Lice Davasında Sanıklar 'Yüzleşmeye' Gelmedi

01.04.2015 15:34
Lice Davasında Sanıklar 'Yüzleşmeye' Gelmedi
Lice’de, 22 yıl önce yaşanan ve ikisi asker 16 kişinin öldüğü olaylara ilişkin açılan davaya İzmir’de devam edildi. Mağdurların katıldığı duruşmaya iki tutuksuz sanık gelmedi.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Diyarbakır Baro Başkanı ve davanın müdahil avukatı Tahir Elçi, 12 müşteki ile tarafların avukatları katıldı. Olayda yaşamını yitiren bazı kişilerin yakınları da duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya gelen, İzmir’de 2007 yılında polis kurşunuyla hayatını kaybeden Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun’un, Lice’deki olaylar sırasında evinin yakıldığını gerekçe gösterip müşteki olarak katılma isteği mahkemece kabul edildi.

Sanıklar katılmadı

Haklarında 'taammüden öldürme', 'halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik', 'cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma' suçlarından ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istenen ve tutuksuz yargılanan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ ise sağlık sorunlarını gerekçe gösterip katılmadı.

Avukatların talepleri

Duruşmanın başlangıcında, müdahil avukatları, yaklaşık bin 500 kişinin katılma talebinde bulunacağını, bu talepleri dilekçeyle mahkemeye sunacaklarını söyledi. Avukatlardan Zeynep Sedef Özdoğan, sanıkların hazır bulunmadığı bir yargılamanın söz konusu olamayacağını, iddianamenin sanıkların yüzüne okunması gerektiğini belirterek, duruşmalara gelmeyen sanıklar hakkında “yakalama” talebinde bulundu. Diğer avukatlarda, iddianamenin okunmamasını, mağdurların dinlenmesini, sanıklar hakkında yakalama kararı çıkartılmasını, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti.

Yaşadıklarını anlattılar

Mağdurlardan Mizgin Cantürk, olaylarda üç kardeşini kaybettiğini, o dönemde ilkokul ikinci sınıfa devam ettiğini, olayların görgü tanığı olduğunu, okuldan eve 5 dakikalık mesafeyi açılan ateşler nedeniyle evlere sığınarak yarım saatte gidebildiğini, eve gittiğinde üç kardeşinin ölmüş, anne ve babasının ağır yaralı olduğunu gördüğünü, ertesi gün maskeli askerlerin eve gelerek ağır yaralı olmasına rağmen babasına dipçikle vurarak, “Sen daha ölmedin mi” dediklerini söyledi. Cantürk, “Sanıklar çocuklarını önünde tavuk bile kesmezken, bizim gibi çocuklara o acıları yaşattılar. Annem vücudunda şarapnel parçaları olduğu halde, acılar içinde Diyarbakır’dan geldi. Sanıklar İzmir’de olmasına rağmen duruşmaya teşrif etmiyorlar. Hem sanıklardan, hem de emir aldıkları üst komutanlarından şikayetçiyim.” dedi.

Lice’de oto tamircisi olan Seyithan Cantürk ise şöyle konuştu:

“Kahvaltı yapıyorduk, bir helikopter taburun önüne indi. Bir kişi helikopterden çıktı ve kolunun altında dosya vardı, binaya girdi. Daha sonra taburun içinden tek el silah sesi geldi, aşağıya indim ve askeriyenin içinde bir koşuşturma vardı. Daha sonra taburun içinde kargaşa çıktı. Benim tamirci dükkanım var, daha sonra işyerimi açmaya gittim. İşyerimden evlerin bulunduğu mahalle görülüyordu. Biranda olaylar çıktı, oraya daha önce askerler de gelirdi. Bir asker bana ‘Evini buradan taşı, yakında sizi yakacaklar’ dedi. Olaylar yaşanmaya başlayınca o askerin söyledikleri aklıma geldi. Bir dere vardı, dükkanı da açık bıraktım ve orada saklandım, o şekilde hayatım kurtuldu, yoldan geçen bir arabaya binip olayın yaşandığı yerden ayrıldım. Kardeşimin üç çocuğu öldü, biri de yaralandı. Benim ise evim, işyerim ateşe verildi, ahırımdaki hayvanlarım telef oldu. Askerler ellerindeki bir tozu evin içine serpiyordu ve ateş edince biranda alev doluyordu. 450 haneli bir mahalle yaklaşık yarım saat içinde yok oldu. Mahalleden hiç ateş edilmiyordu. Polisler, askerler, cezaevindeki askerler ve helikopterle mahallenin üzerine ateş ediyorlardı. Ayakta olanları yakalayıp yere yatırıyorlardı. Lice’de silahlı ve sivil hiç kimseyi görmedim”

Kızı Kudret Ergün’ü kaybeden Sıktı Ergün, kızının ölüm anını görmediğini, ancak asker ve polislerin dışında ateş eden kimseyi görmediğini, ayrıca kızının ölümüyle ilgili devletten bir miktar tazminat aldığını belirtti.

“Askerlerin ifadelerine başvurulsun”

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın bölgeye geldiği sırada korumalığını yapan ve olaylar sırasında hayatını kaybeden jandarma uzman çavuş Yüksel Bayar’ın ağabeyi Muhammet Bayar, olaya tanıklık eden askerlerin isimlerini verip mahkemede dinlenmelerini istedi.

Üç çocuğunu kaybeden, Zarife Cantürk, iki tankın evlerini hedef alarak ateş açtığını, çocuklarının öldüğünü, günlerce komada kaldığını, sorumlulardan şikayetçi olduğunu söyledi.

“Mağduriyet arttı”

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, sabahki oturumun ardından açıklama yaptı. Elçi, davanın, İzmir’de görülmesine tepki göstererek, “Bu ağır suçtan sadece iddianamede yazılı kişiler zarar görmemiştir, aslında Lice tümüyle tahrip edilmiştir. Yüzlerce kişi zarar görmüştür. Bu olaylarda zarar gören bin 500 Liceli yazılı bir şekilde davaya katılmak istediklerini ifade etmişlerdir, bununla ilgili de mahkeme bir işlem yapacaktır, başka taleplerimiz de olacak” dedi.

Lice Dayanışma Platformu’ndan Sebahattin Kayran’da, “Bizim mağduriyetimiz sadece Lice ilgili değil. Geleceğimizin aydınlığı için bu mahkemenin neticelenmesi faillerinin tespit edilmesi önemlidir. Lice’de hala o travma var” diye konuştu.   

Yargılama durmuştu

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca zaman aşımına bir gün kala hazırlanan iddianamede, 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldürülmesiyle ilgili sanıklar Eşref Hatipoğlu ve Tünay Yanardağ hakkında, "Taammüden öldürme", "Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik", "Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

Güvenlik gerekçesiyle daha önce Eskişehir'e nakledilen dosya bu kentte TMK ile görevli mahkeme olmaması nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne geri gönderilmiş, Yargıtay, davanın İzmir'de görülmesine karar vermişti.

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davanın Haziran’daki ilk duruşmasında, sanık avukatının talebi üzerine "soruşturma izni alınması" için yargılama durdurulmuş dosyası Adalet Bakanlığı’na gönderilmiş, HSYK "soruşturma izni verilmesi"ne gerek olmadan yargılamanın yapılabileceği yanıtını vermişti.

Al Jazeera

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim