimizi okudukları düşüncesinin doğmasına yol açtı. Zira mektup sadece teşekkür etmekle yetinmiyor, yazının içeriği hakkında da değerlendirmede bulunuyordu.

Buraya kadar olanı bile benim için Alpler’in zirvesine bedel ama dahası da var. Mektupta ayrıca, “Haksöz adlı bir yayın organında çalışan Türkiyeli bir yazarın Liechtenstein’a gezi düzenlediği ve bu gezisini kaleme aldığı, bu gezi yazısında ülkelerinden övgüyle söz edildiğine” dair “haber”in Liechtenstein’da yayınlanan günlük ulusal gazetelerde (zaten sadece 2 tane var) yer aldığı belirtiliyordu. Anlayacağınız, bizim Haksöz’deki yazımızı Liechtenstein’ın günlük gazeteleri “haber” yapmışlar, kardeşlerim. Gazetelerine “Haksöz” ismini yazmışlar.

İran, Polonya, Kürdistan Özerk Bölgesi, BM ve TBMM medyalarından sonra Liechtenstein medyasına da “Haksöz” ismini yazdırmış olduk, böylece. Bir de Almanya’nın en yüksek dağına yazmıştık bu ismi tabiî, ama onu saymıyoruz. Onu karın üzerine yazmıştık, şahâdet parmağımızla. Çoktan silindi o. Hafif bir rüzgâr esti ve alıp götürdü o yazıyı.

Bir de ne vardı mektupta, biliyor musunuz? Daha önce iki kez gittiğim Liechtenstein’a beni bir daha çağırıyorlar. Tanışmak, misafir etmek istiyorlar. Daha önceki gidişler gibi, “arabaya deli gibi atla ve git” değil bu. Resmî bir davet var. Bana, Vaduz’daki otellerin resimlerini gönderip altına da isimlerini yazmışlar, “seç beğen, dükkân senin” anlamında.

Mektubun verdiği bu mutluluğa karşın, bir de üzüntü yaşadım. Evet, üzüldüm bir de. Haksöz’ün eskiden Almanca yayını vardı, “Das Wahre Wort” diye. İlgisizlikten kapanan bu yayının şimdi olmayışına üzüldüm hakikaten. Olsaydı, Almanca’ya çevirtip yayınlardık gezilerimizi. Güzel olurdu.

Mektubun üzerinden nerdeyse 3, 5 hafta geçti ama, daha cevap yazmadım. Daha doğrusu yazıp kendilerine teşekkür ettim elbette; ancak, daha bir memnunluk içeren bir cevap yazmak istiyorum. Ne diyeceğimi de bilmiyorum ki!

 Sahi, ne diyeyim?

Selam ve dûâ ile Sılâ’daki kardeşlerim! Dünyanın her neresinde yaşanıyor ve yaşatılıyorsanız…

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

 

  • Yorumlar 6
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim